Şşşşşş! Bir duyan olur!
“Erdoğan, aldı eline baltayı, CHP’yi doğramaya girişti.” İki gözüm löp löp önüme aksın ki… Aynen böyle söylüyor.
“Truva atı… Evet, Özgür Özel’i, Truva atı gibi partiye sokup, CHP’yi bölen de Erdoğan’dır!”
“CHP’de ne kadar korkak, dönek, omurgasız varsa onları çeşitli yollarla ikna edip(şantaj-montaj) istifa etmelerini, saf değiştirmelerini sağladı.”
Hayır, insan hayal gücüyle dağları, denizleri, çölleri aşar, bilirim de… İddialarının insanı akıl sağlığıyla ilgili bu kadar kuşkuya düşürmesi hayal gücüyle açıklanabilir mi, bilmiyorum.
Sakın paranoid şizofreni olmasın? “Yetiş Ya Gabor Mate!”
Vaktiyle “Reis, bunların alayının aklını alır” derdim. Hay demez olsaydım. Ciddi ciddi aklını almış…
Hani Dennis Lehane’nin meşhur Shutter Island’ını okunuz mu? Türkçe Zindan Adası… Sonra Martin Scorsese muhteşem bir yorumla beyaz perdeye uyarlamıştı. Ta 2010 yapımı… Hiç spolier vermeyeyim ama mutlaka izleyin.
Hülasa söz konusu yazıyı okuyunca, inanın bu tüyler ürpertici filmi izlediğim zamanki kadar içim yandı. Kızamadım… Bu yazarı anlayışla karşılamaya karar verdim.
Beni dinleyin ve siz de kızmayın… Sevgiyle yaklaşın…
Gözlerim doldu…
Yahu yok mu bir yakını? Yok mu sevenleri? Acil olarak destek almasını sağlasın.
Böyle hissettiğimde, Vallahi kendime kızıyorum bazen…
Kurtlar Vadisi’nde bir Muro karakteri vardı ya hatırlarsanız. Onun repliğiyle söyleyeyim: “Nalet olsun içimdeki bu insan sevgisine!”
Bu kadar mı öldürülür insan?
Hepimizin “Çaylarrrr” repliğiyle tanıdığı Çaycı Hüseyin’den (Alpaslan Özmol) söz ediyorum. Ne zaman X’i açsam, ölmüş… Ne zaman İnstagramı açsam, ölmüş… Ne zaman Facebook’a baksam, ölmüş… Adam da bıktı usandı ölmekten…
Şimdi aynen Çaycı Hüseyin gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da öldüren öldürene…
Türkiye’de en çok öldürülen insanların biri Çaycı Hüseyin, diğeri Erdoğan…
Her gün manyağın biri çıkıp diyor ki Erdoğan ölüyor, ölecek.
“İnna lillah ve inna ileyhi raciun…” Kardeşim, insan bir derki: “Allah gecinden versin!” Hepimiz öleceğiz de nedir bu heyecan, bu acele… Sizin ifadenizle “Sarayın mirası” size mi kalacak? “Hükümdarın” kalelerine siz mi hükmedeceksiniz?
Mezarcı esnafı mısınız? Ölü yıkayıcı mısınız?
Hem ya alayınız önden giderseniz?
Sonuç olarak… Şizoya bağlamayın: Çaycı Hüseyin ölmedi. Erdoğan ölmedi.
Davalarım…
Davalarıma bakıyorum, bir de davalarında üç kağıtçılık yapanlara… Yahu bu kadar yargılandım, birinde de demedim ki “Ay ben atmadım o twiti, oğlum attı… Kızım attı…”
Sanki delikanlılık bana kalmış! “O yazıyı ben yazdım! O twiti bennn attım” diye…
Bu yazıyı ben mi yazdım şimdi?
Yooook canım!
Kedidir kedi…
Amed Spor
“Böyle bir aşk görülmemiş dünyada!”
Diyarbakır, sokaklara aktı…
İşte bu yüzden her şeyle şaka olur, aşkla olmaz!
Her şeyin şakası olur, AMED Spor’un olmaz…
Bu arada yeğenim Beşiktaşlı. Diğer yeğenlerim ve benim çocuklarım Galatasaylı. Rahmetli babam Fenerliydi. Ben de Fenerliyim biyolojik olarak. Sadece Milli maçları izlerim.
Şeyden yani maç izlerken fazla coşuyorum da ondan. Maazallah sektei kalpten giderim diye korkuyorum.
Amed Spor maçını hiç izlemedim. Gördüğünüz gibi tam futbol fanatiğiyim de zamanım olmadı.
Lakin Diyarbakır’ı böyle mutlu, ışıl ışıl görünce acaba Amed Sporlu da mı olsam?