AK Parti’lilerin sorunu

Abone Ol

AK Parti’li seçmende Cumhurbaşkanlığı seçimi rehaveti serdediliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimini Recep Tayyip Erdoğan, aldığı yüzde 51,8 oyla kazanınca parti tabanında da onulmaz bir rehavet oluştu. Bu rehavetin kaçınılmaz sonu, eğer acilen gereği yerine getirilmezse, dizleri dövmek olacak.

Seçim yarışında kıyası, kendileri veya teşkilatın başka kollarıyla değil de farklı kulvarlardaki rakiplerle yapmak en doğrusu. Bu kıyas çerçevesinde bakıldığında ciddi anlamda organize olmuş – eğer varsa bir davası sıkı sıkıya sarılmış- her dakikasını, her anını o işe harcamaya gayret eden bir anlayışla muhatap olunduğunun altını çizmek gerekir.

AK Parti taraftarı, sempatizanı veya AK Parti’yi ehven-i şer olarak gören her kim olursa olsun, bu seçimle alakalı ciddi bir rakiple karşı karşıya olduğunu bilmelidir. Rakiplerin tamamı AK Parti olmasın da ne olursa, kim olursa olsun anlayışıyla bir çalışma ortaya koymaktadır. Açıktan görülmeyen; ancak varlığı birçok noktada ispatıyla bilinen bir üst aklın yüksek koordinasyonu öncülüğünde partiler, oluşumlar, cemaatler, cemiyetler omuz omuza hareket etmektedirler. CHP, HDP ile kol kola girmiş halay çekerken, MHP ile Milli İttifak davul zurna çalmaktadır. Bu koalisyonun çığırtkanlığını yapan medya organları da şemsiye göreviyle bu çapraşık ilişkilere çanak tutmaktadır.

Yeni bir şeyler ortaya koymak yerine AK Parti üzerinden saldırı uslûbuyla siyaset icra etmektedirler. Siyasî argümanları zayıf olsa da organizasyon yapılarının dişlileri çok seri ve de sorunsuz çalışmakta.

Sorun tam olarak da AK Parti teşkilat yapısının, rehavete bağlı olarak, gerek STK’lar gerekse halkla buluşma ve onlara ulaşma noktasında yetersiz kalması. Maalesef AK Parti kitlesinin organize olduğu STK’lar, sadece ve sadece AK Parti’ye oy vermenin yeterli olacağı zannına sahipler ki, bu organizasyonlar arasında şahsi ilişkiler nezdinde yaşanılan birçok kırılganlıklar da “AK Parti-Seçmen-Sandık” üçgeninde ciddi sıkıntılar oluşturabilir.

Rehavetin iyisi de kötüdür, kötüsü de kötüdür. Akıllı bir seçmen pireye kızıp yorganı yakamaz, yakmamalıdır. Akıllı bir seçmen bireysel hataları toplumsal veballere çevirmeden konunun hassasiyetini idrak etmelidir.

AK Parti’ye gönül vermiş veya vermemiş herkes, sandığın gücüne güvenerek en azından oy kullanma oranını önemsemelidir. Büyüğünü küçüğünü sandığa davet edip özgür iradesiyle oyunu kullanmaya teşvik etmelidir. Bu durumda AK Parti’nin, rakipleri karşısındaki yüksek başarısı da kaçınılmaz olacaktır. Allah’a (cc) emanet olun!