Devletin Sabri Taşarsa: Terörle Arasına Mesafe Koymayan Siyasetin Sonu

Abone Ol

Değerli dostlar değerli okuyucular,

Türkiye bugün sadece sınırlarının dışında değil, içeride de çok kritik bir mücadele yürütmektedir. Bu mücadele, silahlı terör örgütleri kadar, o örgütlerle arasına net bir mesafe koymayan siyasi yapılara karşı da verilmektedir. Bu noktada özellikle DEM Parti çizgisinde siyaset yapan bazı isimler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sabrını ve milletin vicdanını zorlayan bir tutum sergilemektedir. Bu isimlerin başında da Pervin Buldan gelmektedir.

Pervin Buldan yıllardır “siyaset” yaptığını iddia etse de, temsil ettiği çizgi ne yazık ki Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüyle örtüşmemektedir. DEM Partisi’nin ve onun etrafında şekillenen siyasetin temel problemi şudur: PKK terörüyle arasına açık ve kesin bir mesafe koymamaktadır. Kandil’de silah tutanlarla, Ankara’da konuşanların dili çoğu zaman birebir örtüşmektedir. Bu da milletin zihninde çok haklı bir güvensizlik oluşturmaktadır.

Türkiye’de Kürt vatandaşlarımız bu ülkenin asli unsurlarıdır. Devletin hiçbir zaman Kürtlerle bir sorunu olmamıştır. Sorun, Kürt halkını bir terör örgütünün siyasi aparatı haline getirmeye çalışan zihniyetledir. Pervin Buldan ve temsil ettiği siyasi hat, ne yazık ki bu ayrımı bilerek bulanıklaştırmakta, Kürt halkının haklı taleplerini PKK’nın hedefleriyle iç içe göstermektedir. Bu da hem Kürtlere hem Türkiye’ye yapılmış büyük bir kötülüktür.

Bugün ülkede yükselen milliyetçilik bir düşmanlık değil, bir savunma refleksidir. İnsanlar şunu net görüyor: Suriye’de sözde özerklik projeleri, Irak’ta fiili bölünme, İran’da etnik kışkırtmalar ve Türkiye’de terörle iç içe geçmiş siyasi söylemler aynı büyük planın parçalarıdır. Bu planın amacı Türk ile Kürt arasına duvar örmek, bu coğrafyayı parçalamaktır. Pervin Buldan gibi isimlerin söylemleri de ne yazık ki bu projelere hizmet eden bir zemin oluşturmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Ancak aynı zamanda bir beka devletidir. Kim bu ülkenin birliğine kast ediyorsa, kim terörle arasına mesafe koymuyor ve onu siyaseten meşrulaştırmaya çalışıyorsa, devletin radarındadır. Bugün sabır gösteriliyorsa bu zayıflık değil, devlet aklıdır. Ama bu sabrın da bir sınırı vardır.

Türkler ile Kürtler arasına PKK’yı sokmaya çalışanlar tarih önünde de, millet vicdanında da kaybetmeye mahkûmdur. Bu topraklar bölünmeyecek. Suriye’de, İran’da ya da Türkiye içinde çizilen hiçbir harita Türk-Kürt kardeşliğini bozamayacaktır.

Değerli okuyucular;

Son sözüm değişmez,

Allah vatana millete zeval vermesin.

Vesselam …