O makama, o ünüformaya sahip olanın kendini devlet zannedip öyle davranmasının en büyük zararını da o yıllarda Güneydoğu'da bolca yaşadık.
Recep Yazıcıoğlu'nu en çok Erzincan Valiliği yaptığı dönemde tanıdık.
Sayın Yazıcıoğlu mevki ve makam zehirlenmesi yaşayanlara inat halkın içerisine karışıp sorunlarla direkt ilgilenip, sırça köşke saklanmak yerine halkıyla beraber olmayı tercih eden bir devletli anlayışı sergilemişti.
Sonrasında, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü yattığı süreçte, halkıyla devletini kol kola yürütmeyi başarmıştı Gaffar Okkan...
İkisininde mekanları cennet olsun, ışıklar içerisinde uyusunlar...
*
Kayseri son günlerde şehirde yaşanan operasyonlarla Türkiye gündeminde üst sıralarda.
-Masaj operasyonları oldukça ses getirdi.
-Öncesinde de eczacılara yapılan operasyonlar oldukça ses getirmişti.
İlaç yolsuzluğuyla beraber SGK' ya verilen milyonlarca lira zarar Kayseri Emniyet Müdürü Atanır Aydın öncülüğünde KOM şubenin başarılı operasyonlarıyla gün yüzüne çıktı.
Kayseri'deki masaj çetesinin ağına düşen bir çok iş insanı deşifre oldu. KOM şube başarılı operasyonlarla uygunsuz çalışan bir çok masaj salonuna baskınlar yaparak işlem yaptı.
Vali Sayın Gökmen Çiçek, Emniyet Müdürü Atanur Aydın uyumu sayesinde Kayseri huzurlu bir şehir olma yönünde ciddi mesafeler kaydetti.
*
Yıllar önce yolum Afyonkarahisar' a düştü.2 gün Afyon'da misafir oldum. O süre zarfında da bolca orada yaşayan insanlarla sohbet imkânım oldu. Şehirde inanılmaz matem havası ve üzüntü hakimdi. Sebebi, Vali Gökmen Çiçek'in tayini Kayseri' ye çıkmış, koca şehir Sayın Çiçek'i gözyaşları içerisinde uğurlamıştı.
İki gün bolca Vali beyin onlar üzerinde bıraktığı izi ve etkiyi konuştuk.
Şehrin tüm dokusunu ve enerjisini o kadar güzel değiştirmiş, o kadar faydalı projeleri hayata geçirip, halkın yüreklerine o kadar güzel dokunmuş ki, dinledikçe hayran kalmamak, etkilenmemek mümkün değildi.
Çok gerilere gitmeye gerek yok. 20-30 yıl öncesinde halkın Vali'si, Emniyet Müdürü ya da siyasetçisi ile böylesi gönül bağı kurması neredeyse hayal ötesiydi.
Zaten istesende alttaki insanları aşıp Vali beye ulaşmak hayli zordu.
Çok etkilendim halkıyla kurdu bu bağ ve sevgiden.
Aynı etkiyi yıllar önce Diyarbakır' da da yaşamıştım. Hunharca öldürülen efsane Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın şehirde bıraktığı etkiyi ölümünden kısa süre sonra birkaç günlük Diyarbakır seyahatinde yaşamıştım.
Bir devletlinin halkıyla bu kadar muhteşem, bütünleyici, devletinin asıl görevinin halkıyla kol kola, sahiplenici bir anlayışla hizmet vermesinin hayata geçirilmiş olmasına şahit olmak ayrı bir heyecandı.
Yıllar sonra aynı etkiyi başaran bir kişinin toplum üzerinde bıraktığı bu etkide bende hayranlık uyandırmıştı.
"Helal olsun" diyerek ayrılmıştım Afyon'dan. Tabii ki merak ve tanışma isteğimde bir hayli artmıştı.
Kayseri'li olmamdan dolayı, her ne kadar yıllarca İstanbul'da yaşasam da, ailemi ziyaret için ara ara uğradığım yerdi Kayseri.
Gördüm ki Kayseri halkına da kendisini fazlasıyla sevdirmiş, inanılmaz faydalı projeleri hayata geçirmişti.
Şehir gezerken halkın Vali'ye olan hayranlığı ile yüzleştim.
Bir insan tek başına, bir sürü siyasetçinin beceremediği, topluma kendisini benimseyip sevdirmeyi bu kadar güzel becermesi alkışlanacak bir durumdu.
Neydi bunun sırrı?
Merakım inanılmaz yükselmişti.
Türkiye'de 2 tayin döneminde de aynı şehirde kalıp göreve devam ettirilen nadir Vali'ydi Gökmen Çiçek...
Vali'lik Basın Bürosu ile temasa geçip, randevu aldım.
Aynı gün Vali beyi ziyaret ettim.
Hiç beklemediğim bir sıcaklıkla buyur etti. Makamına oturmadı, misafirlerini ağırladığı koltuklarda oturduk karşılıklı.
Öyle enteresan, öyle içten bir enerjisi ve sıcaklığı vardı ki, tanıştıktan birkaç dakika sonra sanki evin büyük ağabey'i, çok yakın bir akrabasıyla oturuyormuşsunuz samimiyeti direk geçiyordu karşısındaki kişiye.
Laf lafı açtı, sohbeti çok keyif vermişti. Büyük bir heyecanla Kayseri'de başlattığı projeleri anlatmaya başladı. Bahsettiği iki projede Türkiye'de bir ilkti. ERVA Spor okulları.
16 bin civarında 7-13 yaş arası çocuklar bedava Spor eğitimi alıyordu.
ERVA Spor Okulları'nı anlatırken, "Çocukların kötü alışkanlıklara sapmasını engellemek için bu projeye çok emek harcadım, ve de devletinin kasasından tek kuruş harcamadan STK' ların desteğiyle hayata geçirdik. "
Tüm bunları anlatırken kendisinin heyecanına şahit olmakta ayrı bir duyguydu...
Devam etti söze heyecanla;
"ERVA olarak adlandırılan proje kapsamında hayata geçirilen, sporu gençlerin karakter gelişimiyle buluşturan ERVA Spor Kulüpleri projesi “Her Mahalleye Bir Spor Okulu” sloganıyla yola çıkarak üç yılda 65 spor kulübüne ve 16.000 gence ücretsiz ve lisanslı spor imkânı sunan büyük bir gençlik hareketine dönüşmüş durumda. Valilik, hayırseverler ve STK’ların iş birliğiyle sürdürülen ERVA, yılın 365 günü faaliyet göstererek sadece sportif başarıyı değil; disiplin, özgüven, kardeşlik ve saygı gibi değerlerle donanmış bir nesil yetiştirmeyi hedefliyor."
Sonra diğer projeyi anlattı;
"Bir diğer örnek proje olan 'Gökyüzü Teknoloji ve İnovasyon Merkezi' (GÖKTİM) Akademi projeside gençleri bilim ve teknoloji alanında geleceğe hazırlayan örnek bir eğitim ve inovasyon modeli olarak Kayseri’nin marka şehir vizyonuna katkı sunmakta. Akademi, düşünen, üreten ve proje geliştirebilen bireyler yetiştirmeyi hedefleyerek teorik bilginin yanı sıra uygulamalı ve üretim odaklı bir eğitim anlayışı benimsemektedir.
Mülakatla seçilen, teknolojiye özel ilgi ve yeteneğe sahip ortaokul ve lise öğrencilerine elektrik-elektronik, robotik kodlama, yapay zekâ, havacılık ve uzay teknolojileri, 3D tasarım, temel bilimler gibi alanlarda proje temelli eğitimler verilmektedir."
Zaman hayli ilerlemişti, müsade isteyip kalktım, vedalaşıp makamdan ayrıldım. Basın Müdürü giriş kattaki odasına davet etti. Orada da sohbet edip çay içerken odanın kapısı çaldı, bir görevli "Vali beyin ziyaretçileri geldi" dedi. Gelenlerde kapının hemen önündeydi. İki 5-7 yaş arası çocuk, yanlarında da anne, babası vardı. Müdür nazik bir şekilde gelenleri Vali beyin odasına yönlendirdi. Merakla sordum kendisine, " Hayırdır, niye gelmişler?" diye.
Müdür cevap verdi; "Aileler, çocuklar Vali beyi çok seviyor, biz bunu sürekli yaşıyoruz. Ziyarete geliyorlar ara ara. Sayın Valimiz özellikle halktan gelen ziyaretçileri çok önemsiyor" dedi.
Çok duygulandım.
Sözün bittiği yerdi.
Budur dedim duygulu ve nemli gözlerle...
*
90' lı yıllarda bir haber araştırması için Silopi' ye düştü yolum. Toptancılık yapan, orada tanıştığım bir esnafın dükkanında çay içip sohbet ediyorduk. Bir süre sonra kapının önünde bir askeri araç durdu. Rütbeli bir komutan indi, yanında iki er, büyük bir haşmetle içeriye girdi, içeride bulunanlar panikle ayağı fırlayıp saygı duruşuna geçti. Komutan selam bile vermedi; "Hazır mı bizim koli?" Dedi. Hemen hazır olan koliyi verdiler askerlere, sonrada aynı sertlikle, hiç bir şey demeden çıkıp gittiler.
Sordum dükkânın sahibine; " Hayırdır neydi aldıkları?" Diye.
"Dışarıdan viski getirtiyoruz her ay, bir gün gecikse anamızı ağlatıyor, burnumuzdan getiriyor vallahi" dedi.
Dedim; " Hediye mi ediyorsunuz?"
Dedi; " Hele etmede gör..."
İşte Güneydoğu'da halkın kendi devletine küskünlüğü, kırgınlığı bundandı. Komutan gibi devletliler halkı devletine karşı küstürmüştü.
Eee, sonra ne oldu?
Devletinden şevkat ve insanlık göremeyen Halk PKK ile devleti arasında şamar oğlanına dönmüştü.
Şimdi anladınız mı Gökmen ÇİÇEK'in beni niye çok etkileyip, duygulandırdığını?
Düşünsenize, 90'lı yıllarda Güneydoğu'da ki Vali'lerin Gökmen Çiçek gibi, Emniyet Müdürleri'nin Gaffar Okkan, Atanur Aydın gibi olduklarını!..
Ne terör olurdu, ne de başka bir şey. Bolca kardeşlik, insanca yaşamak olurdu...
Dört elle sahip çıkıp kıymetlerini bilelim Gökmen Çiçek gibi devletlinin...