Son Dakika

ABD Başkanı Donald Trump’ın krizlerle dolu ilk yılı! Trump’ın dış politika çıkmazları

ABD Başkanı Donald Trump’ın krizlerle dolu ilk yılı! Trump’ın dış politika çıkmazları

Bir zamanların ünlü emlakçısı ve televizyon fenomeni Danold Trump’ın ABD’nin başkanlık koltuğuna oturmasından sonra ülkenin dış politikası sürekli olarak kriz üretti. Ülkenin önceki dönemine ait müttefiklik ilişkilerini yerle bir eden Trump, kendi ruh halini yansıtan bir üslupla agresif ve kavgacı bir dil kullanarak sık sık küresel krizlerin başaktörüne dönüştü.  

Muhammed Şimşek/Analiz Haber

Danold Trump’ın yönetimine geldiği ABD’nin, dünyaya bakışını açıktan ortaya koyması en azından geçmiş dönemlerdeki amiyane tabirle “yüzüne gülüp arkasından iş çevirme” üslubunu bir kenara itti. Ancak yüzündeki maskeyi düşüren ABD’nin, Trump yönetimindeki ilk yılına baktığımızda, dünya’nın dört bir yanında uygulamaya koydukları kaos planlarının her hangi bir duraksama göstermediğin söyleyebiliriz. Bilakis ABD daha saldırgan bir politika güderek başta Müslüman ülkeler olmak üzere birçok bölgede tezgâh kurdu ve kanlı süreçlere benzin dökerek olayları kışkırtma politikası güttü.

MÜTTEFİKLERİYLE KÖPRÜLERİ ATTI

Daha başkanlığının ilk yılında ABD’nin birçok eski müttefiki ile ilişkisini çıkmaza sokan Donald Trump, selefi Barack Obama’nın belirli seviyede yakınlık kurduğu bazı ülkelerle köprüleri atarak araya duvar ördü.
Özellikle sosyal medya hesapları üzerinden akla ziyan paylaşımlar yapan Trump, içeride medya ve kongre üyelerine yönelik polemiklere girerken dışarıda müttefik ülkelerle ilişkilerini hiç düşünmeden yokuşa sürdü. Seçim sonrası ABD’nin yeni dönemde kullanacağı dilin farklılık göstereceği beklenirken Trump’ın bütün süreçleri bu kadar hızlı kırılgan bir seviyeye taşıyacağı tahmin edilemiyordu.

Trump daha en başta Paris İklim Değişikliği Antlaşması ve Trans-Pasifik Ticaret Ortaklığı Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalardan geri adım atarak bu alanda Beyaz Saray’ın daha önce işbirliği sözü verdiği çok sayıda ülkenin güvenini sarsarken tepkilerin odağı oldu.

Kimileri tarafından ABD’nin uzun yıllar boyunca kurduğu ittifaklardan sıyrılma çabası olarak da yorumlanan süreçte Trump, özellikle Ortadoğu’da işbirliği yaptığı ülkelere yönelik aykırı çıkışlarıyla ilişkilerde kelimenin tam anlamıyla güven bunalımına yol açtı.

PAKİSTAN’I GÖZDEN ÇIKARDI

ABD’nin ikili yakın ilişkilerde yaşadığı ilk kırılma 15 yıldan fazla bir süredir Afganistan’da Taliban’a karşı birlikte mücadele ettiği Pakistan ile arasında görüldü. Pakistan yıllardır ABD’nin bölgede sürdürdüğü operasyonların karadan tek tedarik güzergâhı olmasına rağmen Trump yönetimi geçen ay kamuya açıkladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde müttefiki konumundaki ülkeyi sınırlarını koruyamadığı gerekçesi ile yerden yere vurdu. Bu kadarla da yetinilmeyen belgede eleştiride bahsi geçen konuda daha fazla çaba gösterilmediği takdirde ABD tarafından, İslamabad’a karşı adım atılacağı uyarısında bulunulmuştu.

Zira yakın zamanda ise ABD Dışişleri Bakanlığı Taliban ve Hakani grubuna karşı somut adımlar atana kadar Pakistan’a yardımların kesileceğini bildirdi. Bunun üzerine Pentagon tarafından 2017 savunma bütçesi adı altında Pakistan’a verilecek 900 milyon dolarlık askeri yardımın rafa kaldırıldığı ilan edildi. Uzmanlar, Trump yönetiminin bu hamlelerinin özellikle Güney Asya Stratejisi’nin altına dinamit yerleştirmek şeklinde değerlendirirken sürekli İslamabad’ı hedef alan suçlamalarda bulunmanın ve yardımları kesmenin en nihayetinde Pakistan’ı Çin’in kucağına itmek anlamına geldiğini belirtiyor.

KEHANET POZU VE KATAR KRİZİ

Başkan seçildikten sonra ilk yurtdışı ziyaretini Suudi Arabistan’a yapan Danold Trump’ın burada Kral Selman ve Darbeci Sisi ile verdiği üçlü kehanet pozunun hemen ardından Ortadoğu’da üst üste siyasi krizler patlak verdi. Bu siyasi krizlerin başında körfez ülkelerinin Katar’a uyguladığı ambargo gelirken ABD bu süreçte bölgedeki en yakın müttefiki konumundaki Katar ile ilişkilerini bozdu.

ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük askeri üssüne ev sahipliği yapan Katar, o dönem aynı zamanda hızla devam eden terör örgü DAEŞ ile mücadele operasyonlarının da karargâhı konumundaydı. Ancak buna rağmen Trump’ın, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad ziyaretinin perde gerisinde kurgulanan senaryo devreye girince çok geçmeden başta Suud olmak üzere Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Yemen olmak üzere beş Arap ülkesi “teröre destek vermekle suçladıkları” Katar ile diplomatik ilişkilerini kestiklerini açıkladı. Altı boş bir iddiayla beş Körfez ülkesi hava sahasını Katar’a kapatarak Katarlı diplomatların 48 saat içinde ülkelerinden ayrılmasını istedi.

Daha sonra körfezdeki Katar ablukasına Maldiv Adaları ve uluslararası toplum nazarında hiçbir meşruiyeti olmayan darbeci General Halife Hafter destekçisi Libya Tobruk hükümeti de katıldı. Bu gelişmenin hemen ardından Trump müttefiklik ilişkisini bir kenara atarak sosyal medya hesabı üzerinden yazdığı mesajla hem darbeci Hafter ile aynı tarafta durmaktan çekinmedi.

TRUMP’IN “KUDÜS” HEZEYANI

Trump’ın ilk yılında köprüleri söküp attığı bir başka ülke Filistin oldu. Kendinden önceki ABD Başkanı Obama gibi İsrail’in yasa dışı yerleşimlerini göstermelik kınamalarla geçiştirmek yerine Trump aynı mevzuda sessizliğe gömüldü. Dahası Trump yönetimi, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Washington’daki yasal durumunun iptal edileceğini ve temsilciliğinin lisansının onay süresinin uzatılmayacağını ise açıktan duyurdu.

Ardından Filistin mevzusunda düşmanca tavrını saklamayan Trump, aralık ayında başkanlık kampanyası sırasında vaat ettiği şekilde Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ve ABD Dışişleri Bakanlığı’na Tel Aviv’deki Büyükelçiliği Kudüs’e taşıması konusunda hazırlık yapması yönünde görevlendirdi.

ABD ile Filistin arasındaki ilişkileri derinden sarsan Trump’un bu skandal kararı sonrası FKÖ, ABD ile Filistin-İsrail barış görüşmelerinin, Kudüs kararından dönene kadar “askıya alındığını” duyurdu.

Dahası İslam ülkelerini İstanbul’daki zirvede bir araya getiren Türkiye’nin girişimleri sonucu Trump, aldığı Kudüs kararıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 128 ülkenin karşı tepkisiyle yüz yüze geldi.

 

Yorumlar