Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç'un Kürt kadınlarına yönelik sarf ettiği ifadeleri ve ardından gelen kahkahaları izlediğimde büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.
95 yıllık bir ömrün ardından, bu ülkenin en tanınan isimlerinden biri olmuş bir kişinin, toplumun bir kesimini hedef alan böylesine yakışıksız sözler söylemesi gerçekten düşündürücüdür. Hani bir söz vardır; "Büyümüşsün ama adam olamamışsın." İşte tam da o hissi yaşattı bana.
Yıllardır bu ülkede halkların kardeşliği için mücadele veriliyor. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle aynı bayrak altında yaşayan insanların birbirine saygı duyması gerektiği anlatılıyor. Böylesine hassas bir dönemde, bir halkın kadınlarını küçümseyen ifadeler kullanmak ve bunun ardından kahkahalarla eğlenmek kabul edilebilir değildir.
Daha da önemlisi, videoyu izlediğinizde bunun basit bir dil sürçmesi ya da anlık bir gaf olmadığını düşünüyorsunuz. Kullanılan ifadeler, beden dili ve ortamın genel havası, söylenen sözlerin bilinçli şekilde sarf edildiği yönünde ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Unutulmamalıdır ki bu ülke, farklı kimliklerin bir arada yaşadığı güzel bir ülkedir. Kimsenin bir halkı, bir milleti veya o milletin kadınlarını aşağılamaya hakkı yoktur. Hele ki kadınlar üzerinden mizah üretmeye çalışmak ve buna kahkahayla eşlik etmek, toplumsal barışa hiçbir katkı sunmaz.
Ne kadar zengin olursanız olun, ne kadar güçlü olursanız olun, dünyanın sahibi olduğunuzu sansanız bile unutmamanız gereken bir gerçek vardır: Sizi de bir kadın dünyaya getirdi. Hepimizin bir annesi var. Kadınlara saygı göstermek bir lütuf değil, insan olmanın gereğidir.
Bu olay bana yıllar önce yaşanan başka bir tartışmayı da hatırlattı. Koç ailesinden Ali Koç'un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın huzuruna eli cebinde çıkması da uzun süre kamuoyunda saygısızlık olarak değerlendirilmişti. O dönem toplumun farklı kesimlerinden ciddi eleştiriler gelmişti. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Acaba Koç ailesinde saygı konusunda gerçekten bir problem mi var? İnsanların hafızasında yer eden bu tür olaylar, ister istemez böyle bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.
Rahmi Koç'un yaşını da göz önünde bulundurduğumuzda, bu açıklamaların son derece talihsiz olduğunu düşünüyorum. Hayatın her dönemini görmüş, tecrübe etmiş 95 yaşındaki bir insanın böyle sözler sarf etmesi normal karşılanamaz. Hatta kendi adıma, böylesine tecrübeli bir ismin bu ifadeleri kullanmasını akıl ve muhakeme açısından da izah etmekte zorlanıyorum.
Elbette sonrasında bir açıklama yapıldı. Ancak yapılan açıklama, özürden çok bir yanlış anlaşılma savunması niteliğindeydi. Oysa kırılan insanlar hâlâ kırgın, incinenler hâlâ incinmiş durumda. Kürt kadınlarının önemli bir kısmı yapılan açıklamayı yeterli bulmadı ve yaşananların basit bir yanlış anlaşılma olarak geçiştirilemeyeceğini dile getirdi.
Kanaatimce yapılması gereken çok nettir. Rahmi Koç, o gün bu sözleri nasıl kamuoyu önünde söylediyse, bugün de kamera karşısına geçerek kendi ağzından açık ve net bir şekilde özür dilemelidir. Başta Kürt kadınları olmak üzere, ülkemizin tüm kadınlarından ve kamuoyundan samimi bir özür dilemek, tartışmaları sonlandırmanın en doğru yolu olacaktır.
Çünkü bazen insanlar söyledikleri sözlerle değil, o sözlerin ardından gösterdikleri erdemle hatırlanırlar. Toplum vicdanının beklediği de tam olarak budur: Bahaneler değil, samimiyet; savunmalar değil, sorumluluk; kırgınlıkları büyüten açıklamalar değil, gönül alan bir özür.