“Büyük Arnavutluk” kim için tehlike?

Abone Ol

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın önceki gün Kosova ile Arnavutluk’un “klasik şekilde” birleşebileceği şeklindeki sözlerine Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vuçiç, “Başbakan Rama’ya söz veriyorum ki Kosova ile Arnavutluk, onun deyimiyle klasik bir şekilde hiçbir zaman birleşmeyecek” şeklinde yanıt verdi.

1990’lı yıllarda Balkan kasabı Miloşeviç’in “Büyük Sırbistan” hayali uğruna ateşe attığı bölgenin Sırp tarafında ise Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin sağlık sorunları nedeniyle geçen yıl geçici olarak serbest bıraktığı Bosna savaşının kanı elinde bulunan Sırp Radikal Partisi’nin (SRS) lideri Voyislav Şeşely faktörü bulunuyor. Şeşely, Sırbistan’da düzenlediği mitinglerde Kosova’nın Sırp toprağı olduğunu, Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin Sırbistan’la birleşmesi gerektiği gibi söylemleriyle “Büyük Sırbistan” naraları atıyor.

Aslında “Büyük Sırbistan” söylemleri hiçbir zaman bitmedi, ancak Sırplar bu söylemlerinin bedelini bölgeye kanlı bir şekilde ödetti, kendileri de şu anda düştükleri ekonomik kriz ve kaybettikleri Kosova’yla ödedi ve ödemeye devam ediyor.

17 Şubat 2008 yılında Kosova’nın Sırbistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmesiyle “Büyük Arnavutluk” söylemleri yeniden gündeme gelmişti. Kosova’nın bağımsızlığı gibi tarihi bir ana tanıklık etmek için o tarihte Anadolu Ajansı muhabiri olarak Kosova’da bulunmuştum ve “Büyük Arnavutluk” söylemlerine şahit olmuştum. Geçtiğimiz aylarda da Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile yaptığım bir röportajda “Büyük Arnavutluk”la ilgili düşüncelerini direk kendisine sormuştum. Kendisi de “Arnavut halkı Büyük Arnavutluk değil, Büyük Avrupa için mücadele ediyor” şeklinde yanıt vermişti.

Peki neydi bu “Büyük Arnavutluk” ideolojisi. 1878 Berlin Kongresi, ardından da 1913’te Londra Konferansı’nda Arnavut halkının topraklarının yarısı bölgedeki diğer ülkelere verilmişti. Arnavutlara ise sadece bugünkü Arnavutluk toprakları bırakılmıştı. “Büyük Arnavutluk” fikri, Sırbistan, Karadağ, Makedonya, Yunanistan ve bugünkü Arnavutluk egemenliği altındaki Hıristiyan ve Müslüman Arnavutları tek bir çatı altında toplama ideali olarak biliniyor. Arnavut siyasetçiler, bu söylemden uzak durmaya çalışsa da Arnavutlar arasında bu fikri savunanlar hiç de azımsanmayacak kadar var.

Balkanlar’daki Arnavut nüfus Gegler ve Tosklar olarak iki alt gruba ayrılıyor. Arnavutluk dışındaki Arnavutların büyük bölümünü daha muhafazakar ve milliyetçi olan Gegler oluşturuyor. Arnavutluk’ta Geglerin iktidar olduğu dönemlerde dışardaki Arnavutlara yönelik ilgi de artıyor. Bunun en bariz örneği ise geçen yıla kadar Arnavutluk’un uzun yıllar başbakanlığını yapan Sali Berişa döneminde görüldü. Kendisi Geg Arnavutu olan Berişa, Arnavutluk dışında yaşayan tüm Arnavutlara pasaport vermişti.

“Büyük Arnavutluk” söyleminin bugün siyasetçiler tarafından gündeme getirilmesi bana göre, AB’ye baskı unsuru olarak kullanılıyor. Çünkü Balkanlar’da vize muafiyetinden tek yoksun ülke Kosova’dır. Bu kapsamda Arnavutluk Başbakanı Edi Rama da bana göre Kosova’nın önünün açılması için bu söylemi dile getiriyor. Rama, AB’ye “Siz Kosova’nın önünü açmazsanız, biz birleşiriz”. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Arnavutlar’ın birleşmesinden elbette AB korkuyor. Sırplar da “kutsal bir toprak” olarak gördükleri Kosova’yı bırakmamak için AB’yi sürekli ‘‘Büyük Müslüman Arnavutluk” konusunda korkutup uyarıyor.

Ancak açıkçası bu söylemler, bir Bosna faciasının yeniden yaşanması endişesini doğuruyor bende. Çünkü, 1992-1995 yılları arasında Bosna’da yaşanan katliama göz yumulmasının en büyük nedeni Müslüman nüfusun çoğunluğuydu.

Kosova’nın içinde bulunduğu durum, nüfusunun yaklaşık yüzde 34’ü Arnavut olan Makedonya’da halen Arnavutlar’ın “kurucu millet” olarak tanınmaması, Sırbistan’ın Preşova Vadisi ile Yunanistan tarafından toprakları işgal edilen Çam Arnavutlarının yaşadığı sıkıntılar hep gözardı ediliyor. Karadağ’da ve Sancak’ta yaşayan Arnavutların sorunları ise hiç kimse tarafından dile dahi getirilmiyor. İşte bu nedenlerden dolayı bazı Arnavut yetkililer, “Büyük Arnavutluk” söyleminin sıkça dile getirilmesini savunuyor. Bu söylem, bölgedeki Arnavutların durumunun iyileştirilmesi açısından bir baskı aracı olarak kullanılmak isteniyor. Bölgede en kolay işin Kosova ile Arnavutluk’un birleşmesi olduğu belirtiliyor. Bu birleşmeye de hiç kimsenin karışma hakkı olmadığını dile getiriyorlar.

Korkum odur ki AB’nin zayıflaması, Rusya’nın Sırplar başta olmak üzere Ortodoks halklar üzerinden Balkanlar’da etkili olmaya başlaması, ABD’nin bölgede Arnavutlar üzerinden bir takım planlarının olması, bölgeyi yeni bir ateş çemberine atabilir. Böylesi bir durumdan da Müslüman Arnavut ve Boşnak nüfusun zarar görmesi bizim en büyük endişemizdir.