Son Dakika

Bu öğretmenlerden, Akşemsettin; bu öğrencilerden, Fatih Sultan Mehmet çıkmaz

Bir haftadır gündemimizi meşgul eden bir olay var malum!..

Tekirdağ Çorlu'daki bir okulda bir grup öğrencinin -bunlara öğrenci demek, öğrencilere büyük haksızlık- imza attığı bir rezalet var.

Edep, terbiye, ahlak, insaniyet, İslamiyet eğitiminden geçmeyen; insanlığı öğrenmeden sadece bilgiyi öğrenip bir mesleğe atılsın diye yetiştirilen nesillerin geleceğimiz için ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne seren bir manzara!..

Aristo, “Kalbi eğitmeden aklı eğitmek, eğitim değildir; vicdan olmadan bilgi sahibi olmak, tehlikelidir.” diyordu ya tam da bu tehlikenin ortasında olduğumuzu gösteren bir manzara!..

Görüntüler sosyal medyaya düştükten sonra izlerken utandık, öfkelendik!.. Bir öğretmenin ne hâllere düşürüldüğünü, öğretmenin çaresizliğini, yalnızlığını gördük orada!.. Öğretmenin oradaki acziyeti, ne sınıf yönetimini bilmemesinden ne bilgisizliğinden ne de kendinden kaynaklanan başka bir eksikliktendi.

Öğrenciyi bu denli şımartıp öğretmeni çaresiz bırakan sistemdir ve yapılan uygulamalardır maalesef... Öğretmeni sürekli tartışmalı hâle getiren, elindeki tüm yetki ve etkiyi alan, her problemin tek müsebbibi görüp gösteren bakış açısı ve basiretsiz idareciler; eğitimi laçkalaştırdı, öğretmeni oyuncak hâline getirdi.

Bu öğretmen hakkında soruşturma açılmış bir de niye idareye bildirmedin diye... Eminim ki idareye bildirse öğretmenliğini sorgulayıp "Sen sınıfına nasıl hâkim olamazsın?" diye yine öğretmeni suçlayacaklardı, muhtemelen bunu bildiği için de bildir/e/memiştir. Eğitimden çok anlayıp(!) sınıfı, öğrenciyi bilmeyenlerin öğretmeni suçlayıcı tarzda yazdıkları da zaten bu tezimizi destekliyor.

Bu öğrencilerin bunları yapabiliyor olmasının birinci sorumlusu; öğretmeni itibarsızlaştıran uygulamalar, ikincisi veliler, üçüncüsü ise okul yönetimidir. En masum olan burada öğretmendir. Hep yalnız, çaresiz ve hedefe konulan kişidir. İyi bir eğitim; güçlü ve itibarlı öğretmenlerle yapılır, itibarsızlaştırılıp çaresiz bırakılan öğretmenle kaliteli bir eğitim VE-Rİ-LE-MEZ!..

Tarihî bir hikâyeyle olayı somutlaştıralım:

Fatih Sultan Mehmet, tabii o zamanlar sadece Şehzade Mehmet, sınıfta hiç akıllı durmaz, bağırır çağırır. Hocası Akşemsettin bir şey dediği zaman ise “Sen bana bir şey diyemezsin, ben Padişah'ın oğluyum.”  diye tehdit ederdi. Akşemsettin, bir gün her şeyi göze alıp Sultan 2. Murat'ın huzuruna çıktı ve olanları ona sıkılarak anlattı. Padişah, durum karşısında bir müddet düşündü ve planını Akşemsettin’e açıkladı. Ertesi gün yine Şehzade Mehmet, derste yaramazlık yapıyordu. Akşemsettin’in uyarısına yine aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah, ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında Akşemsettin, hiddetlenerek Padişah'a bağırdı ve bir tokat atarak bu şekilde sınıfa giremeyeceğini, izin istemesi gerektiğini söyleyip sınıftan kovdu. Padişah, mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür dileyip dışarı çıktı. Olaylar karşısında Şehzade Mehmet’in nutku tutulmuş, ne yapacağını şaşırmıştı. Hocası, koskoca Padişah olan babasını tokatlamıştı. Şehzade Mehmet allak bullak olmuştu. Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahcup bir şekilde içeri girip özür diledi. Plan muhteşem işlemişti… O günden sonra Şehzade Mehmet asla yaramazlık yapamadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı, padişah olan babasını bile dövebilen hocası kendine ne yapamazdı?

Şimdiki çocukların pek çoğu Şehzade Mehmet, velilerin ve idarecilerin hepsi padişah ama hiçbiri Sultan 2. Murat değil.

Akşemsettin yani şimdiki öğretmenler, Şehzade Mehmet'in yaptıklarını şikâyet ettiği zaman hepsi Şehzade Mehmet'in yanında... Akşemsettin'i sınıfı yönetememekle, öğrenciye hâkim olamamakla, işini doğru yapamamakla suçluyorlar. Şehzade Mehmet'i yani öğrencileri; daha da şımartıyorlar, şımarttıkça şımartıyorlar. "Sen şehzadesin, geleceğin padişahısın, kimse senin kılına dokunamaz; sana dokunana hayatı zindan ederiz." diyorlar!..

Sınıflara izinsiz dalıp Şehzade Mehmet'in önünde Akşemsettin'i tokatlıyorlar!.. Şehzade Mehmet'in yaptıklarının hesabını Şehzade Mehmet'ten değil, Akşemsettin'den soruyorlar!..

Manzara bu olunca bu Şehzade Mehmetlerden 21 yaşında İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmetler çıkar mı?

Peki, önüne gelenin tokatladığı öğretmenlerden Akşemsettin olmalarını beklemek büyük haksızlık değil mi?

Yorumlar

Ali Şükrü Yazılarını takip ediyorum. Kesinlikle önemli bir kafasın. Allah razı olsun

ÖĞRETMEN YÜREĞİNE SAĞLIK...

Öğretmenin yanındayım... Eminim ki idareye bildirse öğretmenliğini sorgulayıp "Sen sınıfına nasıl hâkim olamazsın?"... Bu cümle hariç tamamının altına imzamı atarım. Ancak, bir okul yöneticisi olarak bu cümlenin okul yöneticilerine büyük bir haksızlık olduğu kanaatindeyim Ferhat Ersin bey, anlıyorum ki siz okul yöneticiliği yapmamışsınız. Öğretmenleri aciz duruma getiren okul yöneticileri değil merkez teşkilatın idarecileridir ki, bu idareciler maalesef okul yöneticilerini de aciz ve itibarsız hale getirmişlerdir.

Osman keleş Günümüzde öğretmenler konumunu ve nekadar sahipleneceğini bilerek eğitim vermeli bence.istenilen için çok uzun seneler lazım. Çünkü bahsettiğiniz durum birden olmadı belli bir süreci vardır . Adamın hası geçmişte herşeyin eğitimle ve ilkokuldan başlması lazım demişti de kıyametler kopmuştu .buişler ilk orta velise dönemlerini kapsayan düzenli bir proğramla düzelir. Arzumuz bu ama ömrümüz yeter mi bilmem.önce aile terbiyesi,ve ilkokul çok önemli dostummmmm.....sevgiler....

Enes Duymaz İngilizlerin bir sözü varmış:"Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir." Bizim devlet yöneticileri de "Eğitim eğitimcilere bırakılmayacak kadar önemsiyorlar ki eğitim yönetiminde eğitimcilere yer vermiyorlar." " Öğretmeninin, müdürün kulağını çekerim" gibi hikmet fışkıran sözü söyleyecek kadar idrak sahibi Bakan gördü Milli Eğitim. Öğretmenlerin ödül alanı eğitimi öğretimi iyi olan değil, prosüdüre uygun evrak doldurup kağıt üzerinde işi tam gösterenidir. Bakanlık mükemmel evrak ister. Müfettiş onu denetler. Yapılmayan sayısız etkinlik kağıt üzerinde yapılmış görünür. Bu da takdir edilir.

Yazara ait diğer yazılar