Kuruluşunun 187. yılını kutlayan Jandarma Teşkilatı'nın bugün geldiği noktayı anlamak için sadece bugüne değil, geçmişe de bakmak gerekiyor. Çünkü jandarma, bu topraklarda yalnızca güvenliği sağlayan bir kurum değil; Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan devlet geleneğinin en önemli taşıyıcılarından biri. Selanik'te kurulan ilk modern jandarma okulundan, bugün dünyanın saygın güvenlik eğitim kurumları arasında gösterilen Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi'ne uzanan bu tarihi yolculuğu, teşkilatın eğitim hafızasına en yakından tanıklık eden isimlerden biriyle konuştuk. Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Kurucu Dekanı, eski Akademi Başkan Vekili Prof. Dr. İsmail Hakkı Demircioğlu, jandarma subay eğitiminin 122 yıllık serüvenini, devletin değişmeyen güvenlik anlayışını ve geleceğin jandarmasını Diriliş Postası için anlattı...
Sayın Hocam, bugün 187. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Jandarma Teşkilatı'nın eğitim geçmişi aslında çok bilinmiyor. Modern jandarma subay eğitimi nasıl başladı?
Jandarma teşkilatının modern anlamdaki eğitim serüveni Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde başladı. Özellikle Balkanlar'da ortaya çıkan güvenlik sorunları devletin yeni bir yapılanmaya gitmesini zorunlu hale getirdi.
Makedonya başta olmak üzere Balkan coğrafyasında yaşanan isyanlar, eşkıyalık faaliyetleri ve dış müdahaleler, yalnızca askeri tedbirlerle çözülemeyecek boyutlara ulaşmıştı. Devlet, hem kamu düzenini sağlamak hem de uluslararası baskıları azaltmak amacıyla jandarma teşkilatını yeniden yapılandırma kararı aldı.
Bu sürecin en önemli sonucu ise 1904 yılında Selanik'te açılan ilk modern jandarma subay okuludur.
Aslında bugün kullandığımız birçok eğitim anlayışının temelleri o dönemde atılmıştır.
Selanik'te başlayan bu eğitim modeli nasıl bir sistem üzerine kurulmuştu?
Dönemin şartları düşünüldüğünde son derece modern bir sistemden söz ediyoruz.
Osmanlı Devleti, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin jandarma teşkilatlarını incelemiş, onların tecrübelerinden yararlanmıştır.
İlk okulun müdürlüğünü Alman subay Von Altzen yürütmüştür. Bunun yanında İtalyan jandarma subayları da eğitim faaliyetlerinde görev almıştır.
Ancak burada önemli olan nokta şudur:
Yabancı uzmanlardan faydalanılmış olsa da ortaya çıkan yapı tamamen Osmanlı Devleti'nin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiştir.
Amaç sadece kolluk kuvveti yetiştirmek değil, devlet otoritesini sahada temsil edecek komutanlar yetiştirmekti.
Yani jandarma subayları yalnızca güvenlik görevlisi olarak düşünülmüyordu?
Kesinlikle.
Jandarma subayı devletin sahadaki yüzüdür.
Bir köye ilk ulaşan devlet görevlisi çoğu zaman jandarmadır.
Vatandaşın devleti nasıl algıladığı büyük ölçüde jandarma personelinin davranışlarıyla şekillenir.
Bu nedenle tarih boyunca jandarma eğitiminde sadece askeri bilgiler verilmemiştir.
Hukuk, kamu yönetimi, vatandaşla iletişim, toplumsal düzen, liderlik ve etik değerler de eğitim programlarının önemli parçaları olmuştur.
Bugün de bu yaklaşım büyük ölçüde devam etmektedir.
Cumhuriyet'in ilanı sonrasında bu gelenek devam etti mi?
Cumhuriyet döneminde yeni bir devlet kurulmuş olsa da birçok kurumsal tecrübe korunmuştur.
Jandarma bunlardan biridir.
1921 yılında Ankara Hükümeti tarafından jandarma subay okulu yeniden faaliyete geçirildi.
Daha sonra İzmit ve Konya'da faaliyet gösterdi.
1930 yılında çıkarılan 1706 sayılı Kanun ise jandarma açısından tarihi bir dönüm noktasıdır.
Bu kanunla birlikte jandarmanın hukuki statüsü net biçimde tanımlanmıştır.
Kanunda jandarma için kullanılan çok dikkat çekici bir ifade vardır:
"Kanun Ordusu"
Bu tanım aslında teşkilatın karakterini de ortaya koymaktadır.
Jandarma gücünü silahtan önce kanundan alan bir kurumdur.
"Kanun Ordusu" tanımı bugün de geçerliliğini koruyor mu?
Bence koruyor.
Çünkü jandarmanın varlık sebebi hukuk düzenini korumaktır.
Askeri disiplin ile hukuki sorumluluğun aynı çatı altında birleştiği ender kurumlardan biridir.
Bu nedenle jandarma personelinin yetiştirilmesi sıradan bir meslek eğitimi olarak görülemez.
Burada devlet kültürü aktarılır.
Kurumsal hafıza aktarılır.
Kamu sorumluluğu aktarılır.
Aslında nesilden nesile bir devlet geleneği aktarılır.
Türkiye'nin yakın tarihinde yaşanan en büyük kırılmalardan biri 15 Temmuz oldu. Bu süreç jandarma eğitimini nasıl etkiledi?
15 Temmuz, devlet kurumlarının tamamında olduğu gibi jandarma eğitim sisteminde de önemli değişimlere yol açtı.
Darbe girişiminin ardından Jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatları İçişleri Bakanlığı bünyesine bağlandı.
Ardından Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi kuruldu.
Bu yeni yapı yalnızca bir isim değişikliği değildir.
Aynı zamanda yeni bir eğitim felsefesinin de başlangıcıdır.
Akademi hangi ihtiyaçlardan doğdu?
Türkiye artık yalnızca klasik güvenlik tehditleriyle karşı karşıya değil.
Terörle mücadele, düzensiz göç, siber güvenlik, organize suçlar, sınır güvenliği ve afet yönetimi gibi çok boyutlu alanlarda faaliyet gösteriyoruz.
Dolayısıyla yeni nesil subayların da çok yönlü yetişmesi gerekiyor.
Bugün verilen eğitim sadece mesleki bilgilerden oluşmuyor.
Liderlik, kriz yönetimi, uluslararası ilişkiler, hukuk, teknoloji ve yabancı dil alanlarında da yoğun eğitim veriliyor.
Amaç; çağın ihtiyaçlarını anlayan, analitik düşünebilen, karar verebilen ve devletini en iyi şekilde temsil edebilen subaylar yetiştirmektir.
Jandarmanın toplum üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Jandarma yalnızca güvenlik sağlayan bir kurum değildir.
Aynı zamanda vatandaşlık bilincinin gelişmesine katkı sunan bir kurumdur.
Özellikle geçmiş dönemlerde askerlik görevini jandarma bünyesinde yapan vatandaşlar, disiplin, kamu düzeni, birlikte yaşama kültürü ve toplumsal sorumluluk gibi değerlerle tanışmıştır.
Binlerce vatandaş okuma-yazma kurslarından geçmiş, çeşitli meslek eğitimleri almış ve sivil hayata daha güçlü hazırlanmıştır.
Dolayısıyla jandarmanın toplumsal etkisini yalnızca güvenlik perspektifiyle değerlendirmek eksik olur.
Bugün 187 yaşındaki Jandarma Teşkilatı'nı tek cümleyle nasıl tarif edersiniz?
Jandarma, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan devlet aklının sahadaki temsilcisidir.
Değişen çağlara uyum sağlamış, teknolojisini yenilemiş, eğitim sistemini geliştirmiştir.
Ancak özünde aynı şeyi korumuştur:
Milletin huzurunu, devletin otoritesini ve hukukun üstünlüğünü.
Bu nedenle jandarma sadece bir güvenlik gücü değil, aynı zamanda devlet hafızasının yaşayan kurumlarından biridir.
PROF. DR. İSMAİL HAKKI DEMİRCİOĞLU KİMDİR?
1969 yılında Trabzon'un Of ilçesinde doğan Prof. Dr. İsmail Hakkı Demircioğlu, tarih alanındaki akademik çalışmalarının ardından uzun yıllar yükseköğretim kurumlarında yöneticilik yaptı. 2017-2023 yılları arasında Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi'nin Kurucu Dekanı olarak görev yapan Demircioğlu, aynı dönemde Akademi Başkan Yardımcılığı ve Başkan Vekilliği görevlerini de üstlendi. Halen Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Dekanı olarak görev yapmaktadır.