Son Dakika

Karanlığa müptela aydınlar!

Karanlığa müptela aydınlar!

Türkiye’nin gerek içeride gerek dışarıda terörle mücadeledeki her hamlesi, birilerinin barış bildirileri ve “Silahlar sussun” yaygaralarıyla karşılanıyor. Özellikle bu türden kampanyaları yürüten grupların içinde yer alan ve isminin başına akademisyen sıfatı getirilen isimler ne yazık ki terör seviciliği rolüne soyunuyor. 

Muhammed Şimşek/Analiz

Çok değil sadece son birkaç yılda Türkiye’de yayınlanan barış bildirilerine bakıldığında tarihlerin ülkede terörle mücadele adımlarının atıldığı dönemlere denk geldiği görülecektir. Peki bu bir tesadüf mü? Değil elbette.

“Barış istiyoruz, kahrolsun faşizm, savaşa lanet olsun, silahlar sussun artık” sloganlarının bini bin para edildiği bildiriler her seferinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin başta PKK terör örgütü olmak üzere daha birçok terör grubuna yönelik operasyonları teröristleri köşeye sıkıştırdığı dönemlerde bir şekilde bir yerlerden boy gösteriveriyor.

Üstelik bu bildirilerin altında imzası olan isimler de hemen her seferinde aynı. Memlekette ne kadar terörist varsa hepsine kucak açmaya hazır bu isimleri pek çoğumuz gazete yazılarından ve medyada kendine yer bulan röportajlarından tanıyoruz.

PKK’YA KALKAN OLUYORLAR

İşin enterasan tarafı söz konusu bu terör sevicilerin küresel işbirlikçileri de hiç düşünmeden hemen devreye giriyor. “Aydın” kisvesi altında aydınlanmamış kafaların teröre kol kanat geren karanlığa müptela açıklamalarının bir benzerini bakıyorsunuz sözde dünyaca ünlü düşünür Noam Chomsky’de ağzına almış. En son PKK’nın üst üste gerçekleştirdiği saldırılarla Türkiye’yi kan gölüne çevirdiği günlerde Chomsky, yollara hendek kazan ve kazdıran çukur siyasetine “barışçı çiçek çocukların sevimli muhalefeti” sözlerinden oluşan kendince bir güzellemede bulunmuştu. Bu çarpık zihin algısıyla yine Mehmetçik’in teröristlere karşı verdiği mücadeleyi “Türk devleti sivil insanları katlediyor” şeklindeki skandal sözleriyle görmezden gelerek teröre destek vermiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik hadsiz cümleler de kurmuştu.

Erdoğan ise Chomsky’e karşı, “Kendilerini Türkiye’ye davet ediyorum, ne oluyor kendilerine anlatmaya hazırız. ABD Büyükelçiliği Chomsky’yi davet etsin, misafir edelim. Bölgeyi bu akademisyen sıfatlı beşinci kol elemanlarıyla değil, kendi gözleriyle görsün” sözleriyle kendisini davet etti.

Ancak sadece belli kaynaklardan aldığı bilgiye göre hareket eden Chomsky bu daveti reddetmiş, “Gözümle gördüğüme değil kulağıma fısıldanana inanırım” mealindeki sözleriyle kendisine yakışmayan bir tavır içine girdi.

GÖRDÜĞÜNE DEĞİL DUYDUĞUNA İNANIYOR!

Gözleriyle gördüklerine değil duyduklarına inandığını ifade etmekten hicap duymayan aynı Chomsky, bir bilim adamının yapması gibi yerinden gözlemlemesi gereken olayları uzaktan yorumlamaya devam etti. Ne zaman ki Afrin Harekâtı başladı Chomsky, bir kez daha sahneye çıkarak 12 isimle birlikte yayınladığı bildiride Türkiye’ye iki koldan saldırdı. Chomsky bir yandan Türkiye’yi terör örgütü El Kaide’ye destek veren bir ülke gibi lanse etti, diğer yandan ise öldürülen PKK’lılar üzerinden bölgedeki Kürtler’in öldürüldüğü yalanını ortaya atarak suçlamalarda bulundu.

Tam Afrin’e yönelik Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekâtı’nın başladığı gün yani 20 Ocak’ta yayınlanan bildirinin hezeyanlarla dolu dikkat çeken bölümleri şöyle:

“Aşağıda imzası bulunan akademisyenler ve insan hakları savunucuları olarak bizler, Rusya, İran ve ABD’nin liderlerinin, Suriye’nin sınır egemenliğinin Türkiye tarafından ihlal edilmemesini garanti altına almasında ve Afrin halkının barış içinde yaşamasına izin verilmesinde ısrarcıyız. Afrin şu an düşmanlar tarafından çevrilmiş halde: Türkiye destekli cihatçı gruplar, El Kaide ve Türkiye.

Türkiye Afrin sınırına devasa bir askeri güç yığdı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan sadece Kürtlerden öç almak için barışçıl bir bölgeyi yok edecek, binlerce sivil ve mülteciyi riske atacak şekilde Kürtlerin kontrolündeki bu kantona topyekûn güçle saldırmaya ant içiyor. Kürt halkı, dünyayı IŞİD’den kurtarmak için YPG ve kadın gücü YPJ’ye katılan binlerce genç erkek ve kadının kaybına göğüs gerdi. ABD ve uluslararası toplumun şimdi Kürt halkının arkasında durmak gibi bir yükümlülüğü var.”

İmzacılar: Noam Chomsky (MIT), Michael Walzer (Princeton Üniversitesi), Charlotte Bunch (Rutgers Üniversitesi), Todd Gitlin (Columbia Üniversitesi), David Graeber (Londra Ekonomi Okulu), Nadje Al-Ali (SOAS Üniversitesi), David Harvey (CUNY Gradutate Center), Michael Hardt (Duke Üniversitesi), Marina Sitrin (SUNY Binghamton), Bill Fletcher (Eski TransAfrika Forum Başkanı), David L. Phillps (Columbia Üniversitesi), Joey Lawrance (Fotoğraf sanatçısı, yönetmen), Debbie Bookchin (Gazeteci ve yazar).

AMAÇLARI PROVOKASYON

Dünyada az çok kendine belli bir itibar kazandırmış bu isimlerin “düşünür”, “akademisyen” veya “aydın” sıfatıyla yakından uzaktan alakası olmayan tavırlar takınarak mevzu Türkiye olunca hiç düşünmeden terörün ve teröristin yanmda yer alması burada kötü bir maksadın gizli olduğunu gösteriyor.

Zira ABD’nin Türkiye’nin güney sınırı boyunca uzanan bir terör koridoru kurduğunu ve bölgede yaşayan sivil halkın uğradığı baskı, zulüm ve eziyetleri “barış ve demokrasi cenneti” olarak ifade etmek iki durum çıkarıyor ortaya. Bunlardan birincisi bu isimlerin bilgi kaynakları yanlış ve bu yanlış kaynaklarda ısrar ederek her seferinde yanlış sonuca ulaşıyorlar. Böylesi bir durum bir akademisyen için amiyane tabirle aptallık olur. İkincisi eldeki mevcut verilere göre gerçek bilgileri bilerek ve isteyerek çarpıtma yoluna gidiyorlar. Daha güçlü olan bu ikinci seçeneğe göre bu isimler resmen meseleleri provoke ederken eli kanlı terör örgütleri ise aynı safta yer alıyorlar.

Dünyadaki böylesi bir tablo yaşanırken Türkiye’de aynı havayı teneffüs ettiğimiz bir kısım aydın, sanatçı, gazeteci, akademisyen ve siyasetçinin de benzere bir tavır içine girmesi yaşanan garabeti bir kez daha gözler önüne serdi. Çünkü Türkiye’nin birlik ve beraberlik ruhu içinde kendisini bölmek için eline silah alan ve durmadan hain saldırılar gerçekleştiren terör örgütlerine karşı mücadele etmeye davrandığı süreçte takınılan bu tavır yenilir yutulur cinsten değil. Dileriz yaşadığı toprakların milli ve manevi değerlerinden bihaber bu güruh aklını başına toplayarak bu ve benzeri yanlışlarına bir an evvel bir son verir.

YAPTIKLARI AÇIKÇA PROVOKATÖRLÜK

Tüm dünyada öyle veya böyle bir kısım saygınlık kazanmış bu isimlerin başına konulan “düşünür”, “akademisyen” veyahut “aydın” sıfatlarını göz önünde bulundurduğumuz bunca ismin, Türkiye denilince kendi tabirleriyle bir takım olguları görmezlikten gelmeleri akıl kârı değil.

 

Yorumlar