Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, Diriliş Postası Genel Yayın Yönetmeni Ersoy Dede’nin sorularını yanıtladı. Akkoyun, son yıllarda Mardin’de yaşanan dönüşümün sadece bir yerel yönetim değişikliği olmadığını, devletin sahada yeniden görünür hale geldiği kapsamlı bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı.
Güvenlikten altyapıya, sosyal politikalardan ekonomik kalkınmaya kadar geniş bir alanda yeni bir dönemin başladığını belirten Akkoyun, “Terörün gölgesinin kalktığı her yerde hayat yeniden başlar. Mardin’de bugün yaşanan tam olarak budur” dedi. Vatandaşın artık devleti sadece bir otorite olarak değil, doğrudan hayatına dokunan bir güç olarak gördüğünü ifade eden Akkoyun, bu değişimin en önemli göstergesinin sahadaki memnuniyet olduğunu söyledi.
Akkoyun’a göre “terörsüz Türkiye” süreci, yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve psikolojik bir yeniden inşa süreci. “Bu süreçte atılan her adım, sadece bugünü değil, Türkiye’nin yarınını da şekillendiriyor” diyen Akkoyun, elde edilen kazanımların korunmasının kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
Terörle mücadelede elde edilen başarı Mardin’de günlük hayatı nasıl değiştirdi?
Aslında en net değişimi sahada, sokakta, insanların yüzünde görüyorsunuz. Daha önce akşam saatlerinde hayatın durduğu, insanların tedirgin olduğu bir atmosfer vardı. Bugün ise çok daha canlı, çok daha güvenli bir şehirden söz ediyoruz. Bu sadece güvenlik birimlerinin başarısı değil; aynı zamanda toplumun psikolojik olarak rahatlamasıdır. İnsanlar artık günlük hayatlarını planlayabiliyor, çocuklarını daha güvenli bir ortamda büyüttüğünü hissediyor. Bu, bir şehir için en temel eşiktir.
Bu değişimin belediyecilik hizmetlerine yansıması nasıl oldu?
Güvenlik olmadan hizmetin sürdürülebilir olması zaten mümkün değil. Bugün geldiğimiz noktada, hizmet üretiminde ciddi bir ivme yakaladık. Daha önce yıllarca konuşulmuş ama bir türlü hayata geçirilememiş projeler, artık planlandığı şekilde tamamlanıyor. Bizim yaklaşımımız çok net: Devletin imkânları vatandaşa hizmet olarak dönecek. Bu yaklaşım sahada çok hızlı karşılık buldu.
Kayyum yönetimiyle birlikte en büyük kırılma noktası ne oldu?
En önemli kırılma, kaynakların kullanımında yaşandı. Daha önce farklı alanlara yönlendirilen, verimsiz kullanılan kaynaklar bugün doğrudan hizmete aktarılıyor. Bu sadece mali bir disiplin değil, aynı zamanda bir zihniyet değişimi. Vatandaş artık yapılan işi görüyor. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik arttıkça güven de doğal olarak yükseliyor.
Kırsal mahallelerdeki dönüşümü biraz daha açar mısınız?
Kırsal mahalleler uzun yıllar hizmete erişimde dezavantajlı kaldı. Biz özellikle bu alanlara yoğunlaştık. Yol, su, altyapı, sosyal destek… Bunlar vatandaşın hayatını doğrudan etkileyen unsurlar. Gittiğinizde insanlar size yapılan işi anlatıyor, memnuniyetini ifade ediyor. Bu bizim için en somut geri bildirim.
Vatandaşın devlete bakışında nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?
En önemli değişim burada. Devlet artık vatandaşın hayatında daha görünür ve daha erişilebilir. Eskiden mesafeli bir ilişki vardı, bugün ise daha güçlü bir bağdan söz edebiliriz. Vatandaş, devletin yanında olduğunu hissediyor. Bu da toplumsal bütünlüğü güçlendiren çok önemli bir unsur.
“Terörsüz Türkiye” sürecini sahadan bakarak nasıl tanımlıyorsunuz?
Bu süreci sadece güvenlik başlığıyla anlatmak eksik olur. Terörsüz Türkiye demek; üretimin artması demek, yatırımın artması demek, gençlerin geleceğe umutla bakması demek. Yani bu bir kalkınma projesidir aynı zamanda. Güvenlik sağlandığında diğer tüm alanlar da kendiliğinden gelişir. Biz Mardin’de bunun çok net örneklerini görüyoruz.
Ekonomik hareketlilik açısından sahada ne tür veriler görüyorsunuz?
Şehirde çok ciddi bir hareketlilik var. Turizm canlanıyor, ticaret artıyor, yatırımcı ilgisi yükseliyor. Bu çok önemli çünkü ekonomik canlılık doğrudan istihdamı etkiler. İnsanlar iş buldukça, ürettikçe şehir daha da güçlenir. Bu da huzurun kalıcı hale gelmesini sağlar.
Sosyal huzur ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu iki kavram birbirinden ayrı düşünülemez. Huzur varsa ekonomi gelişir, ekonomi geliştikçe refah artar. Bu da tekrar huzuru besler. Yani bir döngü söz konusu. Mardin’de şu an bu olumlu döngünün başladığını ve güçlenerek devam ettiğini görüyoruz.
Bu sürecin sürdürülebilirliği açısından en kritik başlık nedir?
İstikrar. Eğer bu istikrar korunursa, elde edilen kazanımlar kalıcı hale gelir. Bu sadece Mardin için değil, tüm bölge için geçerli. Terörsüz Türkiye süreci ne kadar güçlü devam ederse, kalkınma da o kadar güçlü olur.
Bu süreçten rahatsız olan çevreler olduğunu düşünüyor musunuz?
Her değişim kendi içinde bir direnç üretir. Bu kaçınılmazdır. Ancak burada önemli olan sahadaki gerçekliktir. Vatandaşın gördüğü hizmet, hissettiği huzur her şeyin önünde. Bu tabloyu değiştirmek mümkün değil. Çünkü bu artık teorik bir tartışma değil, somut bir gerçeklik.
Mardin’in geleceğine dair nasıl bir vizyonunuz var?
Mardin, tarihiyle, kültürüyle, coğrafi konumuyla çok özel bir şehir. Bu potansiyeli doğru değerlendirdiğimizde sadece Türkiye’nin değil, bölgenin de önemli merkezlerinden biri haline gelebilir. Bizim hedefimiz de bu. Huzurun kalıcı olduğu, yatırımın arttığı, yaşam kalitesinin yükseldiği bir Mardin inşa etmek.
Qx0qx0qx0qx0qx0qx0qx0qx0qx0qx0q0qq0qx0xq0qx0qx