Ateist arkadaşlar

Abone Ol

Yaşıyoruz, yaşıyoruz ama nasıl?

Yaşadığımız hayatın bir anlamı, bir amacı olmalı.

Yaratılışımızın bir hikmeti bulunmalı.

Hoş; amacı olmayanın hikmeti olabilir mi?

Amacı olmayanın hikmeti, hikmeti olmayanın değeri olmaz.

Bunları görebilmek için kısa bir tefekkür yeterli.

Kendi iç âlemine, dış dünyaya, yere göğe nazar atması yeterli.

Yaptığı her işi anlamlı kılmaya çalışan, aklıyla dünyayı evirip çeviren insanın manasız davranması beklenebilir mi?

Anlamsız davranan, saçma sapan hareketleri olan insanlar akıl melekesini kaybetmiş insanlardır.

Onlardan sorumluluk da kalkar.

Yaptıklarını onlara çok görmeyiz.

Fakat aklı olup da akılsızmış gibi davranmanın geçer akçesi olabilir mi?

Zamanın bir diliminde yaşamla buluşan, yaşamı belli süreyle kayıtlı olan insan, neden ve niçin yaratıldığını sormadan, sorgulamadan anlamını ve değerini bulabilir mi?

İnsan hayatının yalnızca dünya hayatıyla sınırlı olduğunu söylemek, bir önü, bir sonu yoktur demek, insanın her şeyden önce, kendisine hakarettir.

Sürekli yaşamak ve var olmak isteği bulunan insan, kısa dünya hayatıyla sınırlı tutuyorsa yaşamı, kendi kendisini inkâr ediyordur.

Oysa sorsanız sürekli yaşamak ister.

Ebediyen yaşamak isteyen insanın kısa bir yaşama talip olması, kendi kendisini kandırmaktan başka bir şey değildir.

İnsan murat ettiği her ne ise onunla karşılaşacağını düşünebilir; ama gerçekler öyle değildir.

Dünya uçağında gözünü açan insanın nereden bindiğini/geldiğini, nereye gittiğini, uçakta ne yaptığını düşünmeden, bunlar üzerine kafa yormadan, kafasına göre takılmasının anlamlılığından bahsedebilir miyiz?

Geçtiğimiz günlerde Twitter’ın sesli katılım platformunda ateist arkadaşların "Ateistlerin ve Müslümanların dünya algısı" başlığı ile açtığı oturumu kısa dinlemem bunları düşündürdü bana.

Ateist bir arkadaş, “Yiyin, için, gezin, eğlenin, bir yaratıcı da yok, ölümden sonrası da, düşünmeyin” diye seslendi, kendince bir mesaj/nasihat verdi.

Söz sırası gelmedi, gelseydi, "Düşen uçakta, batan gemide ateist olmaz derler, bu konuda ne düşünüyorsunuz?" diye soracaktım.

Yaratıcının yokluğu üzerine hayat kuranlar, ölümün soğuk yüzünü gördüklerinde verdikleri ilk tepki, hatırladıkları ilk şey yaratıcı oluyor her ne hikmetse!

Her şeyden önce samimi olalım, sonra da Allah’ın verdiği akılla biraz tefekkür edelim, göreceksiniz her şey yerli yerine oturacak.

Ne diyelim, Allah aklını hakkıyla kullananlardan kılsın.