BU RAMAZAN BİRAZ SUSMAK İSTİYORUM

Abone Ol

Yıllardır yazıyorum.
Sert yazılar da yazdım.
Meydan okuyan cümleler de kurdum.
Haklı olduğuma inandığım meselelerde kelimeleri kılıç gibi kullandım.

Ama şimdi Ramazan.

Ve içimde başka bir duygu var.

Dünyaya bakıyorum…
Gazze’de bombaların gölgesinde iftar açan çocuklar var.
Ukrayna’da dinleyen siren sesleri..
Suriye’de yıllardır bitmeyen savaşın yorgunluğu.
Afrika’da açlıkla imtihan edilen milyonlar.

Müslüman coğrafyaya bakıyorum…
Kardeş kardeşe kırgın.
Mezhep mezhebe mesafeli.
Aynı kıbleye yönelenler birbirine tahammül edemiyor.

Siyaset sert.
Sokak gergin.
Ekranlar öfkeli.

Ramazan geliyor ama dünya sükûnet bilmiyor.

Belki de bu yüzden bu ay biraz geri çekilmek istiyorum.
Her tartışmanın içine atlamak istemiyorum.
Her polemiğe cevap yetiştirmek istemiyorum.

Çünkü Ramazan bana şunu hatırlatıyor:
Oruç sadece açlık değildir.
Dilini tutmaktır.
Öfkeni yutmaktır.
Kendini terbiye etmektir.

Dışarıdaki savaşları bitiremeyebilirim.
İç çekişmeleri tek başıma sona erdiremem.
Kardeş kavgalarını susturamam.

Ama kendi içimdeki gürültüyü azaltabilirim.

Bu ay yazılarımda daha az sertlik,
daha çok sükûnet olsun istiyorum.
Daha az polemik,
daha çok hikmet.

Belki de en büyük güç,
bağırmamakta saklıdır.

Ve şimdi kalbimden bir dua geçiyor:

Allah’ım…
Bu Ramazan’ı kalplerimiz için bir arınma vesilesi kıl.
Öfkemizi merhamete, kırgınlığımızı affa dönüştür.
Savaşların ortasında barış umudu yeşert.
Kardeş kavgalarını dindir, ümmetin kalbine ferahlık ver.
Evlerimize huzur, sofralarımıza bereket, dilimize yumuşaklık nasip et.

Ve bize, bu bir ayı gerçekten yaşayabilmeyi…
Ramazan bitince de kaybetmemeyi nasip et.

Amin.


xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

RAMAZAN: İNSANIN KENDİNE DÖNDÜĞÜ AY

Bazı aylar vardır, zaman akar.
Bir ay vardır ki zaman durur.

Ramazan işte o aydır.

Kur’an-ı Kerim açıkça bildirir:
“Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici olan Kur’an onda indirildi.” (Bakara, 185)

Bu ayın fazileti yalnızca oruç tutmak değildir.
Bu ayın fazileti, insanın kendini tutmayı öğrenmesidir.

Ramazan, önce insanın iç düzenini değiştirir.
Gün boyu aç kalan beden değil; terbiye edilen nefistir.

İmam Gazali, orucun sadece mideyi değil, gözü, kulağı, dili de oruçlu kılması gerektiğini söyler.
Yani Ramazan, açlıkla değil, arınmayla ölçülür.

Bu ayda:

– Sabır artar.
– Merhamet çoğalır.
– İsraf azalır.
– Paylaşma güçlenir.

Aç kalınca insan yoksulu anlar.
Susuz kalınca nimetle arasındaki mesafeyi fark eder.
Oruç, insana haddini öğretir.

VE..
Ramazan sadece bireysel ibadet ayı değildir.
İslam tarihinin kader anları bu ayda yaşandı.

Bedir Zaferi Ramazan’da kazanıldı.
Mekke’nin fethi Ramazan’da gerçekleşti.
Yani bu ay; teslimiyet ile direnişin aynı potada eridiği aydır.

Osmanlı şehirlerinde Ramazan geldiğinde hayatın ritmi değişirdi.
Mahyalar minareler arasına asılır, “Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan” yazardı.
Sadaka taşları dolar, kimse kimseyi incitmeden yardımlaşma gerçekleşirdi.

Ramazan, bir medeniyet pratiğiydi.

Bugün hızlı, tüketim odaklı bir çağda yaşıyoruz.
Ramazan bu hızın karşısına bilinçli bir yavaşlama koyar.

Telefon susar.
Ekranlar azalır.
Sofralar sadeleşir.
Kalp konuşmaya başlar.

Ramazan, insanın kendini sorguladığı aydır.
Ne kadar sabırlıyım?
Ne kadar şükrediyorum?
Ne kadar paylaşıyorum?

Asıl fazilet budur.

DEMEM O Kİ;

Ramazan sadece aç kalmak değildir.
Ramazan; affetmektir.
Ramazan; kalbi yumuşatmaktır.
Ramazan; yeniden başlamaktır.

Bir ay boyunca dünya bizi değil, biz dünyayı yavaşlatırız.

Ve belki de en büyük fazilet şudur:
Ramazan bittiğinde değişmiş olarak çıkabilmek.