Gündem

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Yeni anayasa ödevi gelecek nesiller için borçtur

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Halen siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır. Bu gelecek nesillere karşı borcumuzdur." dedi.

Abone Ol

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Toplantıda, Meclis çalışmaları ve önümüzdeki dönem planlamalarıyla ilgili özel bir değerlendirme yaptıklarını belirten Çelik, Mali ve İdari İşler Başkanlığının bir sunum gerçekleştirdiğini, teşkilatların altyapısını güçlendirmeye yönelik yeni kararlar alındığını ve çeşitli yerlerdeki teşkilatlara yeni binalar kazandıracaklarını ifade etti.

12 Eylül darbesinin 46. yılına değinen Çelik, halen darbelerin siyasi hayatta, toplumsal hayatta açtığı yaraların tamamen kapandığının söylenemeyeceğini, darbelerin milleti korumak için verilmiş silahın millete doğrultulması gibi ahlaki ve siyasi açıdan tamamen gayrimeşru organizasyonlar olduğunu dile getirdi.

Yıllar içerisinde darbelerin, birçok bahanesi olsa da tamamen dış kaynaklı olarak, Türkiye'nin demokrasisini sakatlamak, Cumhuriyet'in zeminlerini zayıflatmak, toplumsal travmaları daha da büyütmek için kullanılan manivelalar olarak tarihe yerleştiğine işaret eden Çelik, şöyle konuştu:

"12 Eylül'ün Türkiye'de bıraktığı en büyük hasarlardan bir tanesi anayasadır. Halen siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır. Bu gelecek nesillere karşı borcumuzdur. Mesele sadece anayasanın maddelerinin yenilenmesi, anayasanın tekrar ele alınması meselesi değildir. Öznesinin doğrudan millet olduğu bir anayasanın yapılmasıdır, vesayetin darbeciliğin gölgesinde gerçekleşmiş bir anayasal atmosferin tümüyle ortadan kaldırılması meselesidir.

Bu demokrasimizin önünde, siyasetin önünde büyük bir ödev, tarihi sorumluluk olarak durmaktadır. Bu açıdan AK Parti gelecek nesillere olan bu borcun ödenmesi için, siyasetin bu mükellefiyetini doğru bir şekilde yerine getirmesi için her zaman hazırdır. Bunun zeminini oluşturup hep beraber, gayet güçlü bir şekilde Türkiye'yi yeni bir anayasaya kavuşturacak imkanları sürekli olarak takip etmek, siyasetin bu şekilde bir zeminde bir araya gelmesinin ve bunu tüm meselelerin önüne koyarak, tüm meselelerden bağımsız olarak ele alıp gelecek 10 yıllara damgasını vuracak şekilde sonuca ulaştırılmasının önemini bir kere daha ifade ediyoruz."

Çelik, Bakü'nün düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümünü kutladı, şehitleri rahmet, gazileri şükranla andı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen hafta sonu ve bu hafta başında yoğun programları olduğunu anımsatan Çelik, Erdoğan'ın gençlerle bir araya geldiği buluşmada Türkiye'nin hikayesini özetlerken kullandığı "Bandırma Vapuru'ndan TCG Anadolu'ya" ifadesinin, Türkiye Yüzyılı hedefleri açısından bir metafor, bir gerçeklik olarak yol gösterici olduğunu vurguladı.

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, gençlerle olan diyaloğuna işaret ederek, her kesimden gençlerin AK Parti'ye olan teveccühünün, ilgi ve alakasının son derece güçlü şekilde devam ettiğini belirtti.

"Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne dönük saldırıları kınıyoruz"

İç ve dış siyasi gündeme de değinen Ömer Çelik, Hürmüz Boğazı ile ilgili gelişmelerin hala dünyanın önünde büyük bir problem olarak durduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İslamabad Mutabakatı'ndan sonra maalesef arzu edilen kalıcı ateşkes ve barış çerçevesine bir türlü geçilemedi. Şimdi ise daha büyük bir problem olarak Babülmendep ile ilgili birtakım sıkıntıların yaşandığını görüyoruz. O sebeple özellikle Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne dönük olarak Irak topraklarından yapılan birtakım saldırıları doğru bulmadığımızı, bunu reddettiğimizi ve kınadığımızı ifade ediyoruz. Burada Suudi Arabistan makamlarının bölgedeki gerilimi tırmandırmamak üzere sağduyulu bir şekilde davranması son derece kıymetlidir.

Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliği konusundaki kardeş Suudi Arabistan ile olan dayanışmamızı da bu vesileyle ifade ediyoruz. Irak topraklarından Suudi Arabistan'a dönük İHA saldırıları karşısında kardeş Irak hükümetinin söz konusu saldırıları kınayarak olayın aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması için ortaya koyduğu inisiyatifi de son derece kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isteriz. Hürmüz Boğazı'yla ilgili bu istikrarsızlıklar, Babülmendep ile ilgili bütün bu olaylar varken daha fazla istikrarsızlığa yol açacak birtakım kaos ve kargaşalardan hassasiyetle uzak durulması gerekir."

Öte yandan Çelik, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge bağlamında pek çok oluşumun silah bırakması, devlet dışı güçlerin devlet otoritesine tabi olması konusundaki gelişmeleri yakinen takip ettiklerini bildirdi.

Bu çerçevede Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin yaptığı açıklamanın çok önemli olduğunu belirten Çelik, "YBŞ güçleri denilen grupların Şengal Dağı çevresindeki yapılanmalarını ortadan kaldırarak, Irak hükümetinin otoritesi altında bir entegrasyon içine girecek olmaları bu bakımdan son derece önemli. Irak Başbakanı'nın yaptığı açıklamada da ifade edildiği gibi devlet unsurları dışında kimsede silah olmaması, bütün bu silahlı grupların tek merkezden devlet otoritesinin altında toplanması ve orada yaşayan insanların hakkının, hukukunun, güvenliğinin korunacağı önlemlerin hükümet tarafından alınması son derece önemli." değerlendirmesinde bulundu.

"Komşu ülkelerde, zayıf ülke hiçbir şekilde arzu etmiyoruz"

Pek çok yerdeki problemin başında terör unsurlarının yanı sıra birtakım devlet dışı unsurların silahlı gruplar olarak durması olduğuna dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

"Bölgede bunun başka güçler tarafından siyonist ve emperyalist emelleri olan güçler tarafından kullanıldığını sık sık görüyoruz. Bunların önüne geçilmesi açısından da komşu ülkelerde, zayıf ülke hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Toprak bütünlüğü korunmuş, devlet egemenliği tesis edilmiş, tek ordu prensibine göre çalışan, siyasi kurumları güçlü komşular istiyoruz. Başka bazı ülkeler, emperyalist ve siyonist birtakım hesapları olan karanlık odaklar, hem bizim yakın bölgemizdeki devletlerin zayıflamasını, devlet kurumlarının çökmesini, orduların dağılmasını, toprak bütünlüklerinin zedelenmesini, devlet egemenliklerinin zaafa uğramasını arzu ediyorlar. Bazı ülkeler kendi güvenliklerinin garantisi olarak komşu ülkelerin zayıf olmasını, güçsüz olmasını ve kaos içerisinde olmasını arzu ederler.

Biz ise bunun tam tersini düşünüyoruz. Devletlerin egemenliğinin korunması, kurumlarının güçlü olması, tek ordu prensibine göre güvenlik güçlerinin yapılanması ve aynı şekilde de toprak bütünlüklerinin korunması herkes için iyidir. Dünyanın giderek daha çok türbülanstan geçtiği bir dönemde bu prensiplere, devlet egemenliğinin korunması ilkesine, toprak bütünlüğünün korunması ilkesine saygı duymak, barışı korumanın alfabesi olarak ele alınmalıdır. Bunlar ortadan kalktıktan sonra herhangi bir şekilde barışın korunmasının imkanı ve zemini kalmayacaktır. Bu gelişmeleri bu ilkeler çerçevesinde takip etmeye devam edeceğiz."