BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN

Abone Ol

Bugün büyük bir heyecanla beklediğimiz Kurban Bayramını idrak etmeye başlıyoruz.

İslam ümmeti olarak son dönemlerde ki belki de en problemli kurban bayramlarından bir tanesini yaşıyoruz.

Yanı başımızda İran, İsrail ve ABD arasındaki henüz sonuçlandırılamamış savaş.

Dünyanın diğer farklı coğrafyalarında Müslümanların zulüm ve eziyet karşısında yaşamaya çalışmaları.

Ve dahası da Filistin’de yokluğa, açlığa ve insan gibi yaşama hakkının elinden alındığı bir Müslüman toplumun hali.

Gazzeli çocukların da bayramıdır bu bayram, aynı şekilde Doğu Türkistan’da ki, Arakan kamplarında ki, Myanmar’da ki ve dahi Yemen’de ki çocukların da bayramıdır bugün ki kurban bayramı.

Özellikle burada saymaya çalıştığımız bölgelerin tamamında Müslüman yetim çocukların çığlıkları her Müslümanın kulağında çınlamalıdır.

Buralarda yaşayan çocukların çektiği acı ve ızdırapları kelimelere dökmek asla mümkün değildir.

Bulunduğumuz yerden binlerce km ötede bir kardeşimizin ayağına batan dikenin acısını hissetmemiz gerekirken bırakın o acıyı çekmeyi kendi lüksümüzden ve şatafatımızdan en ufak ödün vermeden yaşamanın inandığımız İslam dininin en ufak bir zerresinde bile bulamadığımız idrakiyle bu dünya hayatını yaşamaya çalışmalıyız.

Ayet-i Kerime’de "Allah yolunda, birbirine kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları şüphesiz Allah sever" buyurmuştur.

Bu ayet ile Allah her bir Müslümanın kenetlenmesi gerektiğini ifade ederek eğer siz kenetlenirseniz ve mücadelelerinizi bu kenetlenme ile sürdürürseniz Allah sizi sever demiştir.

Farklı hadislerde ise Efendimiz (SAV) “Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir” buyurarak Müslümanların her türlü acı ve sevinçte birbirlerine kenetlenmeleri gereğinin üzerinde durmuştur.

Bir diğer hadiste ise yine Efendimiz (SAV) "Müminler, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da bu acıyı paylaşan bir bedene benzer" buyurmuşlar ve acının her bir Müslüman’ın bedeninde yek vücut olarak hissedilmesinin önemine değinmişlerdir.

Çok daha farklı ayet ve hadislerde bu konu tüm detaylarıyla Müslümanların üzerine gir görev olarak aslında bir nevi yüklenmiştir.

Yani biz Müslüman bir kardeşimizin derdiyle dertlenmediğimiz müddetçe bir Müslümanın olması gerektiği gibi olamayacağız demektir.

Diğer taraftan şunu söylemekte mümkündür; eğer biz dünyanın en uzak ucunda olan bir Müslüman kardeşimizin sevinciyle sevinemeyecek ise de yine bir Müslümanın olması gerektiği gibi olamayacağız demektir.

Bakınız nasıl ki Batı bir çekişmede veya bir savaşta kendi dininden olan insanlara sahip çıkıyor ve her ne şartta olursa olsun onları destekliyorsa, biz de her şartta ne olursa olsun Müslüman kardeşlerimizi desteklemek zorundayız.

Son dönemde yaşanan gelişmeler Müslümanların tek bir yumruk gibi olmalarından başka bir yol ile devam etmelerinin mümkün olmadığını tüm dünyaya bir kez daha kanıtlamıştır.

İslam ülkeleri yıllarca Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamın ilk olarak dile getirdiği ve uygulanması için üzerinde çalışarak D8’leri kurduğu sonrasında da tüm Müslüman ülkelerin ortak bir şekilde İslam Birleşmiş Milletleri, İslam dinarı, İslam ortak pazarı ve İslam NATO’su kurulması gerekliliğini uzun bir dönemde dile getirerek ömrünü bu uğurda harcamıştır.

İslam ülkeleri bu kuruluşları kendi aralarında kurmadıkları sürece Müslüman ülkelerde kan ve gözyaşı her zaman var olacaktır.

Böyle bir durumda da Müslümanların bayramları bayram gibi kutlamaları da hep buruk bir durum da geçecektir.

Bayramımız mübarek olsun…