Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Kaya, hastalığın yalnızca çocukluk döneminde değil, yetişkinlikten ileri yaşlara kadar hayatın her evresinde tanı alabilen klinik bir tablo olduğunu aktardı.
Prof. Dr. Kaya, çocukluk döneminde ortaya çıkan bazı belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şu bilgileri verdi:
'Hemofili genetik geçişli bir kanama hastalığıdır. Erken tanı ve düzenli tedaviyle hastalar sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Hemofili, kanın pıhtılaşmasını sağlayan faktörlerin eksikliği nedeniyle ortaya çıkar.
Çocukların cildinde kolay morarma masum olmayabilir. Sık tekrarlayan morluklar, nedensiz oluşan şişlikler ve uzun süren kanamalar hemofili açısından önemli sinyaller verebilir. Özellikle diş çekimi sonrası durmayan kanamalar, burun kanamaları ve küçük yaralanmalarda kanamanın uzun sürmesi göz ardı edilmemelidir. Bu tür durumlarda vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması çok önemlidir.'
Erken dönemde tanı konulmayan hemofili vakalarında eklem içi kanamaların ciddi sorunlara yol açabileceğini belirten Kaya, 'Tekrarlayan eklem kanamaları zamanla kalıcı hasarlara neden olabilir. Bu durum çocuğun hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.' değerlendirmesinde bulundu.
Kaya, hemofili tedavisinde eksik olan pıhtılaşma faktörlerinin yerine konduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
'Günümüzde uygulanan tedavi yöntemleri sayesinde hemofili hastaları normal bir yaşam sürdürebiliyor. Ancak bunun için düzenli takip ve tedaviye uyum büyük önem taşıyor. Aile öyküsünde hemofili bulunan çocukların yakından izlenmesi gerekiyor. Erken tanı hem hastalığın kontrol altına alınmasında hem de yaşam kalitesinin korunmasında kritik rol oyuyor.'