Terör örgütü FETÖ tarafından 15 Temmuz 2016'da hain bir kalkışma yapıldı.
Siz o gece neredeydiniz?
Ben 15 Temmuz Gazisi Enes Babacan. Darbe girişiminin henüz ilk dakikalarında habercilik refleksi ile ne olduğunu öğrenmeye çalıştım.
O dönem Milat Gazetesi muhabiriydim. Boğaziçi köprüsünde yaşanan askeri hareketliliğin Ankara'da da yaşandığını öğrendim.
Bir süre sonra Atatürk Havalimanı'nın da hain darbeciler tarafından ablukaya alındığını öğrendim.
Benim ikamet ettiğim ev o zaman Atatürk Havalimanı'na yürüme mesafesinde, Sefaköy'de idi. Genel Yayın Yönetmenimiz ile iletişime geçtim ve Atatürk Havalimanı'na gideceğimi ve öğrendiklerimi kendisine aktaracağımı da söyledim. Sonra abdest aldım, gaza namazı kıldım ve Sefaköy'de, darbe girişimi olduğunu ve Atatürk havalimanın kapatıldığını bağırmaya başladım.
Benim gibi düşünen bir avuç kalabalıkla havalimanına doğru yola çıktık. Havalimanın önünde darbecileri görünce onlara önce niçin burada olduklarını sorduk. Bunun darbe girişimi olduğunu ve bu işten vazgeçmelerini söyledik.
Sadece bir kaçı ikna oldu ve araçlarıyla gittiler ama darbeci askerlerin büyük kısmı, Fethullah Gülen aleyhine ve darbe aleyhine atılan sloganlar sonucu havalimanının içine kaçtı. Bizde onları kovalamaya başladık. Aprona vardığımızda ateş edilmeye başlandı. Ben orada vuruldum ve göğsümden kan fışkırdı, sol kolumu göremiyordum. Bir süre sonra bilincimi kaybettim. Kalbimin çok yakınından giren g3 mermisi sol omzumu delip geçmiş. Ameliyat ve tedavi süreci aylarca sürdü. Allah gaziliği bana nasip ettiği için de şükür ediyorum.
15 Temmuz'un üzerinden 10 yıl geçti. FETÖ ile mücadeleyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Terör örgütü FETÖ, ilk olarak dershanelerin kapatılması kararı ve devamındaki süreçte bence tehlikenin büyüklüğü anlaşıldı.
Hatırlayın bizzat örgütün lideri Fethullah Gülen tarafından, o dönem başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a karşı beddua seansları başlatmıştı.
Devamında 17-25 Aralık operasyonları ile örgüt eğitim ve medya ayağının yanı sıra emniyet ve yargıdaki gücünü de gösterdi.
Bütün bu süreçlerde FETÖ terör örgütü ile Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve inanmış bir avuç insan mücadele ediyordu.
Ben taze bir muhabirdim ve bu süreçlerde medyadan, siyasete pek çok kimsenin nasıl da çekimser kaldığını hatırlıyorum.
Ve bu FETÖ'ye bir yerde özgüven kazandırıyordu.
Nitekim 15 Temmuz hain darbe girişimi olduğunda da ilk saatlerde Erdoğan'ın yanında aslında sadece ona inananlar vardı.
16 Temmuz öğleden sonra tabi herkes bir anda FETÖ'ye karşı nasıl da mücadele ettiğini anlatmaya başladı.
Ama o iş öyle değil. Başkomutan Erdoğan’ın öncülüğünde, Türk milleti FETÖ ile mücadele etti. Bu mücadele de 253 vatan evladı şehit ve 2 bini aşkın vatan evladı da gazi oldu. Bu mücadele bugünde sadece Sayın Cumhurbaşkanın ve milletin iradesiyle devam ediyor.
15 Temmuz Gazilerinin sorunlar var mı?
Birkaç temel sorunumuz var. Özellikle şehit yakınları ve gazi arkadaşlarımın bir kısmı atandıkları kurumlarda, bazı çevrelerce hor görülüyor. Öyle ki, bazı kurumlarda 15 Temmuz programlarına o kurumda görev yapan şehit yakınları ve gaziler davet bile edilmiyor. Hatta daha açık konuşalım, 15 Temmuz şehit yakınları ve gaziler, ülkenin Cumhurbaşkanı ve Bakanları ile görüşebilirken, kendi görev yaptığı kurumlarda randevu dahi verilmiyor. Söz konusu duruma özellikle darbe döneminde şüpheli gözüyle bakılmış veya uzaklaştırılıp geri getirilmiş kimseler sebep olduğunu düşünüyoruz.
Bir diğer mesele de 15 Temmuz etkinliklerinde yaşanan şaşkınlık verici durumlar. O gece kanıyla canıyla mücadele edenlerin FETÖ’yü ve yaşadıklarını anlatamayacaklarını düşünüyorlar. Gazileri bazı dernekler üzerinden organize etmeye çalışıyorlar. Ama bu da yeterli olmuyor. Zira şehit yakınları ve gaziler olarak hepimiz aynı vatan aşkına sahip olsak da dünyayı aynı pencereden görmüyoruz. İletişim ağında sonra ‘’bizim gazi öteki gazi’’ yaklaşımı olduğunu düşünen arkadaşlarımız var. Haliyle 15 Temmuz yıl dönümü etkinliklerine gazilerin büyük çoğunluğu katılmıyor. 15 Temmuz’un her rengi ve deseni ile milletimizin zaferi olduğunu unutmamak lazım.
15 Temmuz Şehitleri ve Gazilerinin yasal olarak statü problemi mi var?
Evet var. Mesela gazilere özellikle ‘Ne kadar maaş alıyorsunuz?’ sorusu en çok sorulan soru. Şaka yapmıyorum. O gece ne yaptığımızı, çektiğimiz acıları sormuyorlar. Bu soruyu muhaliflik zannedip soranlar da var. Ama tabi gazilere ‘’Tayyip’in adamları’’ diyenler de var. Ben buradan cevap vereyim : biz 15 Temmuz gazileri maaş almıyoruz. Para alacağız, maaş beklentisi ile de o gece darbeye karşı durmadık! Zaeten 15 Temmuz gazileri KHK ile bu unvanı aldılar. Yani bizler terörden zarar gören siviller olarak görülüyoruz. 10 sene geçti ama yasal olarak çalışma yok. Haliyle 15 Temmuz gazilerinin maaş alma gibi bir durumu da yok. Peki almalılar mı? Buna da şu cevabı veriyorum. 1960 darbesi sırasında, darbe yanlısı bakın dikkat ediniz darbe karşıtı değil darbe yanlısı olan Turan Emeksiz’in de aralarında bulunduğu 4 kişi hayatını kaybetti. Bu kişiler demokrat parti gidiyor asker geliyor diye kutlama yaparken o curcuna da öldüler. Ama darbeci askerler o 4 kişiyi ‘’Hürriyet Şehitleri’’ diyerek Anıtkabir’e defnetti. Yasal olarak o kişilere şehitlik unvanı verildi ve ailelerine maaş bağlandı. Daha fazla söze gerek var mı? Meclisteki her milletvekilinin 15 Temmuz şehitleri ve gazilerine yasal çalışma borcu vardır. Mesela son aylarda İstanbul’da İSKİ gazilerin su indirimi hakkını iptal ediyor. Neden? İSKİ gazilere gönderdiği bir ihbarname ile ‘’SGK’dan gazi maaşı aldığınıza dair hak belgenizi getiriniz, yoksa su indiriminiz iptal edilecek’’ diyor. Yani İBB 15 temmuz gazilerinin aslında yasal statü de boşluk olduğunu hatırlatıyor. Yarın bu iş sadece su indirimi iptali ile kalır mı?
Gazi bir muhabir olarak medyanın FETÖ ile mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
15 Temmuz akşamı Türk medyanın büyük bölümü bence başarılı bir mücadele verdi. Özellikle FETÖ’nün medyadaki aktifliğinin azaltılmasıyla aslında o gece büyük bir avantaj da sağlandı. Tabi tamamıyla medyamız Fetö’den temizlendi mi orasını bilemiyoruz. Zira bu örgüt çok katmanlı bir örgüt. Ancak şunu biliyoruz: güç fetö’de ise onun yanında olan kimseler bugün de bu tarafta... O sebeple yerli ve milli duruş her zaman önemli. Medyada kurumların ve şahısların kime sahip çıktığına veya kimle iş tutuğuna daha çok dikkat etmesi lazım. 15 Temmuz’u kurt postuna gizlenmiş çakalların hikayelerine, kalemlerine ve kirli emellerine kurban etmemeliyiz.