“Anti-AKP” ittifakının 8 Haziran’ı

Abone Ol

Muhalefet partileri, 7 Haziran seçimlerine ilişkin kampanyalarını ekonomiye dayalı maddi vaatlerle şekillendiriyor. “Asgari ücret şu kadar olacak, filan kesime şöyle ikramiye ödenecek, falancalara şu şu maaş bağlanacak” ve saire…

Seçim propagandası değil, sosyal devlet prensibinin gereği olarak AK Parti hükümetleri eliyle garibana verilen rutin desteği dillerine doluyorlardı. Yetmezmiş gibi, bundan istifade eden garibanı da gizli açık “satılmışlar” diyerek aşağılıyorlardı

AK Parti hükümetlerinin süregelen icraatlarını ancak “vaat” seviyesinde benimseyebilmeleri bir yana, aşağıladıkları garibanın karşısında zelil oluyorlar.

Yine de Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “laiklik elden gidiyor”u, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) “ülke bölünüyor”u birkaç plan geriye atmış olması, dolayısıyla bunların millet nazarında karşılığının olmadığını, olamayacağını görmesi (ya da öyle davranması) politik muhalefet açısından müspet bir gelişme.

Öte yandan, bir başka muhalefet zemini olarak, paralel tayfanın öncelikleriyse farklı.

Geçenlerde pek meşhur yazarları, muhalefeti “hukuka sahip çıkmamakla” eleştiriyorlardı. 25 Nisan’daki korsan tahliye operasyonuna atıfla, “Varsa yoksa Saray’da şöyle olmuş, filanca lüks harcama yapıyormuş, bilmem ne… Hukuk katlediliyor, bunu hiç kendine dert edinen yok” dedi biri. Karşısındaki de, “Acaba milletimiz hukuku henüz tam olarak özümseyemedi mi?” diye cevap verdi (Dillere destan “Hizmet terbiyesi”, “satılmışlar” kelimesini kullandırtmadığı için ancak bu kadar ifade edebiliyorlar işte.) Bir başkası da, “Yahu bırakın artık şu seçimlerde hile yapıldı/yapılacak tantanasını” diye feveran ediyordu muhalefete, “Adam gibi sahip çıkın sandıklarınıza.” Nitekim, CHP de, MHP de, ta 90’lı yıllarda bile seçim sonuçlarını bütün ajanslardan daha önce tespit eden bir teşkilat ağına sahip Milli Görüş geleneğini devam ettiren AK Parti kadar çalışkan değil bu konuda. Çalışmayınca da mazeret, “Elektrikler kesildi hocam” olur her zaman.

Tablo şu:

Bir tarafta AK Parti’nin süregelen icraatlarına öykünerek ortaya konan, ancak Cem Uzan ve Haydar Baş’ı bile tebessüm ettirecek derecede uçuk vaatlerle sahneye çıkan muhalefet partileri, bir tarafta “AK Parti olmasında ne olursa olsun” diyerek onlara sarılmışken “Niye bizi önemsemiyorsunuz?” diye muhalefet partilerini eleştiren paralel tayfa.

Galiba son iki yıldır mütemadiyen seçim atmosferinde olduğumuz için, “anti-AKP” ittifakı buraya kadar birarada durabilmişti. Bakalım 2019’a kadar, yani dört yıl boyunca seçimin öngörülmediği bir güne uyanacağımız 8 Haziran sabahı ne olacak.

Cenab-ı Allah, hayrını ve bereketini esirgemesin üzerimizden.