Son Dakika

ÖSO, halkının hürriyet mücadelesinin bayraktarıdır

Türkiye’nin Afrin’e düzenlediği “Zeytin Dalı” Harekâtıyla bütün dünyada adı duyulan Özgür Suriye Ordusu’nun kimlerden oluştuğunu ve ne yapmaya çalıştıklarını anlamak için son yedi yıllık sürecin detaylarına bakmak gerekir.

ÖSO, halkının hürriyet mücadelesinin bayraktarıdır

Muhammed Şimşek/Analiz Haber

Kısa adı “ÖSO” olan Özgür Suriye Ordusu, Türkiye’nin kendi sınırında ABD’ye rağmen başlattığı sınır ötesi harekât ile hem daha çok tanındı hem bu hamleden rahatsızlık duyanların eleştirilerine maruz kaldı.

Kendi halkının özgürlük mücadelesi için yıllardır cepheden cepheye koşarak can siperane savaşan insanlardan oluşan ÖSO hareketine bu süreçte birileri sırf çamur atmak için “terörist” yaftası vurmaya çalıştı.

Neyse ki söz konusu Afrin’e düzenlenen askeri harekâtın Başkomutanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu eleştirilere en üst perdeden cevap verdi. Günlerdir sınırın diğer yakasında Mehmetçik ile omuz omuza çarpışan ÖSO askerleri için Erdoğan’ın sarfettiği sözler meseleyi bütün çıplaklığıyla ifade ediyordu.

Erdoğan, “ÖSO’yu terörist olarak vasıflandıran terbiyesizlere de açıkça söylüyorum. Benim Mehmedimin yanında mücadelenin içinde yer alan ÖSO, şahsiyetli ve onurlu bir mücadelenin askerleridir. Kendilerini alkışlıyorum. ÖSO’ya terörist diyenler PYD’nin, YPG’nin, DAEŞ’in, PKK’nın tam benzerleridir, kendileridir” mesajını verdi.

ÖSO NASIL ORTAYA ÇIKTI?

ÖSO ile ilgili tartışmaların Türkiye’deki siyasi yansımasına kısaca değindikten sonra bu ordunun ortaya çıkış sürecini bir de tarihsel akış içinde ele alalım.

2011 yılında Suriye muhaberatının gözaltına aldığı iki kadın doktoru ailelerine hakaret olsun diye saçlarını sıfıra vurarak serbest bırakmasından sonra dalga dalga büyüyen barışçıl sokak protestoları bu ordunun kurulmasına zemin hazırladı.

Zira bu protestolar devam ettiği sırada yönetimdeki Esed/Hamaney rejimine bağlı güçler, daha 14,15 yaşlarındaki çocukları gözaltına alıyor ve sadece daha fazla insan hakkı talep eden sivillerin üzerine kurşun yağdırıyordu.

KURULUŞ AMAÇLARI NE?

Yaşanan zulmü gören ve rejim ordusundan ayrılan askerlerin de katılımıyla aynı senenin yaz aylarında Özgür Suriye Ordusu kuruldu. Net tarih vermek gerekirse ÖSO, 29 Temmuz 2011’de kuruldu. Ordunun liderliğini Albay Riyad el Esad üstlenirken internet üzerinden yapılan bir video paylaşımında kuruluş amaçlarını “sistemi yıkmak için halkla birlikte çalışmak ve halkı sistemin silahlı ölüm makinelerine karşı korumak” olarak açıkladılar. Video üzerinden ayrıca, rejimin emri altındaki bütün askerleri kendi çatıları altında toplanmaya çağıran ÖSO, sivil halka namlusunu doğrultan herkesin -ister rejime bağlı asker olsun ister bir başkası- kendileri nezdinde meşru birer hedef olacaklarını duyurdular.

ÖSO’NUN BAYRAĞI

Kurulduktan kısa bir süre sonra Suriye’nin mevcut bayrağına bir yıldız daha ekleyerek üç yıldızlı kendi bayraklarını kullanmaya başlayan Özgür Suriye Ordusu, kontrol altında tuttuğu yerlere bu bayrağı dikti.

Albay Riyad el Esad, bugün hala Suriye’nin yönetiminden gitmemekte ısrar eden rejimin başındaki isim Beşar Esed ile isim benzerliğinden dolayı dikkatleri üzerine çekti. Fakat ilk akla gelen ihtimal üzere iki isim arasında hiçbir şekilde bir akrabalık bağı söz konusu değil. 

İç savaşın başlamasından bir süre sonra Türkiye’ye kaçan El Esad, ÖSO’yu da Türkiye’den yönetmeye başladı.


Albay Riyad el Esad

NASIL BÜYÜDÜ?

ÖSO’nun kuruluşu ülke genelinde büyük yankı uyandırdı ve temmuz ayını takip eden aylarda bir birinden farklı gruplar kendini bu hareketin bir parçası ilan ederek çok geniş alanda faaliyet gösteremeye başladı.

Bu durum karşısında yeniden yapılanmaya giden ÖSO, rejim zulmüne karşı halkı için direnen devrimcilere destek veren Türkiye’nin yanı sıra bazı Batı devletleri ve Körfez Arap ülkelerinin tavsiyeleri üzerine merkezi bir komuta sistemi kurumak amacıyla bir toplantı düzenledi. Antalya’da Aralık 2012’deki düzenlenen o toplantıda Yüksek Askeri Konsey kuruldu. Bu tarih itibariyle kendi bayrağını kullanarak bağlılık ilan eden grupların bir kısmı bu Konsey tarafından yönetildi.

Yüksek Askeri Konseyinin başına ise bağlı birimleri yönetmesi için genel komutan sıfatıyla General Selim İdris getirildi. Bu göreve atandıktan hemen sonra Avrupa’ya giderek Esed sonrası Suriye’de kurulacak yeni sistemle ilgili temaslarda bulunan İdris, amaçlarının ülkelerinde giderek sayıları ve etkinlikleri artan radikal gruplara karşı “daha güçlü bir alternatif” oluşturmak olduğunu açıkladı.

Bu açıklamalar üzerine ÖSO ve çatısı altındaki gruplar hem Batılı devletler hem uluslararası medya kuruluşları tarafından “ılımlı muhalif gruplar” olarak nitelendirildi.


General Selim İdris 

HER CEPHEDE SAYILARI ARTTI

Sivil halkı koruma ve “Esedsiz” Suriye için silah kuşanan ÖSO’ya ülkenin dört bir yanından gelen katılımlar Yüksek Askeri Konsey çatısı altında toplandı. Ardından bu silahlı gruplar Konsey’in tayin ettiği beş ayrı cephede 30 farklı grup olarak mücadele verdi. Her cephede altı silahlı grup görevlendirildi.

Bu cepheler, Kuzey’de Halep ve İdlib bölgelerini; Doğu’da Rakka, Deyrizor ve Haseke’yi; Batı’da Hama, Lazkiye ve Tartus’u; Merkez’de Humus ve Rastan bölgesi ve Güney’de Şam, Dera ve Suveyda’yı içine alan bölgelerden oluşuyordu.

Her grubun cephe komutanlıklarına karşı sorumlulukları vardı ve merkezden gelen emirleri buradan alacaklardı. Merkezde ise ÖSO’nun tayin ettiği isim General İdris vardı. Ancak teorideki emir komuta zinciri uygulamada başarılı olmadı.

Zaten sonraki süreçte ÖSO çatısı altında savaşan grupların bazıları başka taraflara kaymaya başladı. General İdris ise Suriye’de rejime karşı yürütülen mücadelenin en etkili ayağını oluşturması beklenen komutanlık görevinden ziyade 2014 yılına kadar ÖSO sözcüsü ve özellikle dışarıdan gelen askeri yardımların dağıtımını koordine eden yetkili pozisyonunda kaldı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

“ÖSO, şahsiyetli ve onurlu bir mücadelenin askerleridir. Kendilerini alkışlıyorum. ÖSO’ya terörist diyenler PYD’nin, YPG’nin, DAEŞ’in, PKK’nın tam benzerleridir, kendileridir”

Nasipse devamı yarın…

Yorumlar