Siyaseti en iyi yapanlar sokaktaki vatandaşlardır. Önceki gün İstanbul’da gözlem için dolaşırken, ‘halka’ tatlısı satan seyyar satıcı bir tatlıcıdan tatlı almak istedim.
Ben tatlı talep ederken seyyar satıcı söyleniyordu. Ne söylediğini anlamadığımı ifade edince şunu söyledi:
“Abi, CHP diyorum. Şu CHP Genel Başkanı’nı bir türlü anlayamıyorum.”
“Peki neden?” dedim.
“Neden olacak, kendisi partisinin genel başkanı ama devleti yönetmeye cesareti yok. Öyle olduğu için de kendi rakibi, bir milletvekilini cumhurbaşkanı adayı gösterdi.”
‘Belki daha iyi yöneteceğini düşünmüştür’ dedim.
Yok be abi, ne iyi yönetmesi. Muharrem İnce’ye kendi partisini yönetme yetkisi vermeyenler, milletin önüne cumhurbaşkanı adayı olarak koydular. Burada başka bir oyun var” dedi.
‘Ne gibi oyun’ dememe kalmadı, seyyar satıcı devam etti.
“Abi bu CHP’yi ben anlamıyorsam kimse anlamaz. Onların derdi memleket olamaz. Öyle olsa Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu dururken adaya arayışına girmezlerdi. Dönüp dolaşıp, partisini yönetmeye bile layık görmedikleri Muharrem İnce’yi aday göstermezlerdi. Zaten daha önce de aynı yoldan gittiler ve Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstermediler mi? Şimdi ben bu CHP’ye nasıl güvenirim. Demek ki birileri bu CHP’yi yönetiyor. Milli değiller. Ben bunu söylüyorum” dedi.
Sanki yılların siyasetçisi gibi konuştu gerçekten. Sözlerini ezber edeyim diye bayağı bir dikkat kesildim. Kendisine teşekkür edip, hayırlı işler dileyerek ayrılıp, tatlımı yerken bile sözlerini düşündüm.
Ve diyorum ki, bu aziz millet işte budur. Bu aziz millet neyin ne olduğunu anlayacak kadar derindir. Kimin kiminle ne oyun çevirdiğini görebilecek durumdadır.
Bu sözlere benim söyleyecek bir sözüm de yok. Millet zaten gereğini yapacak ve tüm oyunları sandıkta bozacak.
Selam ve dua ile…