Çocuklar üzerinden kin kusmak insanlık değildir!

Abone Ol

Futbol... Kimi zaman sevincin, kimi zaman hüznün adıdır. Kazanırsınız alkışlanırsınız, kaybedersiniz eleştirilirsiniz. Başkanlar, teknik direktörler, futbolcular... Hepsi eleştirinin bir parçasıdır. Ancak son yıllarda öyle bir noktaya geldik ki artık eleştiri ile ahlaksızlık arasındaki çizgi tamamen silinmeye başladı.

Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe sevgisini bu ülkede bilmeyen yoktur. Hayatının önemli bir bölümünü bu kulübe adamış bir isimdir. Seveni de vardır, sevmeyeni de... Destekleyeni de vardır, eleştireni de... Bunların tamamı futbolun doğasında vardır.

Ancak herkesin bildiği bir gerçek daha var; Aziz Yıldırım'ın en büyük hassasiyetlerinden biri de kızı Yaz Yıldırım'dır.

Yaz daha 13 yaşında bir kız çocuğu...

Evet, koyu bir Fenerbahçeli olabilir. Babasının yanında maçlara gidebilir, Fenerbahçe sevgisini yaşayabilir. Ama her şeyden önce o bir çocuktur. Hiç kimsenin, hangi takımın taraftarı olursa olsun, bir çocuğu hedef alma hakkı yoktur.

Sosyal medyada Yaz Yıldırım'a yönelik edilen küfürleri, hakaretleri ve çirkin ifadeleri gördükçe insan gerçekten utanıyor. Bunun adı ne eleştiridir ne de mizah. Bunun adı düpedüz vicdansızlıktır.

Kimsenin kız çocuğuna böyle konuşulmaz.

Kimsenin evladına böyle saldırılmaz.

Bunu yapanlar klavyenin arkasına saklanıp cesaret gösterisi yaptığını sanan, kalbi kinle, nefretle ve ahlaksızlıkla dolmuş kişilerdir. Bir çocuğu hedef alan insanın ne vicdanından ne de karakterinden söz edilebilir.

Ben de bir Fenerbahçeli olarak yıllardır zaman zaman futbolcularımızı da eleştirdim, yönetimi de eleştirdim, başkanımızı da eleştirdiğim oldu. Takımın kötü oynadığı zamanlarda tepkimizi gösterdik, yanlış bulduğumuz kararları söyledik. Çünkü eleştiri futbolun vazgeçilmez bir parçasıdır.

Ama hiçbir zaman hakaret etmedik.

Hiçbir zaman küfürü kendimize yakıştırmadık.

Hiçbir zaman bir başkanın eşini, çocuğunu ya da ailesini hedef almadık.

Çünkü gerçek taraftarlık, kulübünü savunurken insanlığını kaybetmemektir.

Bir kulübün başkanını beğenmeyebilirsiniz.

Transfer politikasını eleştirebilirsiniz.

Teknik direktörü istemeyebilirsiniz.

Futbolcuları yetersiz bulabilirsiniz.

Bunların hepsi normaldir.

Ama iş çocuklara geldiği anda artık bütün sınırlar aşılmış demektir.

Aziz Yıldırım'ın Yüksek Divan Kurulu'nda yaptığı açıklamaları dikkatle dinledim. "Kızımdan ne istiyorsunuz? Bana ne söyleyecekseniz söyleyin." diyerek gösterdiği tepki bence son derece insani ve doğaldır.

Bırakın Fenerbahçe Başkanlığı'nı...

Hangi baba olursa olsun, 13 yaşındaki kızına edilen küfürler karşısında aynı öfkeyi yaşar.

Kimse bir babanın evladını koruma refleksini sorgulayamaz.

13 yaşındaki Yaz Yıldırım yalnız değildir.

Ben yapılan bu saldırıları sadece Yaz'a değil, Fenerbahçe camiasının tamamına yapılmış büyük bir saygısızlık olarak görüyorum.

Eminim ki gerçek hiçbir Fenerbahçeli de bunu kabul etmez.

Çünkü Fenerbahçe'nin büyüklüğü kupalarla olduğu kadar duruşuyla da ölçülür.

Buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum...

Sosyal medya özgürlük alanıdır ama küfür etme, çocukları hedef gösterme ve aileleri linç etme alanı değildir.

Devletin ilgili kurumları, savcılıklar ve adli makamlar çocukları hedef alan bu tür ahlaksızlıklara karşı çok daha kararlı davranmalıdır. Klavye başında sahte hesapların arkasına saklanarak çocuklara saldıranlar, yaptıklarının hukuk önünde de bir karşılığı olduğunu bilmelidir.

Futbol rekabettir...

Futbol tutkudur...

Ama hiçbir rekabet, hiçbir forma sevgisi, hiçbir kulüp aidiyeti bir çocuğun gözyaşından daha değerli değildir.

Son olarak...

Yeni sezon öncesi Fenerbahçe'de oluşan birlik ve beraberlik havasını görüyorum. Aziz Başkan'ın ortaya koyacağı liderlik, teknik heyetin çalışmaları ve futbolcularımızın göstereceği mücadeleyle bu sezon Fenerbahçe taraftarının yüzünün bol bol güleceğine inanıyorum.

Dileğim; konuştuğumuzun küfürler, hakaretler ve çocuklar değil, sahadaki futbol, centilmenlik ve sezon sonunda gelecek başarılar olmasıdır. Çünkü Fenerbahçe'ye de, Türk futboluna da yakışan budur.