Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında, Mamak ilçesinde yaşayan Aydoğan'ın, 2013'te evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiği, uzun süre faili meçhul olarak kalan cinayet dosyasının, 12 yıl sonra 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan bir ihbarla yeniden raftan indirildiği anımsatıldı.
Gerekçeli kararda, ihbarcının ifadesinde maktulle arasında husumet bulunan 3 kişinin cinayeti işlediğini, cinayette kullanılan silahın da bu şahıslar ve onlara yardım eden 1 kadın tarafından saklandığını öne sürdüğü belirtildi.
Bunun üzerine savcılığın soruşturmayı derinleştirdiği aktarılan gerekçeli kararda, HTS kayıtlarına göre ihbarcının ifadesinde adı geçen kişilerin cinayet günü, olay saatinin öncesi ve sonrasında birçok kez görüşme yaptığı tespitine yer verildi.
Sanıklar Necmettin Yaman, Şükrü Kibar, Benli Kibar ve Hatice Kibar hakkında soruşturmanın genişletildiği belirtilen gerekçeli kararda, yapılan araştırma sonucunda sanık Şükrü Kibar'la maktul Aydoğan arasında geçmişe dayalı husumet olduğu, Hatice Kibar'ın da Aydoğan'ın öldürülmesinden yaklaşık 5 ay önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na, Aydoğan ve yanında bulunan arkadaşlarının evine gelerek "Şükrü dışarı çıksın. Siz bu mahalleyi terk edeceksiniz. Oğlunu vuracağız" şeklinde tehditlerine yönelik şikayet dilekçesi verdiği belirtildi.
İhbar gerçeği açığa çıkardı
Gerekçeli kararda ayrıca ihbarcı M.K'nın olay yerini görmeden ifadesinde geçen detayları bilmesinin mümkün olmayacağı vurgulanarak, M.K'nın anlatımına istinaden olayda kullanıldığı iddia edilen tüfeğin ele geçirildiği, M.K'nın mahkemede tanık olarak verdiği son derece ayrıntılı olan beyanların iftira mahiyetinde olmadığı, aksine maddi delillerle desteklendiği ve gerçeği yeterince açıklığa kavuşturduğu aktarıldı.
Kararda ayrıca sanık Necmettin Yaman'ın mahkemeye sunduğu yazılı beyan dilekçesinde bahsettiği hususun sanık Şükrü Kibar'la birlikte suç mahalline gittiklerine ilişkin olduğu ve Yaman'ın bu şekilde "üstü kapalı itiraf mahiyetinde" beyanda bulunduğu kanaatine varıldığı kaydedildi.
Bu kapsamda suç tarihinde sanıklar Necmettin Yaman ve Şükrü Kibar'ın, Yaman'a ait taksiyle birlikte maktul Aydoğan'ın ikametine gittikleri anlatılan gerekçeli karada, sanık Yaman'ın araç içerisinde beklediği, sanık Şükrü Kibar'ın ise temin ettiği tüfekle maktul Aydoğan'ın ikametine gittiği, önce bir el motosiklete ateş ettiği, sesi duyan maktul Aydoğan dışarı çıktığında ise bir el daha ateş ederek maktul Aydoğan'ın yaralanmasına ve ölümüne sebep olduğu tespitine yer verildi.
2 sanık delil yetersizliğinden beraat etti
Gerekçeli kararda, sanıkların olay yerinden ayrılarak, suçta kullanılan tüfeği sanık Yaman'ın annesinin ikamet ettiği köyde bulunan dereye attıkları, bu şekilde suç eşyasını yok ettiklerinin anlaşıldığı, tüm olaylar neticesinde sanıklardan Şükrü Kibar'ın Kemal Güven Aydoğan'a yönelik "kasten öldürme" suçunu işlediği sabit görülerek cezalandırılmasına karar verildiği aktarıldı.
Sanık Yaman'ın ise olay öncesinde Kibar'la fikir birliği yaptığına yönelik yeterli delil bulunmadığı kaydedilen gerekçeli kararda, Kibar'ın eylemi tek başına gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi, sanık Yaman'la maktul arasında husumet iddiasının bulunmaması ancak Yaman'ın sanık Kibar'ı olay yerine götürmesi, devamında olay yerinden birlikte uzaklaşmaları ve suçta kullanılan tüfeğin ortadan kaldırılmasına yönelik birlikte hareket etmesi sebebiyle "kasten öldürmeye yardım" suçunu işlediği belirtildi.
Gerekçeli kararda, sanıkların, maktulle aralarında hiçbir husumet bulunmadığını ve suçsuz olduklarını savundukları aktarılarak, şu tespitlere yer verildi:
"Her ne kadar sanıklar Benli Kibar ve Hatice Kibar hakkında "kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, sanıkların suç tarihinde oğulları olan Şükrü Kibar ile iletişim halinde olmalarının cezalandırılmaları bakımından tek başına yeterli olmadığı, dosyada mevcut delil durumu ve mahkememizin vicdani kanaatine göre suçu Şükrü Kibar'ın işlediğinin kabul edilmesi nazara alınarak bu sanıkların Şükrü Kibar'ı azmettirdiklerine ya da ona yardım ettiklerine yönelik olarak da başkaca yeterli delil bulunmadığından suçun vasfı, niteliği ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilerek ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir."



