Kültür Sanat

7 Güzel Adam kimlerden oluşuyor? İşte 7 Güzel Adam şairleri…

Abone Ol

Türk edebiyat tarihinin özellikle son yüz yılda ismini duyurmuş ve bir topluluk olarak hareket eden, toplumda da Yedi Güzel Adam olarak tanınan isimlerin hayatlarını sizler için hazırladık. Bugün (18 Ekim 2019) tarihinde Nuri Pakdil’in vefatının ardından sevenleri ve ilgili vatandaşlar yedi güzel adamı kimdir? diye arama yapıyor.  Peki Yedi Güzel Adam kimlerden oluşuyor? 7 Güzel Adam şairleri…

Türk Edebiyatında büyük bir boşluğu dolduran, gerçekten birbirinden güzel insanlardan oluşan bu Yedi Güzel Adam tam olarak kimlerden oluşuyor, herkes bu sorunun cevabını merak ediyor. Edebiyata meraklı olan hemen hemen herkesin ilk olarak sorduğu sorulardan biridir bu soru. Türk Edebiyatı’na damgasını vurmuş isimlerden oluşuyor Yedi Güzel Adam. Yedi Güzel Adam ismini ilk olarak Cahit Zarif Oğlu’nun aynı adlı eserinden duyuyoruz. Halk şiirinin büyük ustası Karacaoğlan’dan, modern şiirin önemli temsilcisi Necip Fazıl’a, Erdem Bayazıt’tan Cahit Zarifoğlu’na, Nuri Pakdil’den Âşık Mahzuni’ye kadar pek çok şair ve yazarı yetiştiren şairler şehri Kahramanmaraş sonuna kadar hak eder bu unvanı. Birçok edebiyatçının yolunun kesiştiği bu güzel kent, 1950’li yıllarda edebiyatta ‘Maraş Ekolü’ diye anılan ekole de ev sahipliği yapmıştı. “Bu insanlar dev midir / Yatak görmemiş gövde midir”. Böyle başlar Cahit Zarifoğlu’nun “Yedi Güzel Adam” adlı şiiri. Şiir altı bölümden oluşur. Şiirinin bölümlerinde yedi güzel adamdan her birinin bir şey gördüğünü ve gereğini yaptığını öğreniriz. Yedi güzel adamdan biri “kan” görür ve gereğini beller. Biri “aşk” görür ve gereğini beller. Biri “yar”, biri “bela”, biri “dağ” diğeri de “sofra” görür ve gereğini beller. Şiirde yedi güzel adamın altısının neler gördüğünden bahsediyor. Yedinci güzel ne görmüştür derseniz. O da “diğerlerini” görmüştür. Mesela beşinci bölümde “Yedi güzel adamdan biri / Bir gün bir dağ göreni / Durdu sevmeden bilmeden devinirken / Durdu durdu seyreyledi” mısraları vardır. Birkaç bölümde daha “görenleri gördüğünü” belirtir.

Yedi Güzel Adam kimlerden oluşuyor? 7 Güzel Adam şairleri…

Cahit Zarifoğlu’nun şiirinde “Bu insanlar dev midir / Yatak görmemiş gövde midir” diye bahsettiği yedi güzel adam tam olarak kimlerdir? Sezai Beye yedi güzel adam kim dediklerinde “Kim olacak, Rasim Özdenören ve ben” demiş.

Nuri Pakdil

1934 yılında dünyaya geldi. “Yedi Güzel Adam” arasında Nuri Pakdil onların abisi gibi, öncülük eden bir karakter ve onları etkiliyor. Yazdıklarını otuz-kırk defa düşünen, kendine acımasız olan bir isim. Sakin sular derin akarlar. Pakdil’de sakin bir suda ama gerçekte çok derin akıyor. İlk çalışmalarını, şiir ve deneme türünde Demokrasiye Hizmet gazetesinde yayımladı. Edebiyat dergisi ve Edebiyat Dergisi Yayınlarını kurdu. Oyun, çeviri, deneme, gezi-izlenim ve şiir kitapları bulunan yazarın 30’dan fazla eseri var.

Nuri Pakdil kimdir?

Kahramanmaraş’ta dünyaya geldi. İlkokuldan itibaren yazmaya başladı. Ortaokuldayken tanıştığı Büyük Doğu, hem düşünce ve hem de yazı macerasına ivme kazandırdı. Lisedeyken iki arkadaşıyla birlikte ‘Hamle’ dergisini çıkardı. Kahramanmaraş’ta çıkan Demokrasiye Hizmet ve Gençlik gazetelerinde yazıları yayınlandı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudu. Bir süre Yeni İstiklâl Gazetesi’nde sanat sayfaları düzenledi. Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Hukuk Müşavirliği (1965-67) ve Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman (1967-73) olarak çalıştı. 1973 Mart’ında görevinden ayrıldı. 1969-1984 yılları arasında Edebiyat dergisini çıkardı.

28 Şubat 1997 tarihinde Edebiyat Dergisi Yayınları’ndan çıkardığı “Sükût Sûretinde” isimli kitabıyla suskunluğunu bozdu ve ard arda kitaplar yayınlamaya başladı. Halen Ankara’da yaşamaktadır.

Rasim Özdenören

1940 yılında dünyaya geldi. Hâlâ yaşamını sürdüren Türk öykü yazarlığında önemli bir isim olan Rasim Özdenören’i bir oyuncu olarak canlandırmak hem çok heyecanlı hem de sorumluluk gerektiriyor. Rasim Özdenören’i yazma konusunda motive eden kişi Ali Kutlay. Yedi güzel adamla birlikteyken herhangi bir sorun olduğunda soruna karşı çözüm üreten, dramatik bir anda espriyle yaklaşan, lafını dinletebilen, ilk hızlı çözümü üreten kendisi. Öykü yazmaya 1957’de Varlık dergisinde yayımlanan Akarsu adlı öyküsüyle başladı. Hastalar ve Işıklar adlı ilk öykü kitabı 1967’de yayımlandı. Öykü, roman ve deneme kitapları olan usta yazarın 30’un üzerinde kitabı bulunuyor.

Rasim Özdenören kimdir?

Kahramanmaraş’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü. Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD’nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971’de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978’de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü.

Özdenören, Denize Açılan Kapı adlı eseriyle 1984 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Hikâyecisi Ödülü’ne layık görülmüştür. İki Dünya adlı deneme kitabı da 1978’de Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından fikir dalında Jüri Özel Ödülü’nü kazanmıştır.”

Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan Çok Sesli Bir Ölüm, Uluslararası 1977 Altın Prag TV Filmleri Festivali’nde Jüri Özel Ödülü aldı. Bu ödül de, TRT Televizyonu’nun ilk ödüllerindendir.

Rasim Özdenören’in Eserleri

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler

Kafa Karıştıran Kelimeler

Müslümanca Yaşamak

Yaşadığımız Günler

Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı

Çarpılmışlar, Çözülme

Çok Seseli Bir Ölüm

Gül Yetiştiren Adam

Hastalar ve Işıklar

Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti

Ruhun Malzemeleri

Ben ve Hayat ve Ölüm

Yeniden İnanmak

Denize Açılan Kapı

Red Yazıları

Acemi Yolcu

İpin Ucu

Çapraz İlişkiler

Kent İlişkileri

Kuyu

Yüzler

Köpekçe Düşünceler

Düşünsel Duruş

Toz

Aşkın Diyalektiği

Eşikte Duran İnsan

Yazı, İmge ve Gerçeklik

Ansızın Yola Çıkmak

Hışırtı

İki Dünya

İmkânsız Öyküler

Siyasal İstiareler

Açık Mektuplar

Ödülleri

Türkiye Milli Kültür Vakfı Jüri Özel Ödülü, 1978 (İki Dünya adlı deneme kitabı ile)

Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Hikâyecisi Ödülü, 1984 (Denize Açılan Kapı ile)

T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, 2015

Necip Fazıl Kısakürek Saygı Ödülü, 2016

Ali Kutlay

1940 yılında dünyaya geldi. 2008 yılında hakkın rahmetine kavuştu. Şehri gezdiğimizde dizide rol aldığımızı öğrenince Kahramanmaraşlılar çok yardımcı oluyor. Şehir sahip çıkmış bu güzel adamlara. Kutlay, hiç çekinmeden lafını dobra dobra söyleyen bir insan. Yaşadıkları olaylara şair oldukları için farklı bir açıdan bakıyorlar; ölüm, ayrılık, aşk gibi kavramlar üstüne derinlikli bir bakışları var. Öykü yazmaya 16 yaşında başladı 18’inde bıraktı. O yaşta yazdığı öyküler bile kaliteliydi. Hukuk okudu.

Ali Kutlay kimdir?

Ali Kutlay, Kahramanmaraş’ta dünyaya geldi. Belli bir süre yazdıktan sonra yazarlık hayatına son verdi. TRT 1 için çekilen “Yedi Güzel Adam”dizisinde,”Yedi Güzel Adam”dan biridir. Yazarlık hayatı kısa sürdüğü için Rasim Özdenören,Ali Kutay’ın Yedi Güzel Adam” dan sayılamayacağını söylese de dizide “Yedi Güzel Adam”dan biridir.

Rasim Özdenören Ali Kutlay için şunları demişti: Ali Kutlay, benim öykü yazmama vesile olan arkadaşımdı. Cahit Zarifoğlu, onun kardeşi Sait Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, bizden bir sınıf aşağıda Alaeddin Özdenören, onun sınıf arkadaşı ve Ali’nin kardeşi Ahmet Kutlay ve eli kalem tutan daha başka arkadaşlar o dönemde Allah’ın bir lütfu olarak bir arada bulunuyorduk. Ali’nin bir öykü yazdığını bana Erdem haber vermişti. Ben de ondan öyküsünü müsaade ederse okumak istediğimi söylemiştim. O da bana: “Sen de bir öykü yazmaya söz verirsen, öykümü okuturum” şartını öne sürerek öyküsünü okumak üzere bana vermişti. Söz verdiğim için ertesi gün ona bir öykü yazıp verdim, ancak verirken ben de aynı şartı ileri sürdüm: Ali yeni bir öykü yazmaya söz verirse kendi öykümü ona okutacaktım. Böylece Ali ile aramızda, aylarca devam eden bir öykü yazma teatisi başladı.Sağlam cümle kurardı. Öykü yazmaya 16 yaşında başladı 18’inde bıraktı. O yaşta yazdığı öyküler bile kaliteliydi. Sanıyorum hep kusursuz olmanın ardına düşmüştü. Bu yüzden zor beğenirdi. Örneğin benim yazdığım öykülerde kusurlar bulurdu. Bense onun yazdığını beğenirdim. Halen de aynı beğenimi muhafaza ediyorum. Onunsa, öykü yazmayı bıraktıktan sonra benim yazdıklarıma ilgi duymadığını biliyorum. 7 Kasım 2008’de istanbul’da vefat etti.

Erdem Beyazıt

1939 yılında doğdu. 2008 ebediyete intikal etti. Kahramanmaraş’ta herhangi birini çevirip ‘Nasıl biriydi?’ diye sorduğunuzda ‘Erdem Bayazıt çok kibardı, tok bir sesi vardı, ağır ağır konuşurdu, insanların gözünün içine gülerek bakardı, çocukları yetiştirmek için elinden gelini yapardı, kızmayan bir insandı” diyorlar. Dizi de Bayazıt’ın gözünden anlatılıyor.

Şiir ve yazıları Açı, Hamle, Çıkış, Yeni İstiklal, Büyük Doğu, Edebiyat, Mavera, Yedi İklim ve Hece dergilerinde yayınlandı. En bilinen şiiri “Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair.”

Erdem Bayazıt kimdir?

Kahramanmaraş doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Millî Kütüphanemde çalıştı (1965 -1973), sonra lise edebiyat öğretmenliğine geçti. 1987 seçimlerinde K.Maraş milletvekili seçildi.

Yazı ve şiir yayınlamaya 1960’ta başladı. 1969’tan itibaren uzun yıllar Edebiyat dergisi şairlerinden oldu. Barbar güçlerin, teknolojinin yıktığı, Tanrı’dan kopardığı insanın manevi kurtuluşunu arayan Sebep Ey (1973) ile Risaleler (1987) yayınlanmış iki şiir kitabıdır. İpek Yolundan Afganistan’a (1985) ise gezi notlarıdır. Erdem Bayazıt, 5 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul’da vefat etti.

Erdem Bayazıt’ın Eserleri:

Şiir

Sebeb Ey : İlk şiir kitabı 1973’te Edebiyat Dergisi Yayınları (2. baskısı Akabe Yayınları, 1979)

Risaleler : Son şiirleri adı altında Akabe Yayınları arasında 1987 yılında çıktı (2. baskı 1989).

Şiirler (Sebep Ey ve Risaleler iki kitap bir arada) İz Yayıncılık tarafından 1992 yılında basıldı (4. baskı 1998).

Gezi

İpek Yolundan Afganistan’a:1981’de İran, Pakistan, Afganistan ve Hindistan’ı içeren iki aylık gezi ile ilgili izlenimlerini kitaplaştırdı (Akabe Yayınları 1982).

Ödüller

Risaleler; Türkiye Yazarlar Birliği 1988 Şiir Ödülü.

İpek Yolundan Afganistan’a; TYB 1983 Gazetecilik Ödülü.

Cahit Zarifoğlu

1940 yılında doğdu. 1987 yılında vefat etti. Cahit Zarifoğlu içe dönük ve fazla konuşmayan bir insan. Kendi içinde apayrı bir dünya taşıyor; idealist bir şair. Öyle ki sözlüye kalkmak onun yapısına ters olduğu için edebiyat hocasının sözlüsüne cevap vermeyi ret ediyor. Liseyi altı senede bitirebiliyor. Yedi Güzel Adam da onun şiiri. Genç yaşlarında çok gezmiş, çok görmüş bir şair. En çok bilinen şiiri Acz’dır. 47 yıllık kısa hayatından geriye birçok şiir, hikaye, deneme, roman, günlük, tiyatro, çocuk şiirleri ve hikayeler bıraktı.

Cahit Zarifoğlu kimdir?

Aslen Kahramanmaraşlıdır. Babasının memuriyeti (hakim) dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini Siverek, Ankara, Kızılcahamam ve Kahramanmaraş´ta tamamladı. Abdurrahman Cahit Zarifoğlu, Kafkasları çok sevdiğini, soylarının da Kafkasya’dan gelip Maraş’a yerleştiklerini söyledi. Zarifoğlu, Rasim Özdenören ve Necip Fazıl Kısakürek’in tavsiyesi üzerine Berat hanımla evlenmiş 4 çocuk sahibidir. 4 çocuk babası olan Zarifoğlu, çocukları sever ve onlarla anlaşırdı.

İçe kapanıklığı ile öne çıkan şair, zeki ve dalgındı. Şair, serüvenci, girişimci ve gezgin bir ruha sahipti. Çünkü bir dönem otostopla Avrupa’nın belli başlı ülkelerini gezmiş ve dostlar edinmiştir (1967). Lise yıllarında güreş sporuna da ilgi duyan Zarifoğlu, pilotluğa merak saldı hatta 3 ay kurs görmüş. İç kulağındaki bir rahatsızlığı nedeni ile pilotluğa kabul edilmedi.

Cahit Zarifoğlu, Berat Hanım’la evlenmiş nikah şahitliğini Üstat Necip Fazıl Kısakürek yapmış.

Edebiyata lise yıllarında şiir ve kompozisyonlar yazarak başlayan şair, Usta hikayeci Rasim Özdenören, Şair Erdem Bayazıt, Sair Alaaddin Özdenören ile aynı sıralarda okudular. Lise yıllarında okul dergisi olan “Hamle”de şiirlerini yayınladı. Maraş’ta öğretmenlik yapan Zarifoğlu, 1961 yılında İstanbul’a geldi. İstanbul’daki edebiyat dergilerinde şiirlerini yayınlamaya devam etti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyat’ı bölümünde öğrenim görürken maddi imkansızlıktan dolayı muhtelif gazetelerde sayfa sekreterliği yaptı. Bu yüzden öğrenim hayatı aksaklılarla geçti. Zarifoğlu, yaşadığı bu aksak dönemi “vazgeçmediğim, değişmeyen, istikrarlı bir yönüm vardı, o da şairliğim ve yazarlığımdı” olarak belirtti.

Şiirlerini Papirüs, Yeni Dergi, Türk Dili ve Soyut gibi edebiyat dergilerinde yayımlar. Nihayet söz konusu edebiyat dergilerinde yayınlanmış olan şiirlerini kitaplaştırmak ister. Borç dert, aç kalma pahasına şiirlerini “İşaret çocukları” adlı eserde kitaplaştırır.

Şair´in, “İşaret Çocukları”yla başlayan şiir serüveni “Yedi Güzel Adam”la sürmüş, “Menziller”de odaklanmış ve Korku ve Yakarış’la sonlanmıştır.

Cahit Zarifoğlu, Sezai Karakoç’un kurduğu Diriliş Dergisi’nde şiirlerini yayınladı. Zarifoğlu, Sezai Karakoç için “Ağabeyin sohbetlerinden ve yazdıklarından çok şeyler öğrendik. Her anlamda bizim hocamızdı. Yetişmemizde çok büyük faydası oldu” dedi. Nuri Pakdil ve arkadaşlarının yayın yaptığı edebiyat dergisinde yazmaya başladı. 1976’dan itibaren, Mavera dergisinde şiirleri, hikayeleri, senaryoları ve günlükleri yayınlandı. Zarifoğlu daha sonra Savaş Ritimleri ve çocuk edebiyatı dalında da kitaplar yazdı.

Zarifoğlu, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt ve Alaaddin Özdenören’i “Yedi Güzel Adam” şiirinde anlatmış ve bu grubun adı artık, “Yedi Güzel Adam” olmuştu. Şair, pankreas kanseri nedeniyle, 7 Haziran 1987’de 47 yaşında İstanbul’da vefat etti.

Mehmet Akif İnan kimdir?

Mehmet Akif İnan 1940 yılında dünyaya geldi, 6 Ocak 2000 tarihinde ise bu fani dünyadan göçüp gitti.

Akif İnan, insan haklarına değer veren, insanları seven bir isim. Hayatı hak-hukuk mücadelesi ile geçmiş. Bazen şiir ve sanata önem veremediğini düşünmüş, çok üzülmüş, hayatında yaptığı şeyler hiçbir zaman yetmemiş ona. Tasavvufdivan edebiyatını bu güzel adamların içerisine dahil eden kişi. İnan, şakasını bile şiirle yapan adam.

1969’de Nuri Pakdil ile birlikte Edebiyat dergisini kurdu. Mavera dergisinin de kurucusu olarak yer aldı. Ayrıca Eğitim-Bir’in kurucusu ve başkanlığını yaptı. Deneme ve şiir kitapları bulunan şairin en bilinen şiir kitabı Hicret… Mehmet Akif İnan, 12 Temmuz 1940 Şanlıurfa’da dünyaya geldi. 6 Ocak 2000 tarihinde yine doğduğu şehir olan Şanlıurfa’da hayata veda etti.

1952 yılında İlkokulu bitirdi. 1958’de Urfa Lisesi’nden Kahramanmaraş Lisesi’ne sürgün gönderildi. Aynı yıl bir grup arkadaşıyla Derya Gazetesi’ni çıkardı. Bir yıl sonra Maraş Lisesi’nden mezun oldu ve ilk Konferansını Urfalı Şairler üzerine verdi. Aynı yıl içinde Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydoldu. İki sene sonra bıraktı.

1960 yılında Kahramanmaraş’ta Necip Fazıl Kısakürek ile tanıştı. 1962 yılında tekrar üniversiteye döndü ve 1972’de mezun oldu. Bu süre içinde 1962-1964 yılları arasında Hilal Müessese Müdürlüğü’nü yaptı. 23 Temmuz 1965 günü evlendi.

1964-1969 yılları arasında Türk Ocağı’nda faaliyet gösterdi.

1969’de Nuri Pakdil ile birlikle Edebiyat Dergisi’ni kurdu.

1969-1972 arasında Türk Taşıt İşverenleri Sendikası’nda uzmanlık görevinde bulundu.

İlk kitabı “Edebiyat ve Medeniyet Üzerine” yi 1972 yılında çıkardı.

İlk şiir kitabını ise 1974 yılında Hicret adıyla çıkardı.

1975’de Kısa dönem askerlik yaptı. Daha sonra 1976-1990 yılları arasında Mavera Dergisi’nde kurucu olarak yer aldı.

1977-1980 yıllarında Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Türkçe Edebiyat öğretmenliği yaptı. Bu dönemde eğitim Enstitüleri için Oktay Çağlar ile beraber “Yeni Türk Edebiyatını hazırladı. Daha sonra Ankara Fen Lisesi öğretmenliğine atandı. Vefatına kadar bu lisede öğretmenlik yaptı.

1985 yılında “Din ve Uygarlık” adlı denemeler kitabını çıkardı. 1991’de “Tenha Sözler”i yayınladı.

1993-2000 yıllarında Eğitim-Bir’i kurdu ve başkanlığını üstlendi. Aynı zamanda Memur-Sen Konfederasyonu başkanlığını yürüttü.

1998’de Kanal 7’de kültür ve sanat programı hazırlayıp sundu.

1999 Haziran’da rahatsızlandı ve ölümcül hastalığı teşhis edildi. Aynı yıl Aralık ayında Urfa’ya döndü. 6 Ocak 2000 günü bu şehirde öldü.

Alaeddin Özdenören

1940 yılında dünyaya geldi. 2003 yılında vefat etti. Alaeddin Özdenören Rasim Özdenören’in ikizi. Başka kültürlerin görüşlerini incelemiş. Paraya önem vermeyen, Şakacı bir kimliği var. Hepsi de adanmış insanlar. Hamle dergisi ile mahalli gazeteler için hazırladıkları edebiyat sayfalarında edebiyata başlayan Alâeddin Özdenören, Yeni İstiklal, Diriliş, Edebiyat ve Mavera dergisinde yazdı. Kendi adının yanı sıra Bilal Davut mahlasıyla yazdı.

Alaeddin Özdenören Kimdir?

1940’ta Kahramanmaraş’ta doğdu. Rasim Özdenören’in ikiz kardeşidir. Kahramanmaraş, Malatya, Tunceli ve İstanbul’da öğrenim gördü. 1966 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdikten sonra çeşitli şehirlerde öğretmen olarak görev yaptı. Sonradan atandığı Kültür Bakanlığı Müşavirliğinden 1991’de emekli olup 1997 yılında Balıkesir’e yerleşti.

Lise yıllarında Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu ve Erdem Bayazıt ile Maraş’ta çıkardıkları Hamle dergisi ile mahalli gazeteler için hazırladıkları edebiyat sayfalarında edebiyata başladı. Alâeddin Özdenören’in edebiyat hayatı, Büyük Doğu’da, Diriliş’te, Edebiyat’ta, kendisinin de kurucuları arasında yer aldığı Mavera’da devam etti. Son yazılarını ise Yedi İklim, Hece ve Ay Vakti dergileri için yazdı. Şair, kimi zaman kendi adıyla, kimi zaman da Bilal Davut müstearıyla gazetelerde fikrî ve kültürel yazılar kaleme almıştır.

2003 yılında Balıkesir’de hayata gözlerini kapamıştır. (1940-2003)

“Yalnızlık Gide Gide” adlı şiir kitabıyla TYB ödülünü kazanan Özdenöre’in şiirine yalnızlık, ayrılık ve ölüm temaları hakimdir. Şiirlerinde lirik bir duyuşun yer yer politik bir duruşa omuz verdiği de görülür. Alaeddin Özdenören şiiri İçe döndüren, içe dönük bir şiirdir.

Alaeddin Özdenören’in eserleri:

Şiir

Güneş Donanması, Yalnızlık Gide Gide, Bütün Şiirleri

Deneme/İnceleme/Hatıra

İnsan ve İslâm, Batılılaşma Üzerine, Devlet ve İnsan, Yakınçağ Batı Dünyası ve Türkiye’ye Yansımaları, Şiirin Geçitleri, Unutulmuşluklar, Açılı/yorum, Geleceğin İnsanı