Bitmek tükenmek bilmeyen ihtiyaçlar: Hep daha fazlasını isteme

Abone Ol

İhtiyaçlarımız da dikkate almamız gereken önemli nokta, onlara koymamız gereken sınırdır. Şunu unutmamalıyız; doyurulmuş ihtiyaçlar insanı güdülemez. Yani dünyanın en iyi arabasına binmeyi şiddetli bir ihtiyaç olarak gördüğümüzü düşünelim. O arabaya bindiğimiz anda artık o bizim için çok fazla bir şey ifade etmeyecektir. Her şey onu elde edene kadardır. Bunun daha iyi anlaşılması için ultra zengin iş adamlarının çocuklarının intihar notları incelenmelidir. Çoğunun özeti “hayatta her şeyi elde ettim ama aradığımı bulamadım” şeklindedir. Aslında aranılan şey “yaşamın anlamı ve amacı”dır. Yani bulamadıkları şey yaşamda neyi hedeflemeleri gerektiğidir. Dolayısıyla bu bir inanç ve motivasyon yoksunluğu sorunudur.

Hep daha fazlasını istemek ve ihtiyaçlarını giderse bile içindeki eksikliği doyuramamak önemli bir insani varoluşsal sorundur. Bu bir kısır döngüdür. Eğer anne baba çocuğa gereken ilgi, şefkat ve sıcaklığı sağlamazsa çocuk dünyayı düşmanca bir yer olarak algılayacak ve herkesi kendisi için bir tehdit olarak görebilecektir. Psikolojide bu duygu durumuna, ünlü bir kuramcı olan Horney tarafından “temel anksiyete” adı verilmiştir. Böylesine gergin ve korkutucu bir ortamda insanoğlu hep daha fazlasını elde etmeye çalışacak ve böylece kendini emniyete almak isteyecektir. Böylece insanoğlu yaşadığı kronik eksiklik hissini gidermek için; sınırsız sevgi ve onay görme ihtiyacı, sınırsız güç elde etme ihtiyacı, sınırsız saygınlık kazanma ihtiyacı, sınırsız başarı ihtiyacı, sınırsız bağımsızlık ve yalnızlık ihtiyacı ve sınırsız kusursuzluk ihtiyacı gibi döngülerin içerisinde kaybolacak ve nihayet bir yaşam amacı olmadığı için bu çark içerisinde benliği ezilecektir.

Çevremizi incelediğimizde bu tip insanların aslında ne kadar yaygın olduğunu gözlemleriz. İşin kötüsü bu sınırsız ihtiyaçların her birisi bir psikolojik problemin kökeni ve gerekçesidir. Yapılacak çok kolay aslında; ihtiyaçlarımızın bir amaç değil araç olduğunu unutmamak, çocuklarımıza güvenli ve duygusal dünyalarını doyurucu bir aile ortamı sunmak, onlara sınırlarını çok iyi öğretmek ve kendimiz de sınırlı ve fani olduğumuz gerçeğini bir an bile olsa aklımızdan çıkarmadan yaşamak. Elbette, asla yorgunluk, bitkinlik ve tükenmişlik hissetmeden ülkemiz ve milletimiz için çok çalışmak ve ne iş yaparsak yapalım elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak, kimseyi kayırmadan, ilkeli biçimde. Yaşam düsturumuz olacak bir Ayetle bitirelim:

“İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. Şüphesiz en son varış Rabbinedir.” (Necm, 39-42).

Vesselam…