DUYGU HIRSIYLA DEĞİL, DEVLET AKLI VE TÜRK TÖRE'SİYLE: İSRAİL MESELESİNE SAĞDUYULU BİR BAKIŞ

Abone Ol

Gazze'de aylardır süren katliamlar, vicdan sahibi herkesin yüreğinde derin bir yara açtı. Yaşanan vahşet karşısında toplumsal öfkenin kabarması son derece insani ve anlaşılırdır. Ancak son zamanlarda sosyal medyada ve günlük sohbetlerde sıkça duyduğumuz, "Allah Türk askerine İsrail’i tarihten silmeyi nasip etsin" türünden duygu yüklü ve aşırı tepkisel temenniler, meseleye bakışımızdaki stratejik ve ahlaki pusulanın kaybolma riskini doğurmaktadır.

Oysa Türk milletinin tarihsel hafızası, askerî geleneği ve devlet aklı bize çok daha farklı bir duruşu emreder.

Bizim derdimiz, bir coğrafyayı ya da masum bir halkı haritadan silmek değildir. Netanyahu ve etrafındaki katil sürüsünün Gazze’de masum çocuklara, kadınlara uyguladığı soykırımcı yöntemleri tüm İsrail halkına mal etmek ve aynısını onlara reva görmek ne adalet anlayışımıza ne de Türk ordusunun şanlı tarihine yakışır. Türk askeri hiçbir zaman intikam hırsıyla hareket eden bir kabile ordusu olmamıştır; aksine gittiği her yere adaleti ve nizamı götüren bir merhamet abidesidir. Mazlumun ahını alırken, kendi değerlerimizden taviz vererek zalimleşmek bizim töremize aykırıdır.

Bizim nihai hedefimiz yok etmek değil, ıslah etmek ve adaleti tesis etmektir.

Türkiye’nin duruşu; İsrail’in uluslararası hukuka, insani değerlere, komşuluk hukukuna ve evrensel adalete uygun davranmasını sağlamak olmalıdır. Amaç, Filistin halkının gasbedilen tüm haklarını teslim alacağı, özgürce yaşayabileceği adil bir düzeni kurmaktır. Bir başka deyişle, muhatabımızı yok etmek değil; onu hukuk, insanlık ve medeniyet sınırları içine çekmektir.

Savaşın da bir ahlakı, devlet yönetmenin de bir aklı vardır. Duygusal hezeyanlarla, imha söylemleriyle yol yürümek sadece uluslararası alanda haklı davamıza gölge düşürür. Türk milleti ve onun gözbebeği olan ordusu, tarihte olduğu gibi bugün de vahşetin değil, hukuk ve insanlığın teminatı olmaya devam edecektir.