Cezayir’de 18 Nisan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika yeniden aday oldu.
Parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisi, Buteflika’nın adaylığını desteklediğini açıklamıştı.
Buteflika’nın yeniden adaylığı “Cezayir’de bundan başka cumhurbaşkanlığı yapabilecek hiç mi kimse yok?” sorusunu da beraberinde getirdi.
Çünkü Cezayir Cumhurbaşkanı 81 yaşında ve 2013 yılında geçirdiği beyin kanamasından bu yana tekerlekli sandalyeye mahkûm.
Akli melekelerinin yerinde olup olmadığı konusunda da ciddi şüpheler var.
Aday olduğunu açıkladığı ulusa sesleniş mektubunun resmi haber ajansında yayınlanmasının ardından “Aday olduğundan acaba Buteflika’nın kendisinin haberi var mı?” şeklinde soruların gündeme gelmesinin sebebi bu.
Cezayir’in hasta ve oldukça yaşlı cumhurbaşkanının beşinci kez aday olması ülkede ve Arap sokağında esprilere yol açtı.
Buteflika’nın vasiyetinde de öldükten sonra cumhurbaşkanlığına yeniden aday gösterilme isteğinin yazılı olduğu söylendi.
Tekerlekli sandalyeden düşmemesi için emniyet kemeri türü bir şeyle oturduğu yere bağlanan Cezayir Cumhurbaşkanı’nın bunca yıl yaptığı en önemli icraatın cumhurbaşkanlığı koltuğunu tekerlekli sandalyeye dönüştürmek olduğu yazıldı.
Hatta Cezayir’de oynanan bir futbol müsabakasında seyirciler hasta ve oldukça yaşlı cumhurbaşkanının yeniden aday olmasına tepki göstererek ve pratikte ölü hükmünde olduğuna göndermede bulunarak, “Buteflika’ya Allah rahmet eylesin” şeklinde tezahürat yaptı.
Cezayir’in Arap Baharı ve karşı devrim tecrübesini diğer Arap ülkelerinden çok daha önce yaşadığını söyleyebiliriz.
Abbasi Medeni ve Ali Belhâc liderliğindeki İslami Selamet Cephesi’nin seçim zaferi ve halk iradesinin tecellisi, Fransa’nın desteklediği askeri vesayet tarafından oldukça kanlı ve kirli bir süreçle bastırıldı.
Buteflika’nın cumhurbaşkanlığı o sürecin ürünü olarak ortaya çıktı.
Halkın demokrasi ve özgürlük talebinin karşı devrimle bastırılmasının ardından koltuğa oturan Cezayir Cumhurbaşkanı’nın ülkesine dönmeden önce Birleşik Arap Emirlikleri’nde Şeyh Zayed Bin Sultan’ın danışmanlığını yapıyor olması ilginç bir tesadüf olsa gerek.
Cezayir’de ülkeyi yönetenin tekerlekli sandalyeye mahkûm yaşlı bir cumhurbaşkanı değil perde gerisindeki generaller olduğu biliniyor.
Buteflika, askeri vesayet sisteminin üzerinde uzlaştığı bir isim ve mevcut dengelerin devamı için henüz alternatifi bulunabilmiş değil.
O nedenle yeniden aday gösteriliyor.
Ülkeyi başkaları yönettiği için de hasta ve yaşlı olmasının önemi yok.
Hatta hayatını kaybetse ve mumyalanıp koltuğa oturtulsa bile pek bir şey değişmez.
Cezayir’de cumhurbaşkanlığı için adaylık başvuruları 3 Mart’ta sona erecek.
Karşısına başka adaylar çıksa da -büyük bir sürpriz olmadığı takdirde- Buteflika’nın 18 Nisan’da seçimi kazanması bekleniyor.
Kuzey Afrika’nın önemli ülkelerinden ve petrol üreticilerinden biri olan Cezayir’in durumu diktatör rejimlerle yönetilen diğer Arap ülkelerinden çok farklı değil.
Paris’e göbekten bağlı olan ve askerlerin desteğiyle ayakta duran, halkın değerlerinden uzak bir azgın azınlığın tahakkümü söz konusu.
“Namaz kılma yeri okul değil evdir” diyen Cezayir Milli Eğitim Bakanı Nuriye Bin Gabrit, işte o azınlığın temsilcilerinden.
Ülkesinin kültürüne ve değerlerine Fransız kalan bakanın namaz düşmanlığına Cezayirli öğrencilerin okullarda cemaat halinde namaz kılarak verdikleri tepki de Cezayir halkının özgür iradesini yansıtıyor.