Vanlı Kara Haydar’ın düğün görüntülerini izlerken benim de ilk dikkatimi çeken, herkes gibi, o inanılmaz altın yığını olmuştu. Gelinin üzerinde altınlar, bilezikler, setler, fanuslar içinde getirilen ziynet eşyaları… Sosyal medyanın sevdiği türden bir zenginlik gösterisi. İnsan bakıyor, “Vay arkadaş, nasıl düğün!” diyor ve geçiyor.
Fakat devlet geçmedi.
Çünkü bizim “gösteriş” diye baktığımız görüntüye MASAK başka türlü bakıyor. MASAK’ın dünyasında mesele altının büyüklüğü ya da düğünün ihtişamı değil. Asıl mesele, görünen servet ile kişinin bilinen ekonomik gücü arasında açıklanması gereken bir fark bulunup bulunmadığı.
Nitekim “Vanlı Kara Haydar” olarak tanınan Mehmet Fatih Tançalan hakkındaki soruşturmada Başsavcılık malvarlığının araştırılması için MASAK raporu istedi. Tançalan daha sonra “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlamasıyla tutuklandı..
Tançalan, eşinin üzerinde görülen takı setleriyle bilezikleri satın almadığını, maddi durumunun buna yetmediğini, eski eşiyle devam eden mal paylaşımı ve nafaka davası bulunduğunu, yaklaşık bir yıldır nafaka dahi ödeyemediğini anlattı. Hatta düğün yapabilmek için arkadaşlarından borç aldığını falan söyledi. Dinleseniz üzülür yardım edersiniz.. O altınlar, “emanet”miş meğer.. Oysa altınları satan adam ifade verdi.. “…Sattım, paramı da aldım, faturamı kestim, vergimi de ödedim..” dedi..
Bundan sonrası savcının konusu…
**
Fakat Van’daki o düğün bize başka bir kapı açtı. Ben de o kapıdan girdim ve şu sorunun peşine düştüm: Bir düğün, teorik olarak kara para aklamak için kullanılabilir mi?
Evet, düğün ve takı geleneği kötüye kullanılmaya son derece müsait..
Kara paranın en büyük problemi harcanamaması değildir. Kaynağının açıklanamamasıdır.
Bir kişinin suçtan elde ettiği büyük miktarda parası olduğunu varsayın. O parayla ev almaya, otomobil almaya, bankaya para yatırmaya veya servet oluşturmaya başladığı anda çok basit bir soruyla karşılaşır: “Bu para nereden geldi?”
İşte kara para aklama dediğimiz suçun özü, bu soruya görünüşte meşru bir cevap yaratma çabasıdır. Parayı yalnızca bir yerden başka bir yere taşımak değil, paraya yeni bir geçmiş kazandırmaktır.
Düğün tam burada ilginçleşiyor.
Çünkü Türkiye’de düğün, büyük miktarda nakit ve altının el değiştirmesinin son derece doğal karşılandığı ender sosyal alanlardan biri. Hele Doğu ve Güneydoğu’daki büyük aile ve aşiret düğünlerinde bazen binlerce davetli bulunuyor. İnsanlar çeyrek altın, Cumhuriyet altını, bilezik, döviz ve nakit para takıyor. Takılanların yüksek sesle ilan edildiği, kamerayla kaydedildiği düğünler bile var.
Bunların hiçbirinde tek başına suç yok. Bin kişinin katıldığı varlıklı bir ailenin düğününde gerçekten milyonlarca liralık takı toplanabilir.
Fakat sistemi kötüye kullanmak isteyen birisi açısından cazip nokta da tam burası olabilir.
Çünkü kaynağı açıklanamayan bir servetin üzerine “düğünde takıldı” etiketi yapıştırılmaya çalışıldığında, paranın hikâyesi bir anda değişir. Dün kaynağı sorulan para, bugün “akraba ve dostların hediyesi” olarak açıklanabilir.. Hatta çoğu düğünün görğntüleri sırf buna kanıt olsun dşye özellikle servis edilir.. Dahası pek çok aşiret düğününde sahte altınlarla poz verilir. Düğün sonunda o sahte altınlar çöpe gider, yerlerine omoyla yıkanmış külçeler gelir.. Bu kadar basit..
“Bu parayı nereden buldun?”
“Düğünde takıldı.. Ve herkes de gördü. Show Haber bile haber yaptı…”
**
Uluslararası kara para ile mücadele kuruluşu FATF için altın çok önemli… Değerini koruyabilmesi, kolayca el değiştirebilmesi ve ekonomik değeri fiziksel olarak taşıyabilmesi nedeniyle suç gelirlerinin aklanması açısından en riskli varlıklardan biri kabul ediliyor.
Türkiye’de MASAK’ın kıymetli maden, taş ve mücevher ticareti yapanlar için özel şüpheli işlem bildirim rehberleri hazırlamasının nedeni de bu. Kuyumculuk sektörü MASAK için, sıradan bir perakende sektörü gibi görülmez.. Çünkü küçücük bir çantaya milyonlarca liralık ekonomik değer koyabiliyorsunuz.
Şimdi tekrar o dev düğünlere dönelim.
Sosyal medyada zaman zaman görüyoruz. Gelinin boynu görünmüyor. Bileklerinde yer kalmamış. Masanın üzerinde tomar tomar para. Birileri mikrofondan kimin kaç bin dolar, kaç yüz gram altın taktığını anons ediyor. Kameralar özellikle paraları ve altınları yakın çekim gösteriyor.
Bugüne kadar çoğumuz bu görüntülere iki türlü baktık. Ya “Ne büyük aileymiş” dedik ya da “Bu kadar gösterişe ne gerek var?” diye kızdık.
Bundan sonra üçüncü bir soru daha sormakta fayda var:
Bu servetin ekonomik kaynağı ne?
Çünkü “hediye” sözcüğü tek başına paranın kaynağını açıklamaz. Hediyeyi veren kişinin de o ekonomik değeri nereden elde ettiği sorulabilir. Bir düğünde gerçekten 50 milyon liralık altın takılmışsa, mali açıdan önemli olan yalnızca “50 milyon lira takıldı” cümlesi değildir. O 50 milyon liralık ekonomik değerin hangi kaynaklardan geldiğinin açıklanabilir olmasıdır.
Vanlı Kara Haydar dosyası tam da bu yüzden önemli.
Belki soruşturmanın sonunda bambaşka bir tablo ortaya çıkacak. Belki altınların ve paraların tamamının meşru kaynağı belgelenecek. Buna biz değil, soruşturma ve nihayetinde yargı karar verecek.
Belki bundan sonra sosyal medyada yine o devasa aşiret düğünlerinden biri önümüze düşecek. Yüzlerce bilezik göreceğiz, masaların üzerinde para desteleri göreceğiz, milyonların birkaç saat içerisinde el değiştirdiğini izleyeceğiz.
Ama bu defa, eskiden olduğu gibi yalnızca “Vay be, ne düğün yapmışlar” deyip geçmeyeceğiz...
Aklımıza Vanlı Kara Haydar gelecek.