BAKIRKÖY BAŞSAVCILIĞINDAN KARARLI MÜCADELE: ADALETİN GÜCÜ AYRICALIK TANIMAMASINDAN GELİR

Abone Ol

Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri, kanunların toplumdaki herkes için aynı şekilde uygulanmasıdır. Bir kişinin mesleği, şöhreti, ekonomik gücü, kamuoyundaki konumu ya da devlet içerisindeki görevi, hakkında ortaya çıkan ciddi iddiaların soruşturulmasına engel olmamalıdır.

Adalet Bakanı Akın Gürlek önderliğinde Adil Türkiye Doktrini'nin her gün ülkemizin gerçeği haline geldiğini görüyoruz .

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının son dönemde yürüttüğü soruşturmalar tam da bu açıdan dikkat çekiyor.

Bakırköy Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman koordinesinde yapılan çalışmalar için kamuoyunun teşekkür borçlu olduğunu belirtmemiz gerekiyor .

Bir tarafta uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle mücadele kapsamında kamuoyunun yakından tanıdığı isimleri de kapsayan soruşturmalar, diğer tarafta suç örgütleriyle kamu görevlileri arasında menfaat ilişkisi bulunduğu iddialarına uzanan dosyalar bulunuyor.

18 Eylül 2026 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında oyuncu, şarkıcı, iş insanı, işletmeci ve sosyal medya fenomeni olarak tanınan kişilerin de aralarında bulunduğu 18 şüpheli hakkında gözaltı, arama ve biyolojik inceleme talimatı verildi. Başsavcılık, soruşturmanın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılması, kullanımın kolaylaştırılması ve bu amaçla yer temin edilmesi iddiaları kapsamında yürütüldüğünü açıkladı.

Burada özellikle altı çizilmesi gereken nokta şudur: Şöhret, hukuk karşısında bir dokunulmazlık alanı değildir.

Uyuşturucu yalnızca bireysel bir tercih ya da belirli çevrelerin özel hayatına ilişkin bir mesele olarak görülemez. Uyuşturucu ticareti ve kullanımını kolaylaştıran yapılar; ailelerden gençlere, sokak güvenliğinden organize suç yapılanmalarına kadar toplumun çok geniş bir kesimini etkileyen ciddi bir sorun alanıdır. Bu nedenle soruşturmaların kişinin toplumdaki statüsüne bakılmaksızın yürütülmesi, hukuk önünde eşitlik ilkesinin doğal sonucudur.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının çalışmalarında dikkat çeken diğer önemli başlık ise kamu görevlileri ile suç örgütleri arasındaki olası ilişkilerin üzerine gidilmesidir.

Temmuz ayında yürütülen bir başka soruşturmada, yeni nesil suç örgütlerinin bazı kamu görevlileriyle irtibat kurduğu ve karşılıklı menfaat ilişkileri oluşturduğu iddiaları araştırıldı. Soruşturma kapsamında gümrük muhafaza memuru, zabıt kâtibi, denetimli serbestlik memuru ve polislerin de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında adli işlemler gerçekleştirildi.

Bu tür dosyalar son derece önemlidir.

Çünkü organize suçla gerçek anlamda mücadele yalnızca sokaktaki suç örgütü üyelerini yakalamakla sınırlı kalamaz. Suç örgütlerinin kamu kurumlarından bilgi temin ettiği, nüfuz kullandığı veya kamu görevlileriyle hukuka aykırı menfaat ilişkileri kurduğu yönünde somut şüpheler ortaya çıkıyorsa, soruşturmanın o bağlantılara kadar genişletilmesi gerekir.

Adalet sistemine duyulan güven de tam olarak burada başlar.

Bir yargı sistemi kendi içerisindeki veya diğer kamu kurumlarındaki hukuka aykırı ilişkileri araştırabiliyor, unvana ve makama bakmadan iddiaların üzerine gidebiliyorsa kurumsal güven güçlenir. Yargının saygınlığını korumanın yolu sorunların üzerini örtmek değil, ortaya çıkan iddiaların deliller çerçevesinde şeffaf ve ciddi biçimde soruşturulmasıdır.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının son dönemde uyuşturucu, organize suç ve kamu görevlileriyle bağlantılı olduğu ileri sürülen usulsüzlük iddiaları konusunda yürüttüğü soruşturmalar bu nedenle yakından takip edilmeyi hak ediyor.

Elbette hukuk devletinde soruşturma açılması ya da gözaltı kararı verilmesi kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Masumiyet karinesi herkes için geçerlidir; suçluluk konusunda nihai kararı bağımsız mahkemeler verir. Ancak masumiyet karinesine gösterilen hassasiyet kadar önemli bir başka ilke de ciddi suç iddialarının kişinin kimliğine veya nüfuzuna bakılmaksızın soruşturulabilmesidir.

Asıl verilmesi gereken mesaj nettir:

Sanatçı da olsanız, iş insanı da olsanız, sosyal medya fenomeni de olsanız, kamu görevlisi de olsanız hukuk karşısında ayrıcalıklı değilsiniz.

Toplumun yargıdan beklediği de budur.

Delilin gösterdiği yere gidebilen, suç örgütlerinin yalnızca görünen yüzleriyle değil onları besleyen ilişkiler ağıyla da mücadele eden ve kamuoyunda tanınmış isimler söz konusu olduğunda geri adım atmayan bir soruşturma anlayışı, hukuk devletinin temel ilkelerinin hayata geçirilmesi açısından önem taşır.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının son dönemdeki dosyaları, adalet sisteminin gücünün yalnızca verilen cezalardan değil, gerektiğinde güçlü ve görünür kişilerin ya da kamu görevlilerinin dahil olduğu iddiaları da aynı hukuki ciddiyetle soruşturabilmesinden kaynaklandığını bir kez daha ortaya koyuyor.

Çünkü adaletin gerçek gücü, kimin karşısında olduğuna bakmadan hukukun gereğini yerine getirebilmesidir.