CHP aklının klasik pankartları

Abone Ol

23 nisanda, küçücük çocuklara siyasi mesaj içerikli

pankart taşıtmanın sosyolojisi var mıdır…?!

Nasıl bir psikolojik mantıktır o minicik çocukların eline o pankartları tutuşturup yürütmek!

Geçtiğimiz hafta cuma günü yazdığım yazıda, ‘Tecavüz’ den bahsetmiştim. Tecavüzün binbir çeşidinin olduğunu vurgulamıştım. CHP Antalya il teşkilatı bir türünü örneklemiş oldu.

Siyasi rekabet için birçok fenomeni partiler birbirlerine karşı kullanabilirler.

Mesela CHP Antalya Milletvekili anasını yanına alıp o çocukların eline tutuşturduğu ‘Anamıda aldım geldim’ pankartını kendisi taşımış olsa problem yoktu.

Ve fakat, çocukların eline o pankartı tutuşturmak etik olmadığı gibi siyasetle ilgisi olmayan çocukları, bir siyasi istismar malzemesi haline getirmiş olunmakta.

Bu istismarda masumiyete bir siyasi ‘tecavüz’dür.

Çocukların reklam aracı haline getirilmesi aynı zamanda kullanılabilir ticari bir meta haline dönüştürülmesi demektir.

Politik figür olarak kullanmakta bir metalaştırmadır.

Öte yandan çocuklara bedelini ödemeden bir siyasi reklam aracı olarak kullanmak şu eleştirdiğimiz kapitalist sistemin değerlerine göre en basitinden bir hırsızlık, bir hak gaspıdır. Ben o çocukların babası olsam, CHP’li söz konusu yetkililere, istismar ve hak gaspı davası açardım.

Öte yanda yapılan bu siyasi propaganda mantığında, tahtında müstetir yatan karikatürize küçük köylü tilkisi kurnazlığı, kümes sahibinden yediği dayağı unutamamanın kompleksini de içinde barındırmaktadır.

Bir siyasi parti olarak, oy almayı hedeflediğin seçmen kitlesinin yarısından çoğunun itibar ederek seçtiği bir Cumhurbaşkanına karşı düşmanlığı politika edinmek mantıkla izahı mümkün olmayan bir durumdur.

Yürüyen merdivene tersinden çıkmaya kalkmanın, ya da terörle mücadelede, terör destekçisi siyasi parti ve terörle ortak ideolojiyi paylaşan sivil toplum örgütlerine, kurum ve kuruluşlara, kitlelere destek vermenin bir geçerli mantıklı mazereti üretilebilinirde bu mantığın mazereti üretilemez.

Bazen kendimi, şu CHP’yi sayın Cumhurbaşkanı tarafından yönetildiği düşüncesine kaptırmaktan alamıyorum.

Ne denilebilir ki; Ananı alıp gelsende boş, babayı aldın bir kere vesselam…