Düşman devletler tüm savaşlarda olduğu gibi kendi arzu ve emelleri doğrultusunda şiddet ve kandan beslenip daha ne kadar büyüyelim koşuşturmasında, gözlerinin gördüğü yeri istila etmenin derdinde…
Hem de bir çocuğun gece uykusundaki pembe düşleri savaşın hain mermilerine direnmeye çalışıp pes ettiği ve çocuksu rüyaların kana bulandığı, tüm mahalledeki çocuk düşlerinin birbirlerine karışıp kan revan ölümler yaşanırken!
Orta Doğu’da başka bir çocuk kanlar içerisinde, yalınayak haykırışlarla koşan babasının kucağında, küçücük bedeniyle yaşama tutunmaya çalışıyordu…
Birileri yaşam ararken, birileri de çaldıkları yaşamlarda çalıntı hayatlar kurmak için kanlar akıtıyordu.
Bir sürü din, bir sürü felsefe, bir sürü ruhani kavramlar savaşın kana susamış halleri karşısında her seferinde hep böyle çaresiz kalıyordu!..
Bugün günlerden SAVAŞ…
Belki de hayatımızda bir kere bir şeyi öldürmekten keyif alın ne olur. Hiçbir inanışta günah olmayacak bir şeyi öldürün!
Hayatınızda belki de ilk defa öldürmekten gurur duyacağınız şeyi yapıp İÇİNİZDEKİ KATİLİ ÖLDÜRÜN…
Yaşamı özgür bırakmak adına, yaşam hakkını elimizden almaya kalkışan içimizdeki katili öldürüp bir kere katil olalım hepimiz…
*
Yer Münih.
Sizi Mert ve Yasmin’le tanıştırmak istiyorum.
Mert 17 yaşında, anne ve babası Türk olan bir çocuk. Münih’te dünyaya gelmiş Türk asıllı bir Alman vatandaşı. Oranın kültürüyle büyümüş Mert.
Yasmin ise 18 yaşında; İtalyan anne ve Alman babanın çocuğu.
Mert, München FC Stern futbol takımının alt kadrosunda, yani genç takımda oldukça başarılı bir futbolcu. Her bulduğu boşlukta İslam dinini daha iyi tanımak için araştırmalar yapıp Müslümanlığı öğreniyor ve diniyle barışık bir yaşam sürüyor.
Gelelim Yasmin’e.
Hıristiyan kültürüyle yetişmiş Hıristiyan bir genç kız.
O da Müslümanlığı ve İslam dinini daha iyi tanımak için çaba harcıyor ve Müslüman olmak istiyor.
Avrupa’da eğer kiliseye üye iseniz ( ki olmanız için ellerinden geleni yapıyorlar) otomatik olarak maaşınızdan kilise vergisi kesiliyor, aynı sistem Katoliklerde de geçerli!..
Savaş olanca hızıyla şiddetlenerek devam ediyor…
Ve bugün günlerden SAVAŞ.
Müslümanlık kötü gösterilerek Hıristiyanlığa prim oluşturulmaya çalışılıyor çünkü son yıllarda birçok Hıristiyan kilise vergisinden sıkıldığı için kiliselere üye olmaktan vazgeçiyor. Kimisi Hıristiyan olmaktan vazgeçip ateist oluyor, kimisi de Müslümanlığı merak edip Müslüman oluyor.
İşte o yüzden Müslümanlık büyük bir tehdit altında…
İşte o yüzden Ortadoğu kan revan...
İşte o yüzden Müslüman çocuklar daha filizlenip boy vermeden, hem de en güzel düşlerinde kanla boğuluyorlar.
Mert, üniversiteyi dünya dinleri ve İslam eğitimi alabileceği bir bölümde okumak istiyor. Yasmin ise Müslüman olmak istediğinden çok emin…
Avrupa’da son yıllarda Yasmin ve Mert gibi binlerce genç var İslam dinine meraklı.
Bugün günlerden SAVAŞ.
Filistin’de bir çocuk yalınayak oynarken, aniden kulağında yankılanan mermi seslerine inat, yolun orta yerinde beklenmedik bir merminin isabet etmesiyle patlayan topuna ağlıyor hıçkıra hıçkıra.
Annesi göz yaşları içinde anlatmıştı bana Küçük Kayira’nın yaptığını.
Dinlediğimde ben de fazlasıyla etkilenmiştim.
Almanya’da evinin önünde, elinde topladığı papatyaları vermek için basamaklara oturarak işten gelen annesini bekliyormuş, daha 4 yaşında. Başka ülkelerde bir hiç uğruna ölen çocukları duydukça üzülmüştü.
İş dönüşü gelen annesini görünce, oturduğu basamaklardan kalkarak koşup annesine papatyaları uzatıp ‘’Anne olmasın savaş, ölmesin çocuklar, onlarda annelerini iş dönüşü karşılasınlar’’ demiş küçücük yaşı ve bembeyaz kocaman yüreği ile…
Özellikle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünya da pozitif yönde İslam ve Müslümanlık rüzgarı oldukça etkili.