Sağlık

Bilim insanlarından uyarı! Mikroplastikler fetüse geçiyor

Araştırmalar, mikro ve nanoplastiklerin anne karnındaki bebeğe ulaşabildiğini ortaya koyuyor. Bu durum, doğum öncesi gelişim ve uzun vadeli sağlık için risk taşıyor.

Abone Ol

Hamilelikte anne ile bebek arasındaki en önemli bağ olan plasenta, oksijen ve besin sağlar, atıkları uzaklaştırır ve zararlı maddelere karşı kısmi bir kalkan görevi görür. Ancak yeni bulgular, bu bariyerin mikroplastiklere karşı tam anlamıyla koruyucu olmadığını gösteriyor.

2023’te yayımlanan bir derleme, mikroplastiklerin annenin kanından fetüse geçebileceğine dair kanıtlar buldu. 2025’te yapılan daha kapsamlı bir inceleme ise hem mikroplastiklerin hem de nanoplastiklerin plasentayı aşabildiğini doğruladı.

HÜCRELERE ZARAR VEREBİLİYOR

Laboratuvar ve hayvan deneyleri, bu parçacıkların plasentada hücre iletişimini bozabileceğini, hücre ölümünü tetikleyebileceğini ve oksidatif strese yol açabileceğini gösteriyor. Ayrıca bazı plastik türlerinin hormon sistemini etkileyerek büyüme ve gelişim üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceği düşünülüyor.

BEBEĞİN ORGAN GELİŞİMİNİ ETKİLEYEBİLİR

Plasenta, normalde bebeği zararlı maddelerden koruyan seçici bir filtre işlevi görür. Ancak plastik parçacıklarının bu savunmayı aşması, organ gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bazı deneylerde nanoplastiklerin beyin, kalp, akciğer ve karaciğer gibi organlara ulaştığı gözlemlendi. Bu durum, düşük doğum ağırlığı ve küçük plasenta gibi risklere yol açabiliyor.

UZUN VADELİ SAĞLIK TEHDİDİ

Bilim insanlarına göre, anne karnında yaşanan bu tür maruziyetler, bebeğin ilerleyen yaşlarda diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini artırabilir. Özellikle beynin öğrenme ve hafıza merkezlerinde birikim yapan mikroplastiklerin, sinir hücreleri arasındaki bağlantıları bozarak davranışsal sorunlara yol açabileceği öne sürülüyor.

DAHA FAZLA ARAŞTIRMA GEREKİYOR

Şimdilik eldeki bulgular çoğunlukla hayvan deneylerine ve laboratuvar ortamındaki incelemelere dayanıyor. Mikroplastiklerin insan vücudunda nasıl hareket ettiği, ne kadar biriktiği ve nasıl atıldığı konusunda büyük boşluklar bulunuyor. Uzmanlar, bu konuda acil ve kapsamlı araştırmalar yapılması gerektiğini vurguluyor.