CHP’NİN LİYAKATLİ (!) BELEDİYE BAŞKANLARI

Abone Ol

Devletimizin bugün en çok ihtiyaç duyduğu alanlardan bir tanesi de liyakattir. Liyakatli kişiler isteriz. Birikimli kişiler isteriz. Devlet yönetiminde liyakat olursa devletin saygınlığı artar. Bizim hayatın her alanına liyakati egemen kılmamız lazım.”

CHP’nin devrik genel başkanı Kılıçdaroğlu’ndan ne kadar da çok duyardık bu sözleri. Tabi bu sözleri partisinin milletvekilleri ve belediye başkanları için değil, devleti yöneten AK Parti’nin milletvekilleri, belediye başkanları ve bakanları için söylerdi.

Bu konuyu o kadar çok gündeme getirirdi ki zannedersiniz Türkiye “muz” cumhuriyeti, CHP’liler dışında da liyakatli kimse yok. Ama halk öyle olmadığını, liyakat sahibi kadrolara devletin teslim edilmesi gerektiğini bildiği için her seçimde ülke yönetimini Kılıçdaroğlu ve CHP’ye değil, Erdoğan ve AK Parti’ye teslim etti.

Kılıçdaroğlu, belediye başkanı yaptığı liyakatsiz biri tarafından genel başkanlık koltuğundan edilince CHP’de liyakat edebiyatı da bitti. Şimdi her sabah CHP’nin liyakatsiz bir belediye başkanının “devletin saygınlığını” ayaklar altına alanhaberleriyle uyanıyoruz.

CHP’li belediye başkanlarının ilk icraatı eş, dost ve akrabalarını belediyede işe almak oldu. CHP’li belediyeler adeta aile şirketine dönüştürüldü. Ben bu yazıyı yazarken CHP’nin tutuklu belediye başkanı sayısı 21 idi. Başkan yardımcıları, üst düzey belediye yöneticisinin sayısı ise yüzlü rakamların üzerinde.

CHP’nin liyakatli (!) belediye başkanlarının yargılandığı suçlara da bir göz atalım mı? Milletin parasının teslim edildiği belediye başkanları terör örgütüne üyelik, terör örgütüne yardım, yolsuzluk, hırsızlık, görevi kötüye kullanma, irtikap, rüşvet,ajanlık, cinsel taciz, cinsel istismar, kadına şiddet suçlamasıyla cezaevindeler.

Türkiye’de her dönemde, her partiden yolsuzluk, rüşvet ve irtikaptan yargılanan belediye başkanları oldu. Ancak 2024 seçimlerinden sonra CHP’nin birçok büyükşehir belediyesini kazanması ve ilk kez AK Parti’den fazla oy alması bu partinin genetik bir özelliğini ortaya çıkardı. Darbecilik dışında rüşvet, yolsuzluk ve milletin parasını çalmak da CHP’nin genetiğinde vardı.

CHP, 2024 yerel seçimlerinde 46 yıl sonra ilk kez bir seçimde birinci parti, 22 yıl sonra ilk kez AK Parti’den fazla oy alınca zafer sarhoşu oldu. O sarhoşluğun ve zaferin kibriyle “Bize kimse dokunamaz. İstediğimizi yaparız.” havasına girdi. İşte o günden sonra “baş hırsızın” açtığı yoldan diğer belediye başkanları da pervasızca yürümeye başladılar.

Milletten çalınan paralarla satın alınan delegelerin oylarıyla genel başkan olan liyakatsiz bir genel başkanın seçtiği liyakatsiz belediye başkanlarının her gün bir pisliği ortaya çıkıyor.

Otel odalarında metresleriyle basılmaktan tutun, belediye kasasından paravan şirketlere aktarılan milyarlar, kendilerive çocukları üzerinde çıkan yüzlerce araç ve gayrimenkul kayıtları, baklava kutularından çıkan döviz haberlerine her gün bir yenisi ekleniyor.

“Millet aç aç” diye mitingler düzenleyen CHP’nin belediye başkanları milletin paralarını, yetimin hakkını çalmakta bir sakınca görmemişler.

CHP’nin liyakatli (!) belediye başkanları terör örgütü üyeliği, terör örgütüne yardım, rüşvet, yolsuzluk ve milletin paralarını çalmakla, 16 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarla suçlanırken,otel odalarında basılırken, milletten çalınan paralarla genel başkan olduğu iddiasıyla büyük kongresi mahkemelik olan Özgür Özel tüm bu rezaletlere; “Yargı saldırısı altındayız ve dimdik ayaktayız.” diyerek utanmadan sahip çıktı.

Anlayacağınız balık baştan kokuyor…

CHP ve Özel’e göre liyakatli (!) belediye başkanlarının işlediği iddia edilen suçlar normal olabilir ama millet için yaşananlar normal değil ve halk sandıkta bunun hesabını sorar.

Normalde belediyeler halka hizmet merkezleridir. Belediye başkanlarının görevi de millete hizmet etmektir.

CHP’ye göre ise belediyeler milletin paralarının toplandığı kasa, belediye başkanları da bu paraları çalmakla görevli kişiler. İşte tam da bu konuda CHP’li belediye başkanlarının liyakatli olduklarına kimsenin şüphesi yok.

Ama bunun suç olduğunu devlet de adalet de CHP ve liyakatli (!) belediye başkanlarına gösterecek. Milletin parasına uzanan elleri kırmak devletin, kesmek adaletin görevidir. Devlet de adalet de şimdi görevi yapıyor.

Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi; “Devlet yönetiminde liyakat olursa devletin saygınlığı artar. Bizim hayatın her alanına liyakati egemen kılmamız lazım.”

Demek ki neymiş? Devlet saygınlığını korumaya adalet de liyakati egemen kılmaya çalıyormuş!