Son Dakika

Soçi zirvesi ve Suriye’nin geleceği

Suriye’deki iç savaş yangını yedinci yılına girerken atılan “Soçi zirvesi” adımı, ülkenin geleceğini belirsizlikten kurtarmayı amaçlıyor. Asıl adı “Suriye Ulusal Diyalog Kongresi” olan zirveden çıkacak kararlar Cenevre’deki görüşmelere de katkı sunacak.

Soçi zirvesi ve Suriye’nin geleceği

Muhammed Şimşek/Analiz Haber

Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki Soçi şehrinde, Suriye'deki iç savaşa siyasi çözüm bulmayı amaçlayan “Suriye Ulusal Diyalog Kongresi” büyük bir katılımla başladı. 

İlki 23 Kasım’da yine Soçi’de düzenlenen kongrenin garantör ülkeleri Astana sürecinde olduğu gibi Rusya, İran ve Türkiye üçlüsünden oluştu. Soçi zirvesinin başlamasıyla birlikte Suriye’de siyasi sürecin işletilmesine yönelik yeni bir sayfa açılmıştı. Şimdi bu yeni sayfanın içini dolduracak müzakereler gerçekleştirildi.

PYD LİSTE DIŞI KALDI

Hatırlanacağı üzere ilk zirvede yayınlanan ortak bildiride 'Hiçbir siyasi inisiyatif Suriye'nin egemenliğine zarar vermemeli' mesajı verilirken, Türkiye’nin itirazları üzerine Ulusal Diyalog Kongresi'ne terör örgütü PYD'nin katılımı tartışılmış ancak net bir uzlaşma ortaya çıkmamıştı. Ancak bu kez Afrin’e düzenlediği “Zeytin Dalı” Harekâtıyla meseleyi ne denli ciddiye aldığını ortaya koyan Türkiye’nin tavrı sonucu PYD ile irtibatlı isimler zirveye katılamadı.

Davetli listesinde 300 civarında Suriyeli devrimci yer aldı. Devrimciler Cenevre, Ankara, Mısır ve Şam'dan Soçi'ye geldi. Listede Türkiye'nin önerdiği 100’e yakın isim vardı.

Suriye'deki ateşkesin garantör ülkelerin himayesinde gerçekleşen ve Suriye'deki rejim yanlısı ve karşıtı çeşitli etnik grupları bir araya getiren iki günlük kongrenin ana toplantısına ise yaklaşık 1500 Suriyeli delege katıldı.

Kongrede Rusya'yı Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, Türkiye'yi Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Önal, İran'ıysa Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Caberi Ensari temsil etti.

Masada BM'yi temsilen ise Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura hazır bulundu.


BM’nin Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura.

Gecikmeli olarak başlayan Suriye Ulusal Diyalog Kongresinde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un konuşması sırasında salonda gergin dakikalar yaşandı. Delegeler arasından yükselen sesler Rusya’yı, Suriye’deki hava saldırılarında sivilleri öldürmekle suçlarken Lavrov’un konuşması kesintiye uğradı. Hatırlanacağı üzere özellikle Halep’te Rus savaş uçaklarının Esed/Hamaney rejim güçlerine havadan sağladığı bombardıman desteği yüzlerce sivilin ölümüne sebep olmuştu.

MISTURA'DAN “CENEVRE” ŞARTI

BM temsilcisi 26 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Soçi'ye, Kongre'de çıkacak kararın Cenevre'ye taşınması şartıyla katılacağını açıklamıştı.

Anayasa hazırlığına ilişkin tüm adımların Cenevre'de BM gözetimindeki süreç kapsamında atılacağını dikkat çeken De Mistura, anayasa komisyonunda Cenevre'deki sürece katılan muhalifler, rejim, Suriye uzmanları, sivil toplum üyeleri, aşiret liderleri ve kadınların yer alacağının vurgulamıştı.

“BOYKOT” KARARI

BM gözetimindeki Cenevre görüşmelerinde Devrimcileri temsil eden Müzakere Yüksek Komitesi, siyasi geçişi Cenevre'de görüşmek istediklerini belirterek toplantıyı boykot edeceğini duyurmuştu.

Suriye Müzakere Heyeti Başkanı Nasr el-Hariri kongreden sadece iki gün önce (27 Ocak) Viyana’da gerçekleştirdiği basın toplantısında “Siyasi süreçte ilerleme kaydetmek için uluslararası bir çaba vardı, bu çabalar çerçevesinde siyasi süreci kolaylaştıracak iyi fikirler ortaya çıktı. Moskova görüşmesi herkesin çıkarlarına uygun siyasi çözüme ilişkin ortak paydaya ulaşmak için iyi bir fırsattı” açıklamasını yaptı. Esasen uzmanlar bu yönde bir karar bekliyordu. Çünkü Riyad-2 adıyla Suudi Arabistan ve ABD desteğini alan Suriye Müzakere Heyeti’nin Soçi’ye katılmayarak süreci Cenevre’ye taşımak istediği, bu sayede ABD ve Suudi Arabistan’ın Suriye’de kontrolü Rusya-Türkiye-İran bloğuna kaptırmak istemeyeceği düşüncesi hakimdi.

Ayrıca Soçi’deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresine katılmak için Ankara’dan hareket eden devrimci heyeti havaalanı ve kongre merkezine yerleştirilen Suriye rejimi bayraklarına tepki göstererek kongreye katılmama kararı aldı. Heyet kongrede kendilerini temsil etme yetkisini ise Türk heyetine verdiğini açıkladı.

Hariri’nin Esed/Hamaney rejiminin siyasi çözüme inanmadığının altını çizmesi ve 2254 sayılı kararın uygulanması için uluslararası bir çabaya ihtiyaç olduğunu, bunun için de uluslararası bir irade olması gerektiğini savunması gelecekte yaşanabilecekleri daha şimdiden gözler önüne seriyor. Öyle ki Esed’li bir çözümü Suriye Müzakere Heyeti (SMH) asla kabul etmeyecek. Bunun da ötesinde Esed’li çözümü savunan ülkeleri bahane ederek yani Rusya ve İran’ı hedef alarak siyasi barışın engellenmesinde suçlu ilan edebilecek.


Lavrov'un konuşması sırasında gerginlik yaşandı.

SOÇİ NEDEN ÖNEMLİ?

BM gözetimindeki Cenevre’de gündeme gelmediği takdirde kabul edilemez ve uluslararası meşruiyet kazanamaz diye bakılsa da önemli olan Soçi’den tarafların mutabık kaldığı kararlar çıkması olacaktır. Bir takım ilerleme kaydedecek kararlar alındığı takdirde Türkiye ve Rusya’nın yapacağı girişimlerle diğer bütün prosedürler aşılacaktır.

Soçi’den Suriye’deki barışı tesis edecek kararların çıkması için çabalayan Türkiye, Rusya ve İran ortaklığının çabaları sayesinde Astana görüşmeleri başladı. Ardından Suriye’de çatışmasızlık bölgeleri oluşturularak siyasi barışa ulaşılması noktasında bir nebze de olsa fırsat tanınmış oldu. Şimdi aynı ortak iradenin garantörlüğü altında tarafların atacakları yeni adımlar belki de yıllardır herkesin arzuladığı barışı getirecek.

SÜREÇ NASIL BAŞLADI?

Bu sorunun cevabını Soçi zirvesine giden sürecin nasıl başladığını hatırlatarak vermeye çalışalım. Sözkonusu süreç bir yıl önce Rusya’nın ortaya koyduğu sivil anayasa taslağı ile başladı. Suriye iç savaşının tüm tarafları 23-24 Ocak 2017’de Kazakistan’ın başkenti Astana’da aynı masada bir araya geldi. Taraflar ülkede sağlanacak ateşkes ve barışın nasıl tesis edileceği konusunda Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörlüğünü temel prensipler çerçevesinde kabul etmişlerdi.

Daha ateşkesin yeni sağlandığı süreçte erken davranarak önceden hazırladığı Suriye anayasasını gündeme getiren Rusya’nın bu adımı krize sebep oldu. Burada en dikkat çeken husus ise Rusya’nın teklif ettiği yeni Suriye anayasasında yaptığı manidar kelime oyun oldu. Zira Rusya ateşkes mutabakatında “Suriye Arap Cumhuriyeti” vurgusu yaparken yeni anayasa taslağında “Arap” ifadesini çıkarmayı tercih etmiş, bu kadarla da yetinmeyerek kültürel özerklik adı altında diğer etnik gruplara da geniş bir alan açılıyordu. Suriye’nin geleceğine sunulan yeni anayasada bahsi geçen özerkliğin yönetimsel değil kültürel olduğu ileri sürülse de anayasa içeriğinde yer alan yerel meclisler bu durumun gelecekte Suriye’nin bölünmesine yol açacağı düşüncesini beraberinde getirdi. Bu durum ilk olarak daha Astana’dayken ÖSO temsilcileri tarafından reddedildi.

Yorumlar