Antalya’da yerelden küresele uzanan bir değer köprüsü
Tarihinin, her taşında ayrı bir efsanenin fısıldandığı Antalya, bugünlerde turizmin olduğu kadar, Anadolu’nun kadim ruhunun, emeğinin ve bereketinin de başkenti olmaya hazırlanıyor. Nisan ayının ortalarında şehrin ticaretinin can attığı Antalya Ticaret ve Sanayi odasının koridorlarında dolaştığınızda, Antalya ve Anadolu’nun dört bir yanından kopup gelen coğrafi işaretli yerel ürünlerin o meydan okumasına şahit olursunuz.
İşte 16-18 Nisan 2026 tarihlerinde ATSO’da düzenlenen “2. Antalya Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi” bu duruşa sahip yüzlerce gönül insanın buluşma noktası oldu.
"Gelecek Coğrafi İşaretlerle Gelecek:
Yerelden Küresele Bir Değer Köprüsü" temasıyla kapılarını açan bu zirve, aslında bir etkinlikten çok daha fazlası; bu, toprağın sadakatine verilmiş bir söz, geçmişin mirasına duyulan derin bir saygı. ATSO Atatürk Konferans Salonu’na bu zirve için adım attığınızda o muazzam sinerjiyi iliklerinize kadar hissetmeniz mümkün. Salonda elbette üst düzeyde protokol üyelerinin ağırlığı vardı. Ama onun yansıra salonda Türkiye’nin kültürel kodlarını sırtında taşıyan devasa bir irade vardı.
Bilimin ve emeğin kesişme noktası
Zirvenin ev sahibi ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ev sahibi olmanın nezaketiyle kısa tuttuğu konuşmasında Türkiye’nin özüne ait hikayelerin yaşatılması gerektiğini savundu. Vali Şahin’in liderliğinde oluşan bu farkındalık bilincinin, Antalya’nın iş dünyası için ne kadar kıymetli olduğunun altını çizdi.
Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu ve YÜciTa
Zirvenin bence gerçek sahibi ve bu oluşumun mimarlarından, YÜciTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, kürsüde adeta bir orkestra şefi gibiydi. Antalya’da 16 ay önce başlatılan o büyük seferberliğin hikayesini anlatırken, Antalya’nın Türkiye’de en çok başvuru yapan kent olmasının tesadüf olmadığını, bir "mobilizasyon" ruhuyla hareket edildiğini belirtti. Tekelioğlu; "Antalya’yı gastronomide uluslararası bir destinasyon yapmak hedefi, aslında yerelden evrensele uzanan o köprünün en güçlü ayaklarından birini oluşturuyor” dedi.
Prof. Dr. Mehmet Zanbak ve AciMER
Hemen ardından söz alan zirvenin 2.mimarı ve ortaklarından AciMER Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zanbak, coğrafi işaretleri "kültürel hafızanın ve kimliğin en somut yansıması" olarak betimledi.
“Topraklarımızın binlerce yıllık birikimi olan yöresel ürünlerimiz, birer ticari malın ötesinde, kültürel hafızamızın, emeğimizin ve kimliğimizin en somut yansımaları. Coğrafi işaretler ise bu değerlerin tescillenerek korunmasını, taklitlerinden ayrılmasını ve dünya pazarında hak ettiği değeri bulmasını sağlayan en güçlü araçları. Bu çerçevede Akdeniz Üniversitesi olarak "Gelecek Coğrafi İşaretlerle Gelecek" mottosuyla çıkılan bu yolda, yerelden küresele uzanan bu değer köprüsünü hep birlikte inşa ediyoruz. 2024 yılında Türkiye’de bir ilke imza atarak Üniversitemiz bünyesinde Türkiye’nin ilk ve tek akademik araştırma merkezi olma özelliğini taşıyan Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi (AciMER)’ni kurduk.” ifadelerini kullandı.
Bir şehrin şahlanışı ve iş birliğinin zaferi
Zirvenin açılışında kürsüye çıkan Antalya Valisi Sayın Hulusi Şahin’in ifadelerinde, bir idarecinin ve bir memleket sevdalısının heyecanı vardı. Geçen yılki ilk zirveden bu yana katedilen yolu anlatırken, "Aradan geçen bir yılda 19 olan tescil sayımız, başvurularla birlikte 200’ün üzerine çıktı" dediğinde, salondan yükselen alkış bir sayıya değil, bir başarı öyküsüneydi. Şahin, bu başarının formülünü "şehrin tüm unsurlarının bir araya gelmesi" olarak tanımladı. STK’lar, odalar, belediyeler ve devletin ana yapısının nasıl bir "kenetlenme" örneği sergilediğini anlatırken, coğrafi işaretlerin ticari bir marka değil, çocuklara öğretilmesi gereken bir "eğitim materyali" ve insanlığın yüksek değerleri olduğunu vurgulaması zihnimde derin bir iz bıraktı.
Vali Şahin’in eşi Ebru Şahin Hanımefendi’nin de zirveye olan zarif desteği, bu meselenin teknik bir süreçten ziyade bir aile ve toplum hassasiyeti olduğunu hissettiriyordu.
Şampiyonlar Ligi’ne Doğru Bir İhracat Vizyonu
Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak ise rakamlarla bir vizyon çizdi. Türkiye’nin coğrafi işaret zenginliğinde dünyada Çin’den sonra ikinci sırada olmasının gururunu paylaşırken, AB tescilinin bir ürünü "Şampiyonlar Ligi"ne taşıdığını ifade etmesi, üreticilerimiz için en büyük motivasyon kaynağıydı. Yıllık 1,5 milyar avroluk ihracat tahminini daha da yukarılara çekmek için "doğru pazarlama ve tanıtım" stratejilerinin önemine vurgu yapan Durak, tescilin bir kağıt parçası değil, bir ekonomik kalkınma anahtarı olduğunu hatırlattı.
Salonda ayrıca Isparta Vali Yardımcısı Halil İbrahim Ertekin, Avrupa Komisyonu’ndan Joao Onofre, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, FAO Türkiye Temsilcisi Vekili Dr. Ayşegül Selışık gibi isimlerin varlığı, meselenin küresel boyutunu ve disiplinler arası önemini perçinliyordu. Brezilya ve Fransa tarım ataşelerinin orada bulunması, Antalya’da kurulan bu köprünün ayaklarının okyanus ötesine kadar uzandığının kanıtıydı.
Stantlar arasında bir lezzet turu
Açılış konuşmalarının ardından fuaye alanına geçtiğimde, kendimi adeta bir zaman tünelinde ve devasa bir lezzet haritasında buldum. Burası Anadolu lezzetlerinin sergilendiği bir fuarı andırıyordu. Kendi adıma, belirtmeliyim ki; zirve boyunca her bir standı, her bir üreticinin el emeği göz nuru dökülen tezgahını tek tek ziyaret ettim. Orada, Manavgat tahini, Serik bıçağı, Kadriye çileği, Alanya tropikal meyveleri, Finike portakalı, Antep ilinden gelen onlarca ürün, keşkek, pilav, Korkuteli Yelten tarhanası Karyağdı Armudu yanık dondurma, Adıyaman’dan gelen Atmalı kooperatifinin ürünleri gibi birer hikayesi olan ürünler vardı. Akseki obruk peynirinden Adıyaman’ın badem ve kuru siyah üzümüne, incirine, Gaziantep’in baklavasından Antalya’nın kendi öz lezzetlerine kadar uzanan o muazzam yelpazede, her bir tescilli ürünün aslında birer "coğrafi mühür"dü.
Ziyaret ettiğim tüm stantlarda tanıştığım o koca yürekli üreticilere ve her biri ayrı birer sanat eseri olan yöresel ürünlerimize önümüzdeki günlerde bu köşede, ayrıntılı ve hak ettikleri o derinlikle geniş yer vereceğim. Çünkü biliyorum ki; her bir ürünün anlatılmayı bekleyen bir destanı, her bir elin öpülesi bir emeği var.
Yarınlara Atılan İmza
2. Antalya Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi, 16-18 Nisan tarihleri arasında takvimde yer alan bir not değil; Türkiye’nin yerel değerlerini küresel bir markaya dönüştürme kararlılığının bir ilanı. Vali Hulusi Şahin’in çizdiği yol haritası, Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’nun bilimsel tutkusu, Yusuf Hacısüleyman’ın vizyonu ve üreticilerimizin sönmeyen heyecanı bir araya geldiğinde; "Yerelden Küresele Bir Değer Köprüsü" bir tema olmaktan çıkıp, üzerinden geleceğin geçtiği sağlam bir gerçekliğe dönüşüyor.
Özetle, Antalya, coğrafi işaretlerin ışığında parlamaya devam ediyor. Bu ışık, Anadolu’nun en ücra köyündeki bir üreticinin sofrasına ekmek, ülkemizin geleceğine ise sönmez bir umut olarak yansıyor.