1993 Aslında bir Harp'ti...

Abone Ol

Bugünkü yapılanları anlayıp, doğru okuyup değerlendirmemiz için geçmişimizle öz eleştirimizi doğru yapıp, geçmişimizle doğru yüzleşmemiz gerekiyor.

Bugün:

Sayın Erdoğan’ın stratejik hamlelerini tam bağımsızlık, Yeni Türkiye sevdasına daha da inanıp sahip çıkmak için bize geçmişimizi unutturmaya çalışanlara inat, o geçmişle yüzleşmemiz gerekiyor.

Yüzleşmeliyiz ki, görmeliyiz ki kurulan oyunları, bugün Sayın Erdoğan’ın Suriye hamlesinden, Savunma Sanayisi’nin atağa kalkmasının önemini, Güneydoğu’da terörle perdelemeye çalışıp, kendi bünyelerine geçirilme eylemlerini unutmamalıyız ki, (Güneydoğu’daki değerli petrol yatakları, dünya’nın en verimli Bor yatakları vs)

terörü sınır ötesine iterek o toprakları ve halkını kazanmanın kıymetini daha çok bilip bu günkü bu çaba ve mücadeleyi düşman devletlerine teslim etmeyelim.

Oyuna gelmeyelim. Bağımsızlık mücadelesine sahip çıkıp, içimizdeki satılmış insan ve yapıların galip gelmesine geçit vermeyelim.

O yüzden ara ara sizleri 20¬-30-50-80 yıl geriye götürüp o süreçleri ısrar ve inatla hatırlatacağım.

Dedim ya ara ara…

1993 aslında bir Harp’ti.

Öncesinde büyük güçler tarafından beşeri zaafı olan devletli insanlar kullanılarak dört cephe ele geçirildi.

Evet, 1993 senesi bir dönüm noktası, bir geçişti.

-93 senesi, oyunları kuranlarca bir etabın bitirilmesi, yeni bir etaba, bir üst hamleye geçişin başlangıcıydı.

-93 senesi, planlanan çok ayaklı bir operasyonun harple noktalanmış haliydi.

*ABD ve Rusya arasında, Start-2 (nükleer silah sınırlandırılması) anlaşması Ocak ayında gerçekleştirildi.

*24 Ocak’ta Uğur Mumcu öldürüldü en hunharca.

*5 Ocak’ta Adnan Kahveci. Turgut Özal’ın danışmanlığını da yapmıştı.

*17 Şubat Eşref Bitlis.

*Ekim ayında Ahmet Cem Ersever.

*Yine Ekim ayında Bahtiyar aydın.

*Temmuz ayında Madımak yangını.

*Ve Süleyman Demirel ABD karşısında susmaya devam ederek suskuncu Cumhurbaşkanı oldu. Bir gecede Tansu Çiller'e başbakanlık yolu açıldı. O Başbakan Tansu Çiller, "İzin verin Öcalan'ı ölü yada diri getirelim diyenleri merkeze, yani kızağa çekti.

*93 Harbi, siyasiler, asker, yazar ve kamuoyu olmak üzere dört cephede gerçekleşti. Madımak olayıyla kamuoyu nasibini almıştı. Asker ise 33 erin silahsız giderken şehit edilmesiyle bir kez daha uyarılmıştı.

Sonrasında bu kirli işlerde kullanılan isimler de bir şekilde oyun dışı bırakıldı.

Kullanılan tüm bu insanlar Ergenekon adı altında, Tuncay Güney piyonluğunda ortadan kaldırıldı.

Yani geleceği göremeyişimiz, geçmişi yanlış yorumlamamızdan kaynaklanmaktaydı.

*Büyük bir aymazlığın bedeliydi 1993.

*Yani 93 Harbi, " top" lu bir mesajdı aynı zamanda...

Tabii ki çok önemli bir süreçti 1993...

Evet, maksatlı ve en ince ayrıntısıyla planlıydı. İşte o yüzden çok önemsiyorum o süreçte suikaste kurban edilen insanları, o yüzden önemsiyorum Cem Ersever'in öldürülmesini.

Bu yüzden inadına ve ısrarla Ersever dosyasının yeniden açılmasını ve yargıya taşınmasını istiyorum.

Eğer ölmeseydi, çıkacağı mahkemeyi çok önemsemesinin en büyük sebebi, herşey kayıt altına alınacaktı, kamuoyuna yansıyacaktı, durum böyle olunca da kimseler ortaya konulan gerçekleri saklayamayacaktı.

Mahkemeye sunacağı en büyük argümanlardan bir taneside Tansu Çiller ile ilgili bolca belge ve dökümanlardı.

Bu ülkenin basireti en yukarıdan nasıl bağlanmıştı?

Kaç düğümü, kimler bir hanımefendinin ağzından atmıştı?

Somut belge ve dökümanlarla mevcuttu.

Kod ismi Neval Boz ( gerçek adı Mahsume Dguebe), sevgilisi olduğu iddia edilen kadınla ilgili oldukça kapsamlı bir rapor sunacaktı mahkemeye.

Kimdi Neval Boz?

Suriye İstihbarat Teşkilatı El- Muhaberat'ta uzun süre çalışmış, çalıştığı süreçte de Öcalan'ın en yakınına görevli olarak verilmiş. Suriye teşkilatı aracılığıyla Öcalan'ı kontrolü altında tutmayı başarmıştı. Cem Ersever bir şekilde bu kadınla temasa geçerek dialogu ilerleyip, Öcalan'ın attığı her adımı birinci elden takip eder hale gelmişti.

Uzun süre faydalandı Neval Boz kod isimli kadından. Sonrasında kadın deşifre olmak üzereydi ki Ersever bir gece iki güvendiği adamını göndererek Türkiye' ye getirtip adını da Neval Boz yaparak deşifre olmasını engelledi.

Kadının Türkiye'ye gelmesinin hemen arkasından da dönemin Başbakanına üst mercileri aracılığıyla kapsamlı rapor sunarak " Öcalan'ın ölü yada diri her an Türkiye' ye getirilebileceği" vurgulanmıştı.

Öcalan'ı istenildiği an alabilme gücü yakalayan Ersever, en yukarıları da fazlasıyla rahatsız etmiş olacak ki kısa bir zaman sonrası merkeze alınmıştı.

-Bazı itirafçılara ve taşaron olarak kullanılan kişilere el altından verilen ödeneklerle nasıl yön saptırıcı olarak hazırlatıldığı,

-Güneydoğu sınırından giren para yüklü tırları yakalamalarına rağmen akıbetlerinin ne olduğu,

-Sınırdaki gümrük muhafaza müdürlüklerinde kimlerin nasıl satın alındığı, sınır giriş çıkışlarındaki zafiyetin ürpertici gerçekleri,

-Bazı vakıflar üzerinden nasıl bir örgütlenme çalışmaları yapıldığı,

-TSK' daki komuta zincirindeki kirlenmiş halkaların birçok detayı sunulacaktı mahkeme aracılığla kamuoyuna!

-Kamuoyundan saklanan Güneydogu gerçeklerini haykıracaktı...

İlerleyen süreçte bize unutturulmaya çalışılan dünümüzü böyle ara ara hatırlatacağım.

Hatırlatacağım ki,

bugün Sayın Erdoğan önderliğinde yapılan bir sürü devrimlerin kıymetini anlayıp bilerek daha da dört kolla sahiplenelim...

Terörle yapılan yürekli ve cesur mücadelesini doğru anlayıp, doğru sahiplenelim...

Bugün ortalıkta çıkıp "Biz Atatürk'ün partisiz diye Ata'nın adıyla kendi çirkin emellerine alet etmeye çalışan Özgür Özel ve havarisine de bir çift sözüm var...

Siz Atatürk'ün partisi filan değilsiniz, bunu bir düzeltiyim.

Siz, Atatürk'ün kurduğu partiyi kendileştiren İnönü' nün partisisiniz.

Biraz önce altını çizdiğim 93 yazım gibi Türkiye'nin basiretini bağlayan zihniyetsiniz...

İlerleyen günlerde bununlada ilgili genişce yazı kaleme alacağım...