Geçtiğimiz ay İzmir'in Çeşme ilçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Can Polat'ın ardından yaşanan acı dinmezken, kızı Damla Polat'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım dikkat çekti.
Damla Polat, Instagram hikâyesinde şu ifadelere yer verdi:
"Ölen ardında koca bir enkaz bıraktığını bilse gider miydi. Vah ki ne vah gidene. Yazık ettiler sana. Rabbim mekânını cennet eylesin. CAN POLAT... Ruhuna El Fatiha."
Bu paylaşım kısa sürede sosyal medyada gündem olurken, gözler yeniden Dilan Polat'a çevrildi.
Çünkü aynı günlerde Dilan Polat'ın piyasaya sürdüğü makarna soslarının tanıtım videoları sosyal medyada dolaşmaya başladı. Ancak bu kez dikkat çeken detay, reklamların kendi hesabından değil, farklı hesaplar üzerinden yapılması oldu. Videolarda "reklam" ibaresinin yer alması da kullanıcıların gözünden kaçmadı.
Bir tarafta babasının ardından yaşadığı acıyı birkaç cümleyle anlatmaya çalışan bir evlat...
Diğer tarafta ise devam eden reklam çalışmaları...
İnsan ister istemez düşünüyor.
Can Polat'ın vefatının üzerinden daha 35 gün geçmiş.
Henüz kırkı bile çıkmamış.
37 yaşında hayata veda eden bir adamın ardından ailesi, çocukları ve yakınları yas tutmaya devam ederken, sosyal medyada yeniden reklamlarla gündeme gelmek gerçekten bu kadar gerekli miydi?
Damla Polat'ın hikâyesinde kullandığı "Ardında koca bir enkaz bıraktı" cümlesi aslında yaşanan acının en net özeti.
Çünkü bir insan öldüğünde sadece kendisi gitmez.
Arkasında yarım kalan hayatlar bırakır.
Yetim kalan çocuklar bırakır.
Gözü yaşlı bir aile bırakır.
Bitmeyen özlemler bırakır.
Bu nedenle kamuoyunda son günlerde sıkça dile getirilen bir soru var:
Biraz daha beklenemez miydi?
Biraz daha sessiz kalınamaz mıydı?
Elbette herkes hayatına devam eder.
Hiç kimsenin ömür boyu yas tutması beklenemez.
Ancak bazı acılar vardır ki insana durup düşünmeyi, geri çekilmeyi ve biraz da vicdan muhasebesi yapmayı hatırlatır.
Dilan Polat'ın sosyal medya ile kurduğu ilişki uzun zamandır tartışılıyor. Kapanan hesapların ardından farklı hesaplar üzerinden yeniden görünür olmak, ürün tanıtımlarına devam etmek ve sürekli gündemde kalmak da bu tartışmaları büyütüyor.
Belki de artık biraz durmanın zamanı gelmiştir.
Çünkü bugün konuşulan şey bir makarna sosu değil.
Bir evladın acısıdır.
Bir ailenin yaşadığı yastır.
Ve Damla Polat'ın birkaç cümleyle anlattığı o büyük boşluktur.
Bazen sessizlik en güçlü mesajdır.
Bazen geri çekilmek en doğru tercihtir.
Ve bazen hiçbir paylaşım yapmamak, yapılan tüm paylaşımlardan daha anlamlıdır.