Adalet Bakanlığı’nın yıllardır bekleyen soğuk dosyaları tek tek yeniden ele alması, Türkiye adına son derece umut verici bir gelişme. Çünkü bazı dosyalar sadece arşivde beklemez; bir annenin yüreğinde, bir babanın duasında, bir evladın suskunluğunda yaşamaya devam eder.
Bugün devletin o dosyaları yeniden raftan indirmesi, mağdurlara verilen güçlü bir mesajdır: Suç işleyenlere verilen mesaj ise daha nettir:
Bu noktada Akın Gürlek’in ortaya koyduğu kararlı adalet çizgisi ayrıca kayda değerdir. Çünkü hukuk devleti, yalnızca bugünün suçunu takip eden değil; dünün karanlığını da aydınlatma cesareti gösteren devlettir. Bir dosyanın kapağını yıllar sonra yeniden açmak, aslında toplumun vicdanına verilmiş güçlü bir sözdür.
Soğuk dosyaların çözülmesi, yalnızca geçmişte kalmış bir suçun aydınlatılması değildir. Aynı zamanda toplumun adalete olan güveninin onarılmasıdır. Faili meçhul kalan her olay, kamu vicdanında bir yara açar. O yaranın kapanması için hakikatin ortaya çıkması gerekir.
Dosyalar eskiyebilir, tanıklar susabilir, izler silinmiş sanılabilir. Ama devletin hafızası güçlü, adaletin nefesi uzunsa hakikat bir gün mutlaka kapıyı çalar. Bugün atılan adımlar, “rafta bekleyen hiçbir acı unutulmayacak” mesajını vermesi bakımından son derece kıymetlidir.
Türkiye’nin geçmişinde nice acı olay, nice kapanmamış yara, nice cevap bekleyen soru var. Bu nedenle soğuk dosyalara dönük her hamle sadece hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir adımdır. Çünkü adalet yerini bulduğunda yalnızca bir dava kapanmaz; bir ailenin yıllardır taşıdığı yük hafifler, toplumun devlete olan güveni güçlenir.
Bu yüzden Adalet Bakanlığı’nın bu kararlı takibi, alkışlanması gereken bir iradedir. Adaletin raflarda unutulmadığı, mağdurların yalnız bırakılmadığı, faillerin zamanın arkasına saklanamadığı bir Türkiye; hepimiz için daha güvenli, daha huzurlu ve daha güçlü bir Türkiye’dir.