Bak hatırlayınca bile fitil oluyorum…
Demişti ki: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, damadını bakan yaptı. Akrabalarını zengin etti.”
Peki aynı Tayyip Erdoğan, seni milletvekili yapmadı mı “0.07 Ahmet?” Dışişleri bakanı yapmadı mı? Sonra başbakan yapmadı mı?
Ne istedin de yapmadı?
Hangi koltuğu istedin de oturtmadı?
Milletvekili iken, Dışişleri Bakanı iken, Başbakan iken bedavaya mı çalıştın?
Seni de bal gibi zengin etmiş işte!
Diyor ki “Beş tane müteahhide Türkiye’yi peşkeş çekti.” İyi de Dışişleri bakanı iken o müteahhitlerle yediğin içtiğin ayrı gitmiyordu hatırlasana? Hatta bu ünlü iş insanının oğlunun düğününde, salonun en müstahkem masası sana tahsis edilmişti.
Demek ki o ailelerle sadece Tayyip Erdoğan’ın değil, senin de hukukun vardı! Yani daha dün can ciğer kuzu sarması dostların iken, AK Parti’den ayrılır ayrılmaz tu kaka ediverdin.
Peki soruyorum, gecikmiş muhalefet, muhalefet midir?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın millet nezdindeki kerametini kendinden menkul sandığın günlerde ne demiştin? “Sadece bir Esselamualeyküm derim! Bütün Anadoluyu ayağa kaldırırım. Kimse engel olamaz.”
Kendini Erdoğan’ın yerinde vehmeden pek çok kifayetsiz muhteris gibi sen de gaza geldin. Parti kurdun… Anadoluya gittin… “Esselamualeyküm” dedin…
Aslanlar gibi kükremek istedin ama ses çıktı “ciiik!” Oy geldi 0.07’cik… Bir çimdik…
İşte o gün bu gündür alınma ama lakabın “0.07 Ahmet!”
Ha şimdi aklınca Özgür Özel’e kompliman yapıp diyorsun ki biz “Bu partiyi dalgakıran olarak kurduk! Bizden sonraki partilerin önünü açmak için!”
Yahu 0.07 Ahmet, senin etin neeee, budun ne? Aldığın bir çimdik oyla bile hala kibir yapıyorsun! Hem Erdoğan hangi seçime girmişse kazanmış, girmiş kazanmış… Tam yirmi senedir etrafında dönen bütün entrikalara rağmen… Her seçimi kazanmış!
Dalga, öyle böyle bir dalga değil yani, bildiğin tsunami, tsunami!
Ha şimdi milletten aldığın bir çimdik oyla kendini o dalganın karşısında “dalgakıran” falan mı zannediyorsun? Hakikaten, kendini böyle mi görüyorsun? O dalganın karşısında durabildiğini mi?
Kimse sana bir şey yapmadı Ahmet Davutoğlu! Ne ettiysen, kendi elinle ettin… Kendi dilinle, kendine ettin…
Şimdi bu yazıyı okurken fonda “kendin ettin, kendin buldun…”u dinle bence…
Dışişleri Bakanı iken, FETÖ’cü Akın İpek’in otelinde kaldın mı? Kaldın… O otelde kalan ünlüler arasında sen de vardın!
Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün haberi bile yokken Akın İpek’in özel uçağıyla ABD’ye Fetullah Gülen’i görmeğe gittin!
FETÖ’den yargılanarak hapis cezası alan Rusya İmamı Gürcan Balık, Dışişleri Bakanlığın döneminde özel kalemindi. Hatta Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la Gürcan Balık’ı “Oğlum gibidir” diye tanıştırmıştın! Bu FETÖ imamına “prensim” derdin!
Dışişleri bakanlığında yardımcın kimdi? Fehmi Koru’nun kardeşi Naci Koru! FETÖ dışişleri bakanlığındaki en büyük kadrolaşmayı hangi bakan döneminde yaptı? Senin döneminde…
Yargılandın mı bilmiyorum. İfaden alındı mı? Onu da bilmiyorum…
Bu arada babadan, dededen zengin biri değilsin Ali Babacan gibi… Anadolu çocuğusun.
“İtiraz etmeseydim, oturur milyarlarıma milyarlar katardım. Benden sonraki başbakan gibi (Binali Yıldırım) …” diyorsun ya… Üniversitelerde sosyal bilimcilerin geliri meydanda. Tamam haram yedin demiyorum ama ifadene istinaden söylüyorum, eğer milyarların varsa, bunu da AK Parti’ye borçlusun!
Hepsi bir yana, siyasette milletin en gıcık kaptığı şey kibir… AK Parti’de senden yana insanların en çok illallah ettiği karakter özelliğin, kibrin! Basında bile AK Partililere tepeden bakıp, karşı mahalleyi dikkate aldın.
Bu yüzden ne sen ne de Erdoğan dışındaki başbakanların hiçbiri, Erdoğan’ın millet nezdindeki itibarını kazanamadı.
Ali Babacan’ın namı, “selamsız.” Seninki kibirli…
Hadi bir daha “Esselamualeyküm” desene? Duyamadım?
Gürcan Balık…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başkanlık Yemin Töreni için geldiğim Ankara’da, İlgezdi ailesi tarafında gözaltına alındım. Geceyi karakolda geçirdim. Kırık kaburgamla hem de… Törene zar zor yetişebilmiştim.
Ama ne hikmetse Gürcan Balık için ifadeye çağırıldığımda ulaşılamamışım!
Kimse bana ulaşamamış! Sizce de bunda bir bit yeniği yok mu?