Devlet Bahçeli ne amaçlıyor?

Abone Ol

Değerli dostlar, değerli okuyucular;

Türkiye son yılların en kritik siyasi ve stratejik tartışmalarından birini yaşamaktadır. Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamalar, kullandığı “barış”, “koordinasyon”, “terörsüz Türkiye”, “yeni dönem” gibi ifadeler toplumun önemli bir kesiminde ciddi soru işaretleri oluşturmuştur. Özellikle yıllardır en sert güvenlik politikalarını savunan milliyetçi çizginin liderinden gelen bu söylemler doğal olarak insanları şaşırtmış, hatta kaygılandırmıştır.

Çünkü bu millet geçmişte yaşananları unutmuş değildir.

İnsanların aklına hemen geçmiş çözüm süreci gelmektedir. Hendek olayları, şehir yapılanmaları, şehit haberleri, devlet otoritesine yönelik meydan okumalar hâlâ hafızalardadır. Bu nedenle vatandaş bugün haklı olarak şu soruyu sormaktadır:

“Acaba devlet yeniden benzer bir sürece mi hazırlanıyor?”

Öncelikle ,Sn Devlet Bahçeli ‘ye güvenmek ve şunu net görmek gerekiyor. Bugün konuşulan mesele eski çözüm sürecinin birebir tekrarından çok, devletin yeni bölgesel şartlara göre yeni bir güvenlik ve siyaset dengesi kurma arayışı gibi görünmektedir.

Bakınız…

Bugün Türkiye sadece içerideki terör meselesiyle uğraşmıyor. Güney sınırlarımız boyunca çok büyük bir jeopolitik mücadele yaşanıyor. Suriye parçalanmış durumda. Irak hâlâ istikrarsız. İran üzerindeki baskılar artıyor. ABD’nin özellikle SDG/YPG üzerinden bölgede kurmaya çalıştığı yapı Türkiye açısından çok ciddi bir milli güvenlik tehdidi olarak görülüyor.

Devletin temel amacı muhtemelen şudur:

Türkiye içindeki toplumsal tansiyonu düşürmek, silahlı yapıları tamamen etkisiz hale getirmek ve dışarıdaki büyük kuşatmaya karşı içeride daha kontrollü bir denge oluşturmak.

Yani devlet şunu demek istiyor :

“Silahlı yapı ile mücadele devam edecek ama Türkiye içindeki sosyolojik fay hatları da sürekli kaşınmayacak.”

Burada en kritik ayrım şudur:

Devletin Kürt vatandaş ile terör örgütünü birbirinden tamamen ayıran yeni bir dil kurmaya çalıştığı görülüyor. Çünkü Ankara artık meseleye sadece güvenlik penceresinden değil, bölgesel strateji açısından da bakıyor.

Ancak toplumdaki korku da anlaşılmalıdır.

Çünkü Türk milleti şunu iyi biliyor:

Devletin iyi niyetli attığı bazı adımlar geçmişte örgüt tarafından istismar edildi. İnsanların “Acaba yine mi aynı şey olacak?” endişesi bu yüzden ortaya çıkıyor.

Fakat mevcut tablo eski dönemden farklıdır.

Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri sınır ötesinde çok daha güçlüdür. Savunma sanayii geçmişe göre bambaşka seviyededir. Devlet sahada ciddi üstünlük sağlamıştır. Bu nedenle Ankara’nın eski süreçteki kadar kontrolsüz hareket edeceğini düşünmek çok gerçekçi görünmemektedir.

Ayrıca unutulmaması gereken başka bir gerçek daha vardır:

Milliyetçi Hareket Partisi tabanı son derece hassas bir tabandır. Sn Devlet Bahçeli’nin tabanı da “devlet geri adım atsın” isteyen bir yapı değildir. Bu nedenle kullanılan dil ne kadar yumuşak görünürse görünsün, güvenlik refleksinin tamamen ortadan kalkması beklenmemelidir.

Bugün aslında Türkiye’de yaşanan şey biraz da “iç cepheyi tahkim etme” arayışıdır.

Ekonomik sıkıntılar, bölgesel savaş ihtimalleri, dış baskılar, sosyal kutuplaşma ve yaklaşan siyasi hesaplar iktidarı yeni denge arayışlarına itmektedir. “Terörsüz Türkiye” söylemi biraz da bu yüzden öne çıkarılıyor olabilir.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta vardır:

Barış söylemi ile devlet otoritesinin zayıflaması aynı şey değildir.

Toplumun en büyük beklentisi şudur:
Devlet hem merhametli olsun hem güçlü olsun.
Hem toplumsal huzuru korusun hem de milli güvenlikten taviz vermesin.

Önümüzdeki süreçte bazı başlıklar her şeyi daha net gösterecektir:

Operasyonların azalması mı yoksa devam etmesi mi?
Suriye’nin kuzeyine yönelik politikanın değişip değişmeyeceği…
İmralı hattındaki temasların resmileşip resmileşmeyeceği…
Yeni anayasa ve vatandaşlık tartışmalarının açılıp açılmayacağı…
DEM Parti ile temas seviyesinin artıp artmayacağı…

İşte bütün bu başlıklar bize Türkiye’nin gerçekten hangi yöne gittiğini gösterecektir.

Şu an için görünen tablo şudur:

Türkiye tamamen eski çözüm sürecine dönmüyor.
Ama devlet, bölgede büyüyen tehdide karşı yeni bir siyasi ve güvenlik denklemi kurmaya çalışıyor.

Milletin beklentisi ise nettir:
Devlet güçlü olsun.
Terör tamamen bitsin.
Ama Türkiye’nin birliği, bayrağı ve milli kimliği konusunda en küçük bir taviz verilmesin.Sn Devlet Bahçeli’nin yol haritası ,kendisinin ifade ettiği gibi ,
terörün tamamıyla lağvedilmesi , silahların tamamıyla bırakılması , sosyal hak arayışlarının tamamıyla siyasal zeminde yapılması sağlanana kadardır.
Apo’nun mahkum hali devam edecek ,lağvedilen PKK terör örgütünün yeni elebaşları ile toparlanmasının önüne geçilecek ,Terörün lağvedilmesi konusunda örgütün muhatap başının sadece Apo olması sağlanacaktır.
Unutulmamalıdır ki ,Sn Devlet Bahçeli ,
vatanını seven ,terörün bitmesini isteyen herkes kadar vatanseverdir ,milliyetçidir !
Hesapsız ,plansız ,vatanının hayrına olmayan iş yapmaz !
Bugün Sn Devlet Bahçeli doğu ve güneydoğuda kendisine olan sevgiyi artırırmış ,bölgenin doğal kanaat önderi olmuştur .O sebeple ,değerli dostlar ,değerli okuyucular içiniz rahat olsun .

Değerli dostlar son sözüm değişmez;
Allah vatana millete zeval vermesin.

Vesselam.