Bu savcıyı yargılayın

Abone Ol

Sabır en iyi ilaçtır şüphesiz. Gezi’nin çapulcuları şehirlerimizi teker teker yakarken dişlerimizi sıkıp sabrettik. Çünkü sabır ve tahammül ile meselelerin çözüleceğini, milletimizin sokakları ateşe veren bu hainlerin gerçek yüzünü göreceğini düşündük. Sabrın sonu selametti. Milletimiz oyunu gördü ve bozdu. Hainler, ihanetleriyle baş başa kalıp, şehrin meydanlarından temizlendiler.

Dönemin Cumhurbaşkanının ve Başbakanlık makamına vekalet eden zatın “Eylemcilerin hissiyatını anlıyoruz” mealindeki sözleri devlete bütünüyle hakim olsaydı bu hayasız akın durdurulabilir miydi? Elbette hayır.

Eğer, dönemin başbakanı Erdoğan Ankara ve İstanbul’da milyonları meydana toplayıp, çapulcu sürülerine ve efendilerine, milletinin kendisinin arkasında olduğunu göstermeseydi, Türkiye’nin ikbaline karşı örülen bu barikat dağıtılabilir miydi? Elbette hayır.

Sabır ve tahammül, bir işte müstakim olmanın göstergesi olduğunda anlamlıdır. Yoksa boşvermişliğin karşılığı değildir lügatimizde.

15 Temmuz gecesi bu millet, tırnaklarıyla, kanlarıyla geleceğini darbecilerin ellerinden geri aldı. Öyle olmasaydı, ne Fırat Kalkanı Harekatı yapılabilirdi, ne de küresel terörizmin kendine mabed olarak inşa ettiği Afrin, bölücülerin ve sahiplerinin başına yıkılabilirdi.

ABD’nin binlerce tır silahıyla, Avrupa’nın binlerce kamyon lojistik desteğiyle gözlerimizin önünde inşa ettikleri, ağzından ateşler saçan Afrin ejderhasını; sınırdan cephedeki mevzilerine giderken şükür secdeleriyle arşı titreten bir avuç Mehmetçik, çelikten imanıyla boğdu. Nereye diye sorulduğunda, bir an tereddüt etmeksizin “Kızılelma’ya” diyen yiğitlerin kararlılığı bugün kurtarıyor geleceğimizi.

Şimdi Danıştay’daki bir savcı, “başörtüsünün laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle TSK personeline yeniden yasaklanması” için mütalaa vermiş. Hangi hakla? Kimsiniz siz?

Mehmetçik ve polisimiz bir yandan içeride terörle, bir yandan Suriye ve Irak’ta onların ağa babalarıyla vuruşurken, mevzilerimizde gedik açacak bu işi kim tezgahladı?

Ordumuzun aslına rücu etmesinden rahatsız olan kim? Bu Ordu’nun bin yıl olduğu gibi yine milletinin hizmetkarı, vatanının bekçisi olmasını ve ilay-ı kelimetullah’a yoldaşlık etmesini çekemeyen kim?

Her kimse, bilsin ki bu millet devleti uçurumun kenarından toplayıp, yeniden başına tac etmiştir. İstikbalini eski köhnemiş kavgalara teslim etmeyecektir.

Bu savcı TCK 122’yi ihlal ederek, milletin arasında ayırımcılık yaptığı gerekçesiyle yargı önüne çıkarılmalı ve kendisinden sonra bu işe soyunabilecek olanların hevesleri kursaklarında bırakılmalıdır.

Kimse kendini hukuktan üstün görme gafletine kapılmamalı. Bu gafletin üzerinden 15 Temmuz gecesi bu millet yalınayaklarıyla çiğneyerek geçti.