Büyük imam Gazali Kimya-yı Saadet kitabında ilim öğrenmenin amacını şu üç cümle ile formüle etmiş: “İLİM, HAL VE AMEL.”
İlim öğrenmedeki maksadı yaşayışındaki halini değiştirmektir. İnsan öğrendikçe yaşamında doğru olarak bildikleri yanlışları düzeltir. Eğer öğrendiği ilim halinde bir değişiklik yapmıyorsa ilim öğrenmemiş demektir.
İlim öğrenerek halde meydana getirdiği değişiklik bireyi amel işlemeye götürecektir. Böylece dünya ve ahiret saadetine ulaştırır çünkü insan iki cihan için yaratılmış bir varlıktır.
Eğitim öğretimin amacı insanı hazırlamak ve iki cihan saadetine insanı ulaştırmaktır. Eğer aldığımız eğitim bu amacı gerçekleştir/e/miyorsa bir sorun var demektir.
İnsan yaşımın da ilk altı yaşın önemi çok büyüktür. Kişilik ve karakterin asıl temelleri bu dönemde atılır.
İkinci dönem ise altı ile on dört yaş arasıdır ki bu dönem öğrenme dönemidir. Eğitim ve öğretimin ağırlıklı olması gereken çağdır. Bu çağ tüm bireylerde çok aktif olarak değerlendirilmelidir.
Bu dönemde (6-14 yaşa arası) merak ve hareketliliğin fazla olduğu yıllarda, eğitim ve öğretimi okula hele hele dört duvar arası olan sınıf içine hapsedilmemelidir. Sınıf içine bu çağı hapsetmek okyanusta yetişmiş balığı akvaryuma almaktan farksızdır. Bu tavır ve uygulama bireyin yaşamda birçok sıkıntın da yaşanmasına sebep olur.
Hiçbir şeye dokunmadan, araştırma yapmadan, bir model ortaya koymadan, bir sunum yapmadan, bir küme raporu hazırlamadan, alet ve edavat kullanmadan geçen sekiz yılın ardından sadece verileni ezberleme bir hafta sonra unutma eğitimin ve öğretimin yerini alıyor.
Bu hareketsiz yaşam ve öğrenme ortamında sadece oturmak, sorulana cevap vermek, öğrenilen konularla ilgili sorulara yazılıda hatırlayarak cevap veren yani ezberleyen birey bu sistemde başarılı olacaktır. Analitik düşünen ve sorun çözme becerisi olan bir birey ise bu sistemde başarılı olma şansı yoktur. Bu üstün yetenekli çocuklarımız böylece heba olup gitmektedir.
Şimdi bir örnek verelim; Ortaokul 6.sınıf ders kitabından, ünite “hücre yapısı ve hücre organelleri” bu bir ünite konu tamamen ezberleme üzerine dayalı ve soyut kavramlardan oluşuyor.
Bu ünitede geçen kavramlar; hücre çeperi, hücre zarı, sitoplazma, çekirdek, kloroplast, golgi aygıtı, ribozom, sentrozom, mitokondri, doku, organ, organizma, sistem, hayvan hücresinin özellikleri, bitki hücresinin özellikleri, koful, vs ve bunların tanımları, görevleri.
Bu konuları lisede biyoloji okuyan ve soyut düşünme becerisi olan öğrencilerin kavraması bile çok zorken, Biyoloji (30 Soru) aday sayısı; 261.003 ortalaması 10,69, tüm adaylarda ise 10.13 ( ÖSYM 2017) sonuç ortada iken bu konular 11-12 yaşındaki bir çocuğa nasıl öğretilir. Bu yaşın öğrenme özelliklerine bu konular ne kadar uygun? Tamamen ezberden oluşan çocukları dersten, öğretmenden fen bilimlerinden nefret ettiren bir uygulama olması düşündürücü değil mi?
Yukarıda yerdiğim ünite bir aylık bir zamanda işlenecek ve bizim çocuklar bu konulardan sınava girecek, bol tanım ezberleyecek sonuçta % 30 bir başarı elde edilecek. Ya başarısız olan %70’in hakkı hukuku kime sorulacak.
Şimdi başarısız olan öğretmen mi? Başarısız olan öğrenci mi? Veya şöyle bir soru yönelteyim ortada bir başarısızlık var mı? Neye göre tartıp başarılı/ başarısız damgasını vuracaksınız. Öğrencini yaşına uygun olmayan ve bu çağ çocuğunun özellikleri dikkate alınmadan oluşturulan müfredata göre bizim çocuklarımız olağan üstü bir gayretle ortaokulda lisenin derslerini görerek başarılı olmaya çalışıyorlar!
Gerçek eğitim ve öğretim çocuğun içinde bulunduğu yaşa uygun olarak dizayn edilen bir müfredatla mümkün olabilir. Bu bakış açısı ile tüm derslerin müfredatlarını gözden geçirme ve sadeleştirme vakti hâlâ gelmedi mi?
Çocuklarımıza yazık etmeyelim. Hayatında lazım olmayacak birçok terimlerle onları küçük yaşta ilimden, öğrenmeden soğutmayalım. Geleceğimizi karatmayalım.