Yılmaz, bir dizi programlara katılmak için geldiği Konya'da, ilk olarak Valiliği ziyaret etti.
Burada Vali İbrahim Akın'dan kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Yılmaz'a, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, AK Parti Konya milletvekilleri Ünal Karaman, Hasan Ekici, Meryem Göka, Ziya Altunyaldız ile merkez ilçe belediye başkanları eşlik etti.
Cevdet Yılmaz, daha sonra Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'ne katıldı.
Üniversitenin Ahmet Keleşoğlu Yerleşkesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu'nda düzenlenen açılış töreninde konuşan Yılmaz, bilgi çağında değişimin tarihte görülmemiş bir hız ve ölçüye ulaştığını söyledi.
Bilimsel keşiflerin kısa sürede teknolojiye, teknolojik gelişmelerin ise üretim süreçlerinde köklü dönüşümlere yol açabildiğini ifade eden Yılmaz, bu dönüşümlerin ülkeler arasındaki ekonomik dengeleri de etkilediğini dile getirdi.
Yılmaz, dünyada jeopolitik gerilimlerin, risklerin ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğine işaret ederek, güç dengelerinin yeniden şekillendiği bu süreçte bilimsel ve beşeri kapasite ile bilgiyi ekonomik ve toplumsal değere dönüştürme becerisinin öne çıktığını vurguladı.
"Üniversiteler aynı zamanda birer kalkınma kurumudur"
Üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma kurumları olmadığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle konuştu:
"Üniversiteler aynı zamanda birer kalkınma kurumudur. İçinde bulunduğu toplumu dönüştürmeyen bir üniversite, gerçek anlamda üniversite rolünü icra edemiyor demektir. Bir üniversite hangi alanla ilgili olursa olsun etrafındaki şehre, topluma açık bir sistem oluşturamıyorsa tam anlamıyla görevini icra edemiyor demektir. Bu noktada da hep şunun altını çizmek istiyorum. Üniversitelerin etrafında fiziki duvarlar olabilir. Hani şartlar gerektiriyorsa onunla ilgili bir problemim yok ama üniversitenin zihninde duvarlar olmamalı. Etrafını zihinsel duvarlarla kapatmış bir üniversitenin, içinde bulunduğu topluma çok büyük bir faydası olamaz. Üniversite açık bir sistem olmak durumunda. Sanayiciyle, çiftçiyle, yerel yönetimle, sivil toplumla etrafında kim varsa bu kesimlerle, paydaşlarla bir araya gelebilen, onlarla birlikte sorun tarif eden, sorunları çözmek için kapasitesini devreye sokan bir üniversite çok kıymetli."
"Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok"
Cevdet Yılmaz, hikmet, marifet, ahlak ve insani değerlerle buluşturma boyutunun da önemli olduğunun altını çizdi.
Bilim ve teknolojide ilerlemenin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok. Üniversitenin de burada bir pozisyonunun olması lazım. Gazze'de yaşananları hep birlikte görüyoruz. O zulmü işleyenlerin bir eğitim, teknoloji, bilim problemi yok. Maalesef insanlık tarihinin en ağır suçlarını işleyebiliyorlar. Bir soykırımdan bahsediyoruz. Dolayısıyla üniversitelerin duruşu bu anlamda çok önemli. Bu çerçevede dini, etnik yapısı, milliyeti ne olursa olsun dünyanın neresinde olursa olsun Gazze'deki zulümlere karşı çıkan, karşı koyan tüm üniversiteleri, üniversite mensuplarını ve öğrencilerini Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden selamlıyorum."
"Konya'nın sanayisi daha katma değerli hale gelmeli"
Yılmaz, Konya'nın geçmişte tarımıyla öne çıkan önemli bir merkez olduğunu, kentin son yıllarda sanayi alanında da önemli ilerlemeler kaydettiğini aktardı.
Konya'nın 4 milyar doları aşan ihracatı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, kentin sanayi potansiyelinin daha da geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma sanayisi, sağlık endüstrileri, enerji ve ulaştırma ekipmanları gibi alanlarda daha katma değerli üretime yönelmenin önemine dikkati çekerek, yeşil ve dijital dönüşümün yakalanması gerektiğini vurguladı.
Yılmaz, gerçek kalkınmanın, bilginin kitaplarda kalmayıp üretime, gençlerin hayallerine ve toplumun refahına katkı sunduğu zaman başladığını ifade etti.
Türkiye'de üniversitelerin yaygınlaştırılmasının ve bu kurumlara yapılan yatırımların, toplumun refahına ve ülkenin gelişimine katkı sağlaması amacı taşıdığının altını çizen Yılmaz, "Bu dönem, Sayın Cumhurbaşkanı, 81 vilayette üniversite kurduysa bu sistemi geliştirdiyse ve bütçemizden, vatandaştan topladığımız vergilerle buralara bu kadar ciddi yatırımlar yaptıysak bunun elbette topluma geri dönmesini istiyoruz. Vatandaşımıza refah olarak, daha güçlü bir Türkiye olarak geri dönmesini istiyoruz. Bütün bunların gerçek patronu vatandaşımız, milletimiz, insanımız. Onun kaynaklarıyla oluyor." ifadesini kullandı
Yılmaz, bu yatırımların meyvelerini verdiğini, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin kısa sayılabilecek kuruluş geçmişine rağmen dünyayla rekabet eden bir üniversite haline geldiğini bildirdi.
"Yeni nesil üniversitelerimizle daha açık sistem üniversitelerimizle Türkiye, dünyada çok daha farklı bir yere gelecek"
Eğitim yatırımlarının sonuçlarının uzun vadede ortaya çıktığını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
"İnşallah yeni nesil üniversitelerimizle daha açık sistem üniversitelerimizle Türkiye, dünyada çok daha farklı bir yere gelecek. Eğitimde de son dönemlerde güzel haberler alıyoruz. OECD'nin yaptığı 'PISA' diye bir test var biliyorsunuz. Burada bütün ülkelere gidip ölçüyorlar. Fende, matematikte, dil ve okuma becerilerinde çocukların durumu nasıl' diye. Bu üç eksenli bir test yapıyorlar. Son yapılan testlerde Türkiye, OECD ülkeleri arasında her 3 alanda da puanını çok ciddi şekilde arttırabilen tek ülke oldu. Hepimiz iftihar ediyoruz bununla. Burada tabii mevcut Milli Eğitim Bakanımızı, ekibini tebrik ediyoruz ama bir taraftan da şunu vurgulamamız lazım. Bu işler bir anda olmuyor. Son 22-23 yılın bir birikimi var burada."
"İnsan odaklı bir kalkınma anlayışına sahibiz"
Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara geldiği günden bugüne Milli Eğitimi bütçede bir numaralı hale getirdiğini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün 1 milyonu aşkın öğretmenimiz, yüz binlerce yeni yaptığımız dersliğimiz, okullardaki teknoloji kullanımı, müfredatımız, birçok yeniliklerle Türkiye, bugün hakikaten çok önemli bir yere geldi. Bugün anasınıfında yaptığınız bir değişikliğin, iş gücü piyasalarına yansıması en az 20 yılı alır her halde. Eğitim öyle bir alan. Gerçek anlamda kalkınma da bu. İnsan odaklı bir kalkınma anlayışına sahibiz. Bir nesli iyi eğittiğiniz zaman, bir nesli nitelikli hale getirdiğiniz zaman o nesil kendini yeniden üretiyor. Nesiller boyu bir etki oluşturuyorsunuz. Kötüleştiğinde de tersine maalesef bir etki var. Dolayısıyla insan yetiştirme meselesi en kritik mesele. Bunu bir defa başarırsanız bu uzun bir süre kendini yeniden üreterek nesilden nesle aktarılarak devam ediyor ve Türkiye son çeyrek asırda bunu fazlasıyla başardı. Bunun etkilerini inşallah nesiller boyu göreceğiz. Bu kritik ilerlemeye liderlik yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve tüm emeği geçenlere huzurunuzda milletimiz adına şükranlar sunuyorum.”