Bi’ sakin ol kardeş!

Abone Ol

Seçim startı verildi. Siyasi partiler, aday adayları, Cumhurbaşkanı adayları, ittifaklar… Neler neler karşımıza çıkıyor. Seçim doğasının gereği eyvallah; lakin işler çığırından çıkmak üzere.

Her gün gazete manşetlerini takip ederim, mümkün mertebe diğer yazarlardan bir kısmını da okumaya çalışırım. Batı’da başkanlık sistemi öncesi yaşanan kutuplaşmanın benzeri bizde de yaşanıyor. ABD seçimleri öncesi ve sonrası, hafızalarımızda canlı kanlı duruyor. Hatta onlarda tartışma halen dahi devam ediyor. Trump tutuklanacak mı tutuklanmayacak mı tartışmaları iki yıl önceki seçimlerin üzerinde Demokles kılıcı gibi gezinip duruyor.

Geçen gün Meclis kürsüsünden konuşan marjinal sol bir parti lideri şu anki yöneticileri yargılamakla tehdit etti. Biraz daha ileri de gidip slogan dahi attı Meclis kürsüsünden. Bir diğer parti lideri seçimden sonra cemaatleri, cemiyetleri kapatıp binalarının üzerinden dozerle geçeceğini, onarı yerle bir edeceğini, bazı imamları hapislerde süründüreceğini diye diye ağzından salyalar akıta akıta ifade etti. Gerçi biz o arkadaşı yıllar önce yaptığı başörtüsü konuşması nedeniyle de bilirdik ya pek şaşırmadık doğrusu. Kin saklanmıyor, nerede olursanız olun bir gün mutlaka içinizdekini tatlılaştırmaya çalıştığınız yüzünüzün arkasından veya dans gösterisinden sonra ortaya söylüyorsunuz. Kapalı kapılar ardından söylediklerinizi kameralar karşısında da pat diye söyleyiveriyorsunuz. Sonra da gidip o örtülü kadınlardan, sakallı amcalardan oy istiyorsunuz. Ama iyi oluyor, herkes kendi gerçeklerini böyle ortaya koyarsa seçmenin tercihlerini belirlemesi daha rahat olur. İsteyen istediğine oy verir, memleket nasıl yönetilecekse öyle yönetiliverir.

İttifaklar bizim başkanlık seçiminin zorunlu sonucu. Eskiden ittifak çalışmaları seçimden sonra olurdu, şimdi öncesinde oluyor. En azından eskiden dönen “Güneş Otel skandalı görüntüleri” artık yaşanmıyor. Ne oluyorsa seçim öncesi oluyor. Partiler, ittifaklar kuruyor. Birbirlerinin listelerinden seçime giriyorlar. Kol kola dolaşıyorlar, fikirleri birbirlerine yaklaşıyor veya uzaklaşıyor. Yeri değil belki ama bu; gelecekte partilerin ikiye düşmesine, fikirlerin kendilerini bu partiler çerçevesinde ifade etmesine de olanak sağlayacak gibi görünüyor. 

Seçim çok şeye gebe diyen dostlar oluyor. Lakin saflar sıkılaşmaya başladı. 14 Mayıs gecesi çok da büyük bir sürpriz olacak gibi görünmüyor. İnsanlara doğru düzgün tercih etme hakkı sunmak siyasetin görevi, seçmen bu listeler arasından tercihte bulunacak. Kendine yakın bulduğuna, “evet, bu beni yönetirse olur” diyeceği kişiye oy verecek. Ama oy verirken de vicdanına, cüzdanına, hakkına, hukukuna da bakmaya çalışacak. Renkli bir propaganda süreci bizleri bekliyor. Ama kimse de deprem bölgesi hassasiyeti dışına çıkmamalı. Bu ülkenin son depremzedeyi başını koyacağı sıcak yuvasına yerleştirmeden işi bitmeyecek.  O güne dek kimse rahat olmayacak. İtidalli ve sükûnet esaslı bir seçim çalışması yapılmasını diliyorum. Kimse kimseyi yargılayamaz. Varsa bir hata, eksik, kusur; Adalet görevini yerine getirir ama bu kural herkes için geçerlidir. Durduk yere tehdit savuran için de yanlış yapan için de. Bi’ sakin olun kardeş… Vesselam…