CESARETİN ADI, ADALETİN İRADESİ: AKIN GÜRLEK

Abone Ol

Değerli dostlar, değerli okuyucular;

Devlet yönetiminde bazı makamlar vardır; o koltuklarda yalnızca oturmak yetmez. Cesaret, irade ve gerektiğinde en zor dosyaların üzerine tereddüt etmeden gidebilmek gerekir.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in son dönemde ortaya koyduğu duruşu tam da bu nedenle önemli buluyorum.

Gürlek’in gerek Süleymancılar olarak bilinen yapının içerisindeki bazı isimlere gerekse Alparslan Kuytul ve çevresine yönelik soruşturmalar karşısındaki tavrı nettir:

Mesele insanların inancı değil, devletin suç iddialarını araştırmasıdır.

Süleymancılar soruşturmasında kamuoyuna yansıyan dosyada örgütlü suç, suç gelirlerinin aklanması, dolandırıcılık ve vergi mevzuatına aykırılık gibi son derece ciddi iddialar araştırılıyor. MASAK raporları, şirketler ve büyük çaplı para hareketleri mercek altında.

Kuytul ve çevresine yönelik soruşturmada da örgütlü suç, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik gibi ağır iddialar söz konusu.

Elbette bunların her biri iddiadır. Tutuklama mahkûmiyet değildir. Suçluluğa karar verecek olan bağımsız Türk yargısıdır.

Fakat ortada soruşturulması gereken ciddi iddialar varken meseleyi yalnızca “Erdoğan kendisine karşı olan cemaatlere operasyon yaptırıyor” cümlesine indirgemek de gerçeği anlatmaz.

ERDOĞAN’A MUHALİF OLMAK SUÇ DEĞİLDİR

Bunu açıkça söyleyelim:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek suç değildir. Hükümete muhalif olmak suç değildir. Bir cemaate mensup olmak suç değildir. Dini faaliyet yürütmek suç değildir.

Ama aynı şekilde Erdoğan’a muhalif olmak da hiç kimseye hukuk karşısında dokunulmazlık kazandırmaz.

Bir insan hükümeti eleştiriyor diye hakkında soruşturma açılamaz. Fakat hakkında somut bir suç şüphesi varsa, “Ben hükümete muhalifim” diyerek o soruşturmadan bağışıklık da kazanamaz.

Devlet kişinin siyasi düşüncesine değil, fiiline bakmalıdır.

DİN, HUKUKSUZLUĞUN KALKANI OLAMAZ

Akın Gürlek’in bu süreçte ortaya koyduğu yaklaşımın en önemli taraflarından biri de budur:

İnanç ve dini değerler suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemez.

Türkiye bunun bedelini geçmişte çok ağır ödedi.

Dini söylemle ortaya çıkıp zaman içerisinde ekonomik, bürokratik veya siyasi bir güç merkezine dönüşen yapıların devlete ve millete neler yaşatabileceğini gördük.

Bu nedenle devletin görevi cemaatlerle mücadele etmek değildir.

Devletin görevi suçla mücadele etmektir.

Kur’an öğreten insanla devletin problemi olmaz. İbadet eden insanla devletin problemi olmaz. Hükümeti eleştiren insanla devletin problemi olmamalıdır.

Ama insanların dini duygularının kullanılarak suç işlendiğine, kayıt dışı para toplandığına, haksız kazanç sağlandığına veya örgütlü biçimde kanunların ihlal edildiğine ilişkin ciddi şüphe varsa devlet elbette bunun üzerine gitmelidir.

İŞTE DEVLET ADAMLIĞI BURADA BAŞLAR

Akın Gürlek’in cesaretini ve kararlılığını da tam burada takdir etmek gerekiyor.

Çünkü adalet makamında bulunan insanın görevi alkış toplamak değildir.

Güçlü kim olursa olsun dosyanın üzerine gitmektir.

Bugün bir cemaat, yarın bir şirket, öbür gün siyasi gücü bulunan başka bir yapı…

Ölçü değişmemelidir.

İktidara yakınsan başka, muhalifsen başka hukuk olmaz.

Tek devlet, tek hukuk ve herkes için aynı adalet olur.

Bunun için gerektiğinde büyük yapılar karşısında geri adım atmayan, baskıdan çekinmeyen ve devletin hukukunu savunabilecek iradeye sahip yöneticilere ihtiyaç vardır.

Akın Gürlek’in bugün ortaya koyduğu kararlı duruşu bu nedenle kıymetli buluyorum.

Son sözü de buradan söyleyelim:

Erdoğan’a karşı olmak suç değildir.
Ama Erdoğan’a karşı olmak suç işleme özgürlüğü de değildir.

Cemaat olmak suç değildir.

Ama cemaat olmak hukuk karşısında ayrıcalık da değildir.

Devlet inançla değil suçla, fikirle değil hukuksuzlukla, muhalefetle değil kanunu çiğneyenle mücadele etmelidir.

Bunu yaparken de suçlu peşinen ilan edilmemeli, masumiyet karinesi korunmalı ve son sözü mahkemeler söylemelidir.

İşte güçlü devlet budur.

İşte hukuk devleti budur.

Ve böylesine hassas bir dönemde geri adım atmadan sorumluluk üstlenen Akın Gürlek’in cesareti ve kararlı duruşu takdiri hak etmektedir.

Çünkü mesele bir kişiyi, bir cemaati veya bir siyasi partiyi korumak değildir.

Mesele Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve hukukun üstünlüğünü korumaktır.

Allah vatana millete devlete zeval vermesin.

Vesselam.