Önümüzdeki hafta asgari ücret belirleme komisyonu toplantılarına başlayacak.
Malumunuzdur ki asgari ücret belirleme komisyonunda çalışanları temsilen bir sendika, işverenleri temsilen bir başka sendika ve devleti temsilen ise ilgili bakanlık görüşmelere katılmakta.
3 tarafı olan bu komisyonun her yıl olduğu gibi asgari ücreti belirlemek üzere toplandıklarında tüm tarafların memnun kalacakları bir oran üzerinde anlaşmalarının toplumsal refah üzerinde çok etkili olacağını özellikle belirtmek istiyorum.
Ama son yıllarda bu refahın asgari ücret tarafında sağlanabildiğini söylemek çok da mümkün olmamış gözüküyor.
Bunun birçok sebebi var ama ana sebep olarak enflasyonu söylemek son derece uygun durmaktadır.
Asgari ücret belirlenirken işveren kesiminin verirken zorlanmayacağı, çalışan kesiminin aldığında ay sonunu kolay bir şekilde getireceği ve devletin de aldığı sigorta primleriyle emeklilik sistemini rahat bir şekilde işletebileceği bir noktada buluşulmalıdır.
İşveren kesimi belirlenen asgari ücreti vermede zorlanır çalışan kesimi aldığı asgari ücret ile rahat bir yaşam süremez ve devlet de aldığı vergi ve primlerle kendi tarafını kolay bir şekilde ilerletemezse işte o noktada ciddi sorunlar var demektir.
Pek tabii ki bu noktanın belirlenebilmesinde ülkemizdeki enflasyon canavarının dizginlenmesi olmazsa olmaz ilk şart hükmündedir.
Bu canavarın dizginlenebilmesi için yapılması gerekenleri daha önceki yazılarımızda çok kez belirttik.
Özellikle çalışan kesimin alacağı asgari ücretten memnun kalabilmesi için alım gücünün artırılması olmazsa olmaz şarttır.
Bunun yanında işveren kesiminin de vereceği asgari ücreti rahatlıkla vermesi ve bundan memnun kalabilmesi için gerek ulusal gerekse de uluslararası alanda rakipleriyle rahat bir şekilde rekabet edebilir olması gerekmektedir.
Bu yıl diğer yıllardan belki biraz farklı olarak şu hususun da göz önünde bulundurulması gerekiyor; çalışan sayımızın en yüksek olduğu tekstil sektöründe kapanan, kapanmak üzere olan ve yurt dışına tesislerini taşımak zorunda kalan sektör şirketi sayısının fazla olması durumudur.
Yani emek yoğun işlerde çalışan sayısının fazla olmasından dolayı işçilik maliyetleri diğer sektörlere oranla daha yüksek olduğu için asgari ücret belirlenirken özellikle emek yoğun sektörlerin durumları göz önünde dikkatle bulundurulmalıdır.
Şartlara ve görünüme şöyle bir baktığımızda son yıllarda olduğu gibi bu yıl da açıklanacak olan asgari ücretten ne çalışan ne de işveren kesimi memnun kalmayacak gibi duruyor.
Toplumsal refahta asgari ücretin rolünün son derece önemli olduğunu bilerek tüm taraflar anlaşma masasına oturur ve tüm kesimler kendilerinden beklenen fedakarlıkları da layıkıyla yerine getirirlerse yukarıda bahsettiğimiz oranlarda bir asgari ücretin belirlenmesi işten bile olmayacaktır.
Taraflar kendilerini düşündükleri kadar karşı tarafı da düşünürlerse ve empati duygularını en üst seviyede tutarak masaya otururlarsa asgari ücrette uygun bir rakamda anlaşabilmeleri son derece kolay bir o kadar da basit olacaktır.
Aslında enflasyon düşürülebilmiş olsaydı asgari ücret toplantısı hem yapıcı hem de ekonomiyi destekler nitelikte rahat bir ortamda belirlenebilecekti. Fakat böyle bir ortam olmadığı için bu yılki toplantı çok da rahat geçmeyecektir.