Afrin’de yazılan tarih

Abone Ol

Afrin’in batı ve kuzey sektörlerinde sınır hattı boyunca uzanan dağlık alandaki ulaştırma yollarına ve gözetleme sahalarına hâkim kritik arazi kesimleri ve kritik yerleşim yerleri yaklaşık ilk 10 günlük sürede ele geçirildi. Ve bunun sonucu kaybedecekleri bir çatışmanın içinde olduklarını gören teröristlerin son tutunabilecekleri Afrin şehir merkezinde de direnebilecek güç ve motivasyonları kalmadı. Sonuçta sağ salim ve pürüzsüz bir operasyonla şehir merkezi de kontrol altına alındı, temizlik devam ediyor. Teröristler silah ve teçhizatlarını, bilumum malzemelerini geride bırakıp can havliyle kaçtılar. Ve çatışma literatürüne yeni bir kavram ilave ettiler: “Stratejik Kaçış.”

Şimdi ne olacak? Şehirler, yollar ve hatta tarlalar mayınlardan, tuzaklardan, patlayıcılardan temizlenecek. İnsani yardım götürülecek oradaki insanlara ve insanca davranılacak onlara, yıllarca gördükleri PKK/PYD zulmünden sonra. İdlib’in tahkim edilmesi, Menbiç’in temizlenmesi ve Fırat’ın doğusuna geçilmesi, hangi sırada olacak bilemem ama bundan sonra yapılacak işler bunlar. Tarih bir kere yazılmaya başlandı mı devamı gelir.

Biraz da Afrin’de yazılan tarihin sosyolojisine bakalım. Sene 1999, terörist başı Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmiş. Tam o günlerde PKK beyanatlarda bulunuyor. Biz bütün Ortadoğu’yu demokratikleştireceğiz. Daha sonra 2003 yılında PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin kurulmasıyla anlaşılıyor ki PKK yerel tehlike durumundan küresel bir tehdide dönüştürülmeye çalışılıyor. Ve sadece Türkiye’nin değil artık bütün Ortadoğu toplumlarının baş belası, küresel bir terör aparatı. Gerçekten de ortaya çıkan tehdit başta yerel toplumsal guruplar olmak üzere, İran, Rusya ve Türkiye tarafından da tehdit algılaması kapsamına giriyor. Artık Rakka’yı ABD uçakları dümdüz ediyor, bayrağı PKK sallıyor, Ayn-el Arab’da, Deyr-i Zor’da ve hem Irak hem de Suriye’deki daha pek çok yerde aynı durumlar aynı algı operasyonları ile dünyaya servis ediliyor. İnsanlar neredeyse PKK/PYD’nin devasa bir devlet yapısı olduklarına inanmak üzereler. İşte tam bu sırada Afrin’de mit bozuluyor. Meğerse PKK içi boş bir balonmuş. Bırakın kahramanlığı, şan şöhreti, tavuk hırsızından bile beter bir acizliğin içindeymiş de kimsenin haberi yokmuş. Aslında o Rakka’da zafer bayrakları sallayanlar sadece konu mankenleriymiş.

Sosyolojide topluma yönelik her etki daha sonra ribaunt şeklinde karşı tepkiye dönüşür ve bu geçen sürede toplumlar, olgunlaşma zirvesi de diyebileceğimiz Praxis olarak adlandırılan bir durumu yaşarlar. Aslında her şeyin ötesinde Afrin’in yıllardır zulüm gören Ortadoğu toplumları için oluşturduğu Praxis etkisini de konuşmak lazım. Irak’ın işgali ile ölen iki milyondan fazla masum insan, Arap baharı (!) ile sönüp giden on binlerden sonra, Afrin’de yıkılan PKK/PYD’nin kahramanlık algısı, beraberinde bunların destekçileri durumundaki derin yapıların prestijlerini de Ortadoğu’nun kumlarına gömdü. Bundan sonra özgürlük ve demokrasi adı altında Suriye ve Irak’ta, bu coğrafyanın değişik yerlerinde küresel emperyalizmin kanlı taşeronlarına karşı toplumsal başkaldırılar artarsa hiç şaşırmam. Zira Afrin “Zaferi” sadece bir şehrin terörden temizlenmesi değil aynı zamanda mazlum toplumların da teröre karşı tepkisel reaksiyonlarının kolektifleştiği bir süreci başlatabilir. İşte bu haliyle bile Afrin operasyonu Afrin’i aşan ve küresel etkileri olan bir operasyon olarak tarihe geçmiştir. Sosyolojisi ise daha henüz başlıyor. Bekleyip göreceğiz.