AYNI SAVCI, AYNI MASAK, FARKLI MUAMELE: EKREM İMAMOĞLU PROJESİNİN MEDYA MUHAFIZLARI

Abone Ol

​Türkiye’de yargı, emniyet ve mali denetim mekanizmaları ne zaman bir usulsüzlüğün, bir karanlık para trafiğinin üzerine gitse; karşımıza tek merkezden yönetilen, suflesini okyanus ötesinden alan organize bir tiyatro çıkıyor. Bu tiyatronun son perdesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü iki ayrı soruşturma üzerinden muhalif fondaş medyanın çifte standartlı maskesini bir kez daha aşağı indirdi.

​Gelin, önümüzdeki somut tabloya hep birlikte bakalım:

​Bir tarafta Haluk Levent ile ilgili yürütülen soruşturma var. Diğer tarafta ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çevresindeki yapıya yönelik yürütülen soruşturma. Soruşturmayı yürüten makam aynı: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Mali suçları inceleyen kurum aynı: MASAK. Deliller, yöntemler, toplanan belgeler aynı: Banka kayıtları, dekontlar, ifadeler, şikayetler, WhatsApp yazışmaları ve HTS (telefon trafiği) kayıtları... Suçlamaların niteliği de büyük ölçüde birbiriyle örtüşüyor.

​Peki, bizim o meşhur "şebelek" muhalif medya ve fondaş kalemler bu iki olay karşısında nasıl pozisyon aldı?

​Haluk Levent ile ilgili en ufak bir iddia ortaya atıldığında, bu fondaş medya organları iddiaları anında "mutlak gerçek" kabul etti. Derhal hesap sorulmasını istediler, yargıyı göreve çağırdılar, dosyaların üzerine atladılar. Ama ne hikmetse, iş Ekrem İmamoğlu ve onun kurduğu şaibeli organizasyona gelince birdenbiri çark ettiler!

​Aylardır Ekrem’i ve örgütünü aklamak, ortadaki devasa iddiaları karartmak ve olayı sulandırmak için kesintisiz bir dezenformasyon faaliyeti yürütüyorlar. Bu uğurda devlete, devletin şerefli kurumlarına, MASAK’a, emniyete, Cumhurbaşkanlığına ve özellikle bu dosyayı titizlikle inceleyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na pervasızca saldırıyorlar. Adeta yargıyı ve hukuku rehin almaya çalışıyorlar.

​Ey Türk Milleti! Buradaki organizasyonu, kurulan bu devasa kara propaganda ağını görebiliyor musun? Bu medya maymunlarına ve devlete karşı husumet besleyen muhalif unsurlara bu suflelerin nereden, hangi karanlık mahfillerden verildiğini fark ettin mi? Bir belediye başkanını ve onun etrafındaki yapıyı korumak için neden bu kadar cansiperane, neden bu kadar militanca bir savunma hattı kurduklarını anladın mı?

​Açık konuşalım, kelimeleri eğip bükmeden hakkını teslim edelim: Ekrem İmamoğlu ve arkasındaki bu organize yapı, alelade bir siyasi figür veya yerel yönetim kadrosu değildir. Bu yapı, devlete, yargıya ve milli kurumlara karşı sistematik olarak beslenen o kronik husumetin tam merkezidir. Muhalefetin içine sızmış, onun kılcal damarlarını ele geçirmiş olan bu organizasyon, açık ve net bir şekilde bir FETÖ projesidir.

​Geçmişte yargıya ve emniyete kumpas kuranların dili neyse, bugün İmamoğlu’nu aklamak için İstanbul Başsavcılığı’na ve MASAK’a saldıranların dili de milimetrik olarak aynıdır. Amaç; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumlarını itibarsızlaştırmak, suçüstü yakalanan bir yapıyı korumak ve bu proje üzerinden Türkiye’nin geleceğine ipotek koymaktır.

​Bu millet, kendi kurumlarına saldıran bu şebekeyi de, onların arkasındaki sufle sahiplerini de çok iyi biliyor. Devletin adalet terazisi, fondaş medyanın gürültüsüyle değil, hukukun ve belgelerin çıplak gerçeğiyle işlemeye devam edecektir. Anlatabildim mi?