Dördüncü Nesil Hibrit Savaş Laboratuvarı: Afrin!

Abone Ol

Afrin’deki tünellerle ilgili her gün yeni bilgiler bizlere ulaşıyor. He geçen saat yeni tüneller, yeni barikatlar, mevziler, keskin nişancılar, yabancı savaşçılar hakkında yeni yeni bilgiler ediniyoruz. Aslında bu bilgileri sistematik bir şekilde birleştirdiğimizde dağınık ve anlamsız gibi görünen bu data yığınından anlamlı bir bütün ortaya çıkıyor. ABD kaynaklarında ve özellikle askeri talimnamelerinde önünüzdeki dönemde (yakın gelecekte) 4. nesil tünel ve meskûn mahal savaşlarından bahsedilmektedir. İstihbarat örgütlerinin taktik, teknik ve lojistik desteğinde vekâletçi savaşçılarla ve küresel güvenlik şirketleri ile yürütülmesi planlanan bu yeni nesil savaş konseptine göre harekât alanında konvansiyonel silahların özellikle tank ve zırhlı muharebe araçlarının etkisini minimize edecek, hava taarruzlarına karşı koruma sağlayacak çok sayıda birbirini destekleyen tünel ve menfezlerin oluşturulması öngörülür. Bu sayede yarı kurumsallaşmış paramiliter güçlerin düzenli ordular karşısında başarı kazanma şansları arttırılabilir. Tabi ki bu paramiliter güçler görünüşte paralı asker veya güvenlik şirketi mensubu gibi kisvelere bürünmüş istihbarat ajanlarının kontrol ve yönlendirmeleri altında bu faaliyetlerini yürütürler.

Afrin’e baktığımızda da durumun bu çerçevede olduğu görülür. Afrin adeta Yeni Nesil Hibrit Savaşlarının Laboratuvarı haline getirilmiştir. Bu laboratuvarda ABD’nin yeni savaş konsepti, dünyanın en güçlü ordularından biri olan TSK üzerinden test edilmektedir. Yabancı savaşçılar, paralı askerler veya niteliği belli olmayan seri katiller Afrin’de hatta bütün Ortadoğu’da cirit atmaktadır. Bunlar Ortadoğu’da aslında kendileri için savaşan sürüyü kontrol, koordine ve yönlendirmek için bulunmaktadır. Ve bakın Afrin’de durum daha da netleştikçe, oluşturulan tüneller ağının büyüklüğü ve cesameti daha çarpıcı hatta hayret verici bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunların bir sistematiği var biraz da bundan bahsetmek istiyorum. Bu tünellerin büyük bir çoğunluğu yerin altında inşa edilmiştir. Bunlar da iki kategoride. Bir kısmı ateş etkisini arttıracak şekilde “Z” şeklinde, özellikle tank ve zırhlı araçların hareket kabiliyetlerini kısıtlayacak tarzda ve birbirleri ile irtibatlı olarak yer altına inşa edilmiştir. Diğer bir kısmı ise karargâh ve cephanelik olarak kullanmak amacıyla hava taarruzlarının etkisinden korunabilmek için doğrudan dağların içine yapılmıştır. Her iki guruptaki tüneller doğrudan girişi engelleyecek şekilde barikatlar/bariyerlerle tahkim edilmiş, müteakiben mevziler/siperler kazılarak güçlendirilmiş, ayrıca bunların çevreleri ve tünellerin bazı yerleri tuzaklanmış ve bütün bunları koruyacak şekilde de keskin nişancılar yani Sniper’lar alana yerleştirilmiştir. Özet olarak bu tünel ağının sistematiği bu şekilde oluşturulmuştur.

Özellikle ilk 45 gün içinde bu tahkimatları yok etmek TSK için hiç de zor olmamıştır. Afrin’deki laboratuvar fareleri çoğu zaman kaçmaya fırsat bile bulamamıştır. Raco’da çok şiddetli meskûn mahal çatışmaları yaşanacağı mesajını medyaya pompalayanlar Raco’yla birlikte aynı gün Şeyh Hadid’in kontrol altına alınması karşısında sus pus oldular. Artık Raco, Şeyh Hadid ve Cinderesi’den Afrin’e giden bütün yollar kontrol altına alınmış durumda. Komandolar kovalıyor PYD kaçıyor. Şu anki manzara bu. Dolayısıyla Afrin harekatının sonuçlanma zamanı üzerindeki belirsizlikler artık ortadan kalkmış ve yaklaşık bütün alanın kontrol edilebilme zamanı hakkında daha kesin tahminler yapılmaya başlanmıştır. Fakat buradan çıkarılacak dersler vardır. Öncelikle ABD Ortadoğu’daki planlarından vazgeçmemiştir. Yakın geçmişteki Musul, Deyri Zor ve Rakka örneklerinde oluğu gibi yakın gelecekte de başka şehirlerde meskûn mahal çatışmaları öngörmektedir. Bunun için bizim de yani TSK’nın vekâlet savaşçıları üzerinden yukarıda anlattığım tarzda yürütülecek meskûn mahal harekât konseptini geliştirmesi ihtiyacı vardır. Buna yönelik eğitim, teşkilat ve teçhizat yapılanmasını geliştirmesi gerekmektedir. Bu bakımdan ÖSO’nun daha kurumsal hale getirilmesi önem arz etmekte olup bunun nasılına ilişkin konseptin oluşturulması ve uygulamalarla doktrinleştirilmesi elzem bir husustur.