Son Dakika

Suudi Arabistan’da reform süreci ve riskler

Suudi Arabistan Krallığı, bir devlet olarak tarih sahnesine çıktığı günden bu yana en zorlu dönemini yaşıyor.

Suudi Arabistan’da reform süreci ve riskler

Riad Domazeti/AA

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın liderliğinde, uzun vadede ciddi ekonomik, siyasi ve toplumsal sonuçları olabilecek kapsamlı bir reform programını uygulamaya geçiren ve bütün bir devlet yapısını yeniden kurgulamaya çalışan Suudi Arabistan Krallığı, bir devlet olarak tarih sahnesine çıktığı günden bu yana en önemli ve çetin sınavlardan birinden geçiyor.

Geleneksel olarak başlıca önceliğini, bölgesel statükonun korunmasına veren ve bu amaçla çeşitli uluslararası ve bölgesel aktörlerle ilişki kuran Krallık, Ortadoğu’da değişen dengelerden sınır sorunlarına, ağır toplumsal maliyeti olan ekonomik reformlardan, son olarak bazı prenslerin tutuklanmasıyla tekrar gün yüzüne çıkan hanedan içi mücadelelere kadar birçok alanda ciddi problemlerle yüz yüze. Suudi kamuoyu ve siyaset kurucuları için alışık olunmayan bu radikal gözaltılar ve reformlar, müesses nizamı ve genel olarak kabileler arasındaki denge sistemini alt üst etme potansiyeli taşıyor.

ÜLKEDE DEĞİŞEN SİYASİ DİNAMİKLER

Arap Baharı sürecinin tüm bölge ülkeleri kadar Suudi Arabistan krallığını da etkilediği şüphesiz. Söz konusu süreçte Krallık, dış politik tercihlerinden dolayı, ekonomiden iç siyasetine kadar hayatın her alanında ciddi etkileşim altına girdi. Bu süreçte petrol fiyatlarındaki düşüş, ardından Şii nüfusun yoğun olduğu doğu bölgelerindeki protestoların bastırılması ve BAE ile birlikte başta Mısır olmak üzere halkların hürriyet ve eşitlik taleplerine karşı bölgesel statükoyu koruma çabaları, Krallığın öncelik verdiği hususlar oldu.

Bu esnada 2005 yılından itibaren ülkeyi yöneten Kral Abdullah’ın 2015 yılında ölümünün ardından, üvey kardeşi ve hanedanın Sudayri koluna mensup Selman b. Abdülaziz’in kral olmasıyla birlikte iç ve dış politikada önemli değişiklikler meydana geldi. Kral Selman’ın, aile içinde ciddi rahatsızlıklara yol açan, oğlu Muhammed b. Selman’a geniş yetkiler vermesi de krallıkta ayrıca iç ve dış politikada ciddi kırılmalara yol açtı.

Genel olarak bakıldığında Muhammed b. Selman’ın hızlı yükselişinin Suudi Arabistan’da büyük sarsıntılara yol açan gelişmeleri tetiklediği görülüyor. Yemen’de savaş, Katar krizi, Lübnan Başbakanı Hariri’nin istifaya zorlanması, önde gelen alimlerin tutuklanması, iç siyasi dengeler bakımından önemli bir figür olan veliaht prens Muhammed b. Nayif’in görevden alınması, yolsuzlukla mücadele kapsamında üst düzey bürokratlar ve çok sayıda prensin tutuklanması Suudi Arabistan için işlerin yolunda gitmediğinin işaretleri.

Son olarak geçtiğimiz günlerde bir akrabalarının cezasının hafifletilmesi ve Kral Selman’ın son su ve elektrik kararnamesini protesto eden 11 prensin yargılanmak üzere Haiz cezaevine gönderildiğine dair haberler, ülkenin içinden geçtiği kritik duruma ilişkin önemli bir veri.

TUTUKLANAN PRENSLER

Suudi Arabistan devletinin kuruluşu bölgede aynı zamanda kabile ve aşiretler arasındaki mücadelenin de bir yansımasıdır. Suud hanedanı kadar ülke dinamiklerini belirleyen Şammarlar ve Reşidiler aşiretleri de önemli. Kuruluş aşamasında da tanık olunduğu gibi Suudi Arabistan’da toplumsal yapının dayandığı ana unsur yakın akraba ilişkileridir. Aşiret, kabile, aile ve kimi zaman da evliliklerden doğan akraba ilişkileri, toplumda kültürel ve sosyal olduğu kadar siyasi bir organizmayı da temsil eder. Nitekim Suudi kraliyet ailesi içinde birçok prens için bu tür bir ilişkiden bahsedilebilir. Aşiret bağları ve akrabalık ilişkileri, prenslerin gerçek gücünü temsil eder.

Modern Suudi devletin kurucusu Abdulaziz b. Suud‘dan itibaren ülke içindeki aile bağları ve bu bağlar dolayımında şekillenen ilişkiler, büyük ölçüde iç siyaseti ve iktidar dengesini belirlemiştir. Kral Abdulaziz bu amaçla birçok ‘stratejik’ evlilik yaparak, kurduğu devletin coğrafi ve toplumsal bütünlüğünü sağlayabilmiştir. Nitekim bu durum sağlanmadan Suudi toplumunu idare etmenin ve istikrarlı bir şekilde yönetmenin zor olduğunu belirtmek gerekir. Neredeyse tüm krallar bu ince denge unsurunu gözetip kabileler arasındaki ekonomik ve siyasal nüfuzu bu çizgiye göre paylaştırma yoluna gitmiştir.

Kraliyet ailesi içinde dengelere doğrudan etki eden ve giderek bir sorun haline gelmeye başlayan husus, Kral Selman’ın oğlu lehine teamül dışı birçok yetkisinden feragat etmesidir. Ancak siyasi, askeri ve ekonomik düzlemde bütün gücün tek bir isimde, Muhammed b. Selman’da temerküz etmesi, servet ve iktidarın aşiret bağlarına dayalı olarak taksim edildiği Suudi Arabistan yönetici sınıfı arasında ihtilaflara yol açtı. Dolayısıyla, bu süreçte BAE’nin ve ABD’nin de ciddi desteğini alan Muhammed b. Selman’ın alacağı kararlar ve atacağı iç ve dış politika adımları, önümüzdeki süreçte kraliyet ailesinin içindeki dinamiklere olduğu kadar kabile ve aşiretler arasındaki dengeler açısından da belirleyici olacak.

KRALİYET MUHAFIZLARI

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Muhammed b. Selman’ın doğrudan kendi emri altında hareket eden 5 bin kişilik yeni bir Kraliyet Muhafız birliği teşkil ettiği haberi de askeri alanda yaşanan derin ayrışmanın bir tezahürü olarak görülebilir.

Baş döndürücü bir hızla gelişen bu olaylar bir bütün olarak ele alındığında, Suudi Arabistan’ın geleceği ile ilgili kaygıların ve endişelerin haklılığı ortaya çıkıyor. Ortadoğu ve genel olarak İslam coğrafyasının başlıca güç merkezlerinden Suudi Arabistan’ın bir istikrarsızlaşma sürecine girmesinin, bölgesel ve küresel ölçekte kaçınılmaz sonuçları olacağı muhakkak.

Sonuç olarak Suudi Arabistan’da farklı alanlarda yeni reform ve açılımların hayata geçirileceği, bu reformlara direnecek kesimlerin ise bir şekilde pasifize edilmeye çalışılacağı öngörülebilir. Ülkenin istikrarını doğrudan etkileyecek bu faktörlere, jeopolitik riskler de eklendiğinde önümüzdeki dönemin Suudi Arabistan’ın karar vericileri açısından önemli bir imtihan niteliğinde geçeceği açık.

Yorumlar