Bosna’daki duyarlılık Suriye için neden yok?

Abone Ol

Suriye’de 1963 yılından bu yana ülkeyi baskıyla idare eden Baas iktidarına karşı 15 Mart 2011’de başlayan olaylar daha sonra kanlı bir savaşa dönüştü. Rejimin ve iş birlikçilerinin her türlü ahlaktan yoksun yürüttüğü savaşta 4 yılı geride bıraktık. Bu 4 yıllık süreçte 250 bine yakın insan öldürülürken, milyonlarca insan mülteci durumuna düşerken, kadim medeniyetimizin şehirleri yok edilirken dünya kör, sağır ve dilsizdi.

Yine bir başka acı durum ise insanlığı katleden, kadim medeniyetin şehirlerini yok eden Esed diktatörüne, Türkiye’nin ana muhalefeti CHP’nin, bir takım sözde özgürlükçü ve halkların kardeşliğini savunan sol grupların, ulusalcı diye geçinenlerin ve daha düne kadar “mücahid” diye sloganlarla karşılanan Abdullatif Şener ve benzerlerinin verdiği direk veya dolaylı destek.

Peki bütün bu yaşanan olaylara Türkiye’deki toplumsal duyarlılık nasıldı? Toplumsal duyarlılığımızın mukayesesini 1992-1995 yıllarındaki Bosna savaşıyla mukayeseyi sizin takdirlerinize bırakıyorum.

Bosna’da da 1992-1995 yılları arasında kanlı bir savaş yaşanmıştı. O dönemde Türkiye’de şu andaki gibi Suriyeli mazlumlara sahip çıkan ve onları “ALLAH’IN VE TARİHİN EMANETİ’’ olarak gören, zalimin zalimliğini her ortamda dile getiren, insanlık mücadelesi veren bir Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu yoktu…Bosnalı mazlumlara bugünkü siyasi irade gibi kucak açan bir hükümet de yoktu.

Ancak, o dönemin toplumsal hassasiyeti bugünden daha güçlüydü. O dönem Bosna geceleri düzenlenir, devletin yapamadığı yardımı bu millet yapardı. Bosna mitinglerine milyonlar katılırdı, yılbaşı haftası ülkenin bütün duvarları ‘”Bosna kan ağlarken eğlenilemez” afişleriyle donatılırdı. Bosna için gözyaşı dökülürdü, Bosna marşları çalınırdı, gençler Bosna bereleri takardı, evlerimizin bir köşesinde Bosna’nın zambaklı bayrakları dalgalanırdı. Bosna’daki Müslüman tugayların komutanları Atıf Dudakoviç, Şerif Patkoviç, İzetNaniç’lerin adlarını bilirdik, Bosna’daki ilk şehidimiz Selami Yurdan için marşlar beslenirdi. Hedefimizi belliydi Banya Luka mutlaka alınmalıydı, Gorajde’nin Sancak’la irtibatı kopmamalıydı…

Bosna Dayanışma Grubu vardı, Hüseyin Kansu, Hakan Albayrak, Süleyman Gündüz, Bahadır İslam, Mukadder Tanok ve daha onlarca isimden oluşuyordu… Bu grubun öncülüğünde her türlü görüşe sahip sanatçı ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 100 aydın “Bosna İçin İnsanlık Girişimi” adıyla kuşatma altındaki Saraybosna’yı havan toplarına, atılan kurşunlara, Çetniksniperlere inat ziyaret etmiş ve tüm dünyaya insanlık dersi vermişti…

Bu türlü girişimleri, bu türlü hassasiyetleri, bu türlü sivil inisiyatifi dünyaya insanlık dersi veren, ümmetin sesi olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, merhamet ve vicdanımızın sesi Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’na rağmen neden gerçekleştiremedik?

Bosna’daki toplumsal duyarlılık Suriye için neden yok? Bu durumun muhasebesini herkes kendi iç dünyasında mutlaka yapmalı. Çünkü Suriye’de hala savaş devam ediyor, insanlık katlediliyor, bizim Bosna’daki hassasiyetimizi bir kez daha harekete geçirmemiz gerek. Bu bütün kariyer planlamamızdan daha önemli.